• BIST 83.154
  • Altın 146,708
  • Dolar 3,7984
  • Euro 4,0449
  • Ankara -1 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Konya -7 °C
  • Antalya 10 °C
  • Diyarbakır 6 °C
  • Erzurum -14 °C
  • İzmir 7 °C
  • Rize 9 °C

Nijerya’da Buhari’nin zaferi

Ahmet Varol

Bu sıralarda Türkiye’de gündemi şer odaklarının seçim öncesinde kaos oluşturma ve yeni krizler üretme amacıyla saldırı konumuna geçmelerinden kaynaklanan sıkıntılar, İslâm dünyasında da zulüm rejimlerinin hâkimiyet alanlarını genişletme ve varlıklarını sürdürme amacıyla birbirleriyle karşı karşıya gelmelerinden kaynaklanan sorunlar ve çatışmalar meşgul ediyor. Bütün bu olayların zihinleri meşgul ettiği sırada Afrika’nın nüfusça en kalabalık ülkesi olan Nijerya’da da başkanlık seçimi yapıldı. 

Boko Haram adlı örgütün etki alanını genişletmesi sebebiyle son yıllarda Afrika’yla ilgili haberlerde sıkça ismi geçen Nijerya’da, Muhammed (Nijerya diliyle Muhammedu) Buhari 2011’de yine Goodluck Jonathan adlı rakibi karşısında kaybettiği seçimi bu kez kazandı ve yeni dönemde başkanlık koltuğuna oturacak. 

Nijerya’da adeta bir hıristiyanlaştırma ordusu oluşturan misyoner teşkilatlarının hararetle ve açıktan destekledikleri Jonathan’ın 2011’de seçimleri kazanmasının hile yapılmasından kaynaklandığı bir çok yorumcu tarafından dile getirilmişti. Çünkü Nijerya’da her ne kadar misyoner teşkilatlarının güdümünde hazırlanan istatistik raporlarında hıristiyanların sayısı Müslümanların sayısına çok yakın hatta bazen eşit gösterilse de gerçekler çok farklıdır ve uzun yıllardan beri sürdürülen yoğun hıristiyanlaştırma faaliyetlerine rağmen Müslümanlar hâlâ baskın bir çoğunluğa sahiptirler. 

Nijerya Müslümanları 2011 seçimlerinde de Buhari’yi destekliyorlardı ve tek bir adayın arkasında oylarını birleştirmeleri durumunda onun kazanacağına kesin gibi bakılır. Üstelik 2011’de Jonathan’a destek veren kitleden bu kez bir kayma olmadığı belki onun iktidarı elinde bulunduruyor olması sebebiyle devletin imkânlarından kaynaklanan tüm avantajların da onun lehine çalıştığı, misyoner teşkilatlarının da destek vermeye devam ettikleri biliniyor. 

Bu durum karşısında geriye bu kez seçimlerin daha dürüstçe yapılmış olması ihtimali kalıyor. Öyleyse hâkim güçler neden buna ihtiyaç duydular? Kendilerini tezkiyede öne çıkardıkları “demokrasi ahlâkı” gereği mi yoksa başlangıçta kontrollü hareket etmesine fırsat verilen ve Müslümanları karalamanın bir aracı olarak kullanılan Boko Haram’ın gittikçe ipleri koparması sebebiyle Jonathan’ın artık onunla savaşta yorulduğu için bu işi “Müslüman” etiketli birine devretme ihtiyacı duymasından dolayı mı? Ben şahsen ikinci ihtimalin daha güçlü olduğuna kanaat ediyorum. 

Seçimlerde hile yapılmaması durumunda Buhari’nin kazanması kesin gibiydi ve yeni dönemde oluşan şartların gerektirdiği hesaplardan dolayı buna ihtiyaç duyulmuştur. Bu bir ikram değil yine stratejik hesaplarla bir haksızlığa ara verilmesidir. 

Dinî kimliklere göre tanımlama ve ayrıştırmanın öne çıktığı ülkelerde siyasi rekabet alanında bu kimlik çoğu zaman dinî duyarlılığa dikkat çekme amacıyla değil bir etiket ve marka olarak kullanılıyor. Ama bu etiketler her ne kadar siyasî liderlerin belli bir inanç doğrultusundaki duyarlılığını ifade etmese de kitlesel tabanla ilgili bağlantıları hakkında fikir verebiliyor. Bu bağlantılar kısmen siyasi çizgiye de yansıyor. O yüzden hıristiyan nüfûsun Jonathan’ın arkasında durması, misyoner teşkilatlarının da destek vermeleri onun hıristiyanlığın sunduğu hayat tarzına bağlı kalma duyarlılığı sebebiyle değil kitlesel tabanla ilgili bağlantılar ve beklentiler sebebiyledir. Aynı şey Muhammed Buhari’nin Müslüman kimliği için de söylenebilir. Fakat misyoner teşkilatlarının her tarafına yuvalandığı ve toplumların başta ekonomik ihtiyaçları olmak üzere tüm sıkıntılarını istismar ederek hıristiyanlaştırma faaliyetlerini yaygın bir şekilde sürdürdükleri Afrika kıtasında özellikle misyonerliğin ana üssü gibi kullanılan Nijerya’da mensubiyet yani etiket de doğal olarak önemseniyor. Yani insanlar kaliteye değil markaya bakmak zorunda kalıyorlar. 

Seçimlerden çıkan sonuçlar Nijerya’da, Boko Haram üzerinden yapılan karalamalarda özellikle Müslüman kimliğini yıpratma siyaseti izlenmesinin Müslüman topluluğu pek etkilemediğini gösteriyor. Ama bu siyasetin önemli amaçlarından biri de çeşitli karşılıklarla hıristiyanlaştırılan kitlenin asıl kimliklerine geri dönmelerinin önlenmesidir ve bu konuda ne kadar başarılı olduklarını bilmiyoruz. 

yeniakit

Bu yazı toplam 304 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim