• BIST 83.059
  • Altın 146,576
  • Dolar 3,7547
  • Euro 4,0354
  • Ankara -7 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Konya -7 °C
  • Antalya 9 °C
  • Diyarbakır 4 °C
  • Erzurum -23 °C
  • İzmir 6 °C
  • Rize 4 °C

Netanyahu’nun yeni koalisyonu

Ahmet Varol

6 Aralık 2014’te yayınlanan “Gazze Netanyahu’yu bitirebilir” başlıklı yazımızda, Netanyahu’nun geçen yaz Mısır diktatörü Sisi’nin desteğine çok güvenerek Gazze’ye düzenlediği saldırıdan umduğunu alamamasının, o yüzden yine diktatör Sisi’yi devreye sokup Filistin direnişinin şartlarına razı olarak ateşkesi kabul etmek zorunda kalmasının onun siyaset alanında tükenişinin de bir başlangıcı olabileceğini dile getirmiştik.

Çünkü bu konuda yaşanmış çok önemli tecrübeler var. Filistin direnişini kesin bitireceği vaatleriyle gayet iddialı bir şekilde 2001’de işgal rejimi hükümetinin başına geçen Ariel Şaron’un Gazze’ye yerleştirilen yahudi göçmenler için inşa edilmiş villaları kendi elleriyle yıkıp oradan çekilmek zorunda kalması onu komaya sokmuştu. Bu çekilme onun beynini öylesine karıştırdı ki 4 Ocak 2006’da şiddetli beyin kanaması geçirerek bitkisel hayata girdi. Tam sekiz yıl süren deprenişin ardından 11 Ocak 2014’te çukuruna yuvarlandı.

Önce Şaron’a vekaleten sonra da seçim yoluyla işgal hükümetinin başbakanlık koltuğuna oturan Ehud Olmert, 2008 sonuna doğru “Dökme Kurşun Operasyonu” adıyla başlattığı saldırıda gayet iddialıydı. Ama yirmi iki gün sürdürdüğü ve şiddette sınır tanımadığı saldırılarında kendi askerlerinin artık ciddi şekilde dökülmeye başladığını ve kaçacak delik aradıklarını görünce “biz amacımıza ulaştık” diyerek kendini bile kandıramadığı yalanıyla halkını kandırmaya kalkışarak tek taraflı ateşkes ilan etmek zorunda kaldı. Oysa başlangıçta Gazze’ye girip Hamas’ın tüm liderlerini tasfiye edeceği, onlardan sağ ele geçirdiklerini işgal zindanlarına götüreceği, sonra da Gazze’yi kendisiyle işbirliği içindeki Mahmud Abbas’ın adamlarına teslim edip çekileceği iddiasında bulunan Olmert’in kendi askerlerinin dökülmesi üzerine ateşkes ilan etmek zorunda kaldığı kimsenin dikkatinden kaçmıyordu ve bu yenilgi onu siyaset sahnesinden çekilmek zorunda bıraktı.

Netanyahu 8 Temmuz 2014’te başlattığı savaşta, ABD yardımlarıyla yaptığı Demir Kubbe sistemine ve Sisi’nin Gazze’yi ablukaya almada verdiği açık desteğe güvendiği için bu kez bölgedeki direnişi bitireceğine inanıyordu. Ama yine sınır tanımadan gerçekleştirdiği saldırılarla 26 Ağustos’a kadar sürdürdüğü savaşta daha fazla ısrar etmesinin kendisine pahalıya mal olacağını görünce yine Sisi’yi devreye sokup direnişin tüm şartlarına razı olarak ateşkesi kabul etmesi yenilgi ilanı anlamına geliyordu ve bu gerçeği onu destekleyen medya organları bile itiraf ettiler.

Netanyahu, geçmiş tecrübeleri dikkate alarak partisinin daha fazla fire vermesine fırsat vermeden parlamentoyu dağıtıp erken seçime gitmek suretiyle yangından mal kurtarma taktiğine başvurmayı tercih etti. Her şeye rağmen seçimlerden yine fire vererek çıkacağını ama en azından birinci parti vasfını koruyarak yeni hükümeti kurma hakkı elde etmeyi ve böylece yeni dönemde iktidarı elinde tutmayı umuyordu.

Bu amacını gerçekleştirdiği söylenebilir. Ama koalisyon oluşturma aşamasında seçimdekinden fazla yıprandı. Çünkü kendine yakın gördüğü partilerden bazıları hükümetine ortak olmadılar. Çünkü onun su alacağını kesin olarak gördükleri gemisine binmek istemediler. Bunlardan biri de en yakın ortaklarından sayılan Liberman’dır.

Bunun üzerine Netanyahu yeni koalisyonda, ırkçı ve aşırı siyonist partilerle kurduğu ittifakla temin ettiği taşıma suyla değirmenini çalıştırma yoluna gitti. Ama çok hassas bir noktada durduğu görülüyor. Çünkü kurduğu yeni koalisyonun 120 üyeli parlamentoda sadece 61 sandalyesi olacak. Yani en ufak bir sallantıda çökme ihtimali olan bir bina.

Bu durum Netanyahu’nun küçük ortaklarına her bakımdan eli mahkum ve önlerinde sürekli boynu eğik, dolayısıyla hükümette onların önünde zayıf yani iktidarsız olması sonucu doğuracak. Aşırı siyonist ve ırkçı görüşlere sahip küçük ortakları da bu durumunu fırsat olarak değerlendirecekler. Çünkü ona yaptıracakları işlerin yükümlülüğünün Netanyahu’ya, aşırı siyonist kitlelerin oylarını getirecek kazanımlarının ise kendilerine ait olacağını düşünecekler.

Böyle bir koalisyonun başına geçmek Netanyahu’nun siyaset sahnesinde artık bittiğinin göstergesidir. Aslında Olmert gibi sahadan çekilme kararı verseydi daha akıllıca bir iş yapmış olurdu.

yeniakit

Bu yazı toplam 364 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim