• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Ankara 31 °C
  • İstanbul 31 °C
  • Konya 31 °C
  • Antalya 32 °C
  • Diyarbakır 39 °C
  • Erzurum 29 °C
  • İzmir 37 °C
  • Rize 29 °C

Okurlarımıza özel

Abdullah Büyük
Uzun zamandır Akit, yeni ismiyle Vakit gazetesinde Cuma günleri yazı-mesaj sunmaktayım. Elimden geldiği, dilimin döndüğü kadar siz vefakâr ve fedakâr kardeşlerime yanlış, hatalı yazı yazmamaya çalıştım. Siyasi konulardan ziyade, hadiseler, olaylar üzerinde dini yorumlar yapmaya gayret ettim.
Gerçek âlem olan ahret hayatının büyük mahkemesinde iflas edenlerden olmamak için sizler gibi, elimden ne geliyorsa onu yapmaya çalışırım. Çünkü ağzımızdan çıkan her çeşit sözü, kelamı yazan meleklerin varlığına inanmaktayız. Hatta her hatip, her yazar, her konuşmacı, ahret âleminin mahkemesinde konuşmalarından, yazmalarından ötürü hesaba çekilecek, ya kazanacak ya da kaybedecektir. İşte bu ve benzeri gerçekleri esas alarak, bu haftaki mesajımı siyasi alana tahsis ettim. Bu mesajımı, tarafsız olarak okuyup, vicdanlarınızda değerlendirirseniz çok sevinirim.
Kabul etsek de etmesek de AK Parti hükümet olarak iş başındadır. Neslimizi, geçmiş ve geleceğimizi temelden ilgilendiren Ergenekon dosyası ise ülkede ve dünya kamuoyunda büyük bir dikkatle izlenmektedir. Fıkıh âlimlerimizden İbn Abidin der ki: “İnsan yaşadığı zamanın olaylarını ve yaşadığı dünyayı bilmezse cahildir.” Hz. Musa"yı iyi tanımanın, kavramanın yolu, Firavun"u da tanımaktan, bilmekten geçer. Yani Hz. Musa"sız bir Firavun; Firavun"suz bir Musa"yı tanımak mümkün değildir. İyileri tanımanın yolu kötüleri bilmekten geçer. Tıpkı bunun gibi, bir asra yakındır ülke yönetimini ellerinde bulunduran gelmiş geçmiş nice insanların da yanlış ve doğrularını bilmek, en doğal haklarımızdan biridir. Gizli kapaklı bir hayatı, farklı yönleriyle kamuoyuna takdim etmiş olanların gerçek yüzleri bir geminin güvertesi gibi görülmeye başladı. Bundan rahatsız olanlar ve memnun olanlar vardır.
Muhalefette kalan partilerin AK Parti ile alakalı tavırları, sözleri, neslimiz tarafından kabul görmemekte ve muhalif partilerin başkanları ise sürekli kan kaybetmektedir. İktidar ve muhalefetin durumunu gerçek kimliği ile tanımak ve tanıtmak için, sizlere canlı ve yaşanmış bir olay anlatmak istiyorum. İlgili olayı iyi anlamamız için de bu bilgileri sizlere sunmak gerekiyordu. Şimdi rahatlıkla anlatabilirim:
Yaklaşık 40 senedir Konya"dayım. Bir nevi Konyalılaştım. Böyle olunca Konya"da olup bitenleri takip etme imkânına kavuşmuş olduk. Bir zamanlar Konya Meram Belediye Başkanlığı yapmış olan ve bir dönem de milletvekili olan Sayın Veysel Candan Bey"in -ki hayattadır- bizzat kendisinin ağzından duyduğum acı bir gerçek var, işte o acı gerçeği sizinle paylaşmak istiyorum. Bu acı gerçeği öğrendikten sonra, muhalefetin AK Parti"ye bakışını da otomatikman öğrenmiş olacağız.
Yerel seçimlerin yapılmasına az bir zaman kalmıştı. Meram Belediyesi Başkanlığını yapmış ve hayli başarılı olmuş Veysel Candan Bey ve diğer muhalif aday adayları ortak bir program yapmıştı. Ben de o programı baştan sona kadar dinledim. Tüm muhalif aday adayları, Veysel Bey"i yerden yere vuruyor, hiçbir şey yapmadığını söylüyorlardı. Ve program böylece bitti. Birkaç gün sonra Veysel Bey"le görüştüğümüzde bizzat şahsıma şu açıklamayı yaptı. Reklam araya girdiğinde, Veysel Bey şöyle demiş: “Arkadaşlar... Allah aşkı için gerçekten ben hiçbir şey yapmadım mı? Yani Meram Belediyesi olarak cidden hizmetimiz olmadı mı?” Muhalefet partilerinin aday adayları ise cevabında “Ne münasebet. Açık konuşalım, anlattıklarınızdan daha fazla hizmet yaptınız. Ancak biz muhalefetiz, halkın karşısında sizi takdir edemezdik tabii. Çok hizmetlerin oldu” demişler.
İşte ülkenin acı gerçeği budur. AK Parti"yi savunmak olarak değil, tarafsız olarak söylüyoruz ki, bugün muhalefetin AK Parti için, Ergenekon için söylediği her söz, her açıklama, her beyanat, Konya Meram İlçesi Belediye Başkanı Sayın Veysel Bey"e, muhalif parti aday adaylarının söylediği söz gibidir. Bu durum tarihi seyirde de aynı şekilde devam etmiştir. Hasetçilik hastalığına yakalanmış olan her hasta insan, karşısındaki başarılı insanları kıskanır ve hak etmediği ithamlarla, o insanı kamuoyunun gözünden düşürmek ister. Bağnazlıktan, art niyetten, taraf olmaktan uzak durarak kaleme aldığım bu küçük çaplı hadise, 70 milyon insanın yaşadığı ülke için aynıdır. Muhalefetin, ahlaki boyutu, edebi boyutu ve hatta dini boyutu bir araya geldiğinde, ağaçları canlandıran, yeşillendiren su gibi değerlidir. Aksi halde, ahlaktan, edepten soyutlanmış bir muhalefet anlayışı, muhatabını yeşertmek değil, kurutmak için mücadele yapar. Sevgi, selam ve saygılarla. Cumanız mübarek olsun.
Davet: Bu akşam, saat 19:30"da Şanlıurfa Şehitlik Çamlık toplantı salonunda, İlk Öncüler Derneği"nin organize ettiği, “Ailede Sorunlar ve Çözüm Yolları” konulu konferansa bekliyoruz. Şanlıurfa halkımıza ve tertip heyetine teşekkür ediyor, programın hayırlara vesile olmasını diliyoruz.

Bu yazı toplam 3445 defa okunmuştur.
Yorumlar
makseki
16 Nisan 2010 Cuma 08:58
ne alaka!!
hocam bu yazıyı niye yazdı anlamadım. müslümanlar olarak sistem dışında bir duruşumuz olması lazımken, muhalefetten veya iktidardan yana bir tavrımızın olmasının ne önemi var?
nasıl bir tavır geliştirmemiz gerektiği konusunda aydınlatıcı olması için mehmet pamak'ın "Müslümanların, Sistem İçi Değişime Yaklaşım Farklılıkları ve Yol Açtığı Zaaflar" başlıklı yazısını ve yine ahmet kalkan'ın "Değişim Tartışmaları Üzerine" başlıklı yazısın tavsiye ederim.
şayet anlatılmak istenen konu hased etmek ise bu farklı örnekler üzerindende anlatılabilirdi.
88.252.251.248
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim