• BIST 102.556
  • Altın 261,235
  • Dolar 5,7104
  • Euro 6,3685
  • Ankara 20 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Konya 20 °C
  • Antalya 30 °C
  • Diyarbakır 29 °C
  • Erzurum 22 °C
  • İzmir 27 °C
  • Rize 23 °C

"Nereden Nereye Geldik"?

"Nereden Nereye Geldik"?
Milli Gazete Yazarı Fatma Tuncer, İslam coğrafyasındaki işgalcilere karşı mağlubiyetin kültürel değerlerden taviz vermekle başladığını söyledi.
Nereden Nereye Geldik?
 
Televizyonun evlerimize ilk girdiği yıllara ait hikâyeler anlatılır. Rivayete göre karşı cinsle ilişkilerini İslam’ın öngördüğü çerçevede sürdüren ninelerimiz ekranda hareket eden insan görüntüleri ile karşılaşınca, başlarını örtüp, yüzlerini çevirir ekrana bakmamaya özen gösterirlermiş. O günlerde İslami hassasiyet taşıyan kimseler kültürel değerlerimizle örtüşmeyecek görüntüler sergileyen bu aracı evlerimizin mahrem alanlarına kadar sokmanın dinen caiz olup olmadığını tartışmışlar. Fakat miadının ilk günlerinde kültürel dokumuza yakın içeriklere ağırlık verilerek bizleri bir nevi adapte sürecine tabi tutmuşlar. Nitekim zaman her şeyi altüst edecek ve ilk günler başlarını arkaya çeviren ninelerimiz, bu kara kutuya bağımlı hale geleceklerdi, öyle de oldu.
 
Televizyonun tek kanallı sistemle çalıştığı dönemlerde, insanlar hoşça vakit geçiriyoruz bahanesiyle programları büyük bir titizlikle takip ediyor ve burada lanse edilen hayatlara özeniyorlardı. Ve yıllar su gibi akıp gitti, çok kanallı yayınlar, internet ve sosyal medya derken hayatımıza giren bu araçlar bizim kişiliğimizi, kimliğimizi ve bakış açımızı şekillendiren, değiştiren ve hatta yönlendiren bir güç haline geldi. Eskiden çocuklarımız annelerinin bilgi, birikim ve nasihatleri ile büyürlerdi şimdilerde ise bu işi annenin yerine geçen rol modeller yapıyor. Çocuk annenin yanında büyüyor fakat onun varlığını bir türlü hissedemiyor, onunla yakınlık kuramıyor.
 
Kapitalist sistem bizleri bilinci körelmiş tüketim nesneleri haline getirdi. Bizler dizilere ve eğlence programlarına odaklı yaşayıp hoşça vakit geçirdiğimizi düşünürken, zihnimize gönderilen mesajlar, davranışlarımızı ve tüketim şeklimizi şekillendirmeye başladı. Giyim tarzımızı, yeme içme adabımızı, insanlarla ilişkilerimizi bize ekranlarda sunulan modele uydurarak sisteme entegre olmaya başladık. Zaman geçtikte bu araçlara o kadar bağımlı hale geldik ki, televizyon, internet, cep telefonu  olmazsa olmazlarımız arasında yer almaya başladı. Yani bunu asla yapmam dediğimiz her şeye alıştık alıştırıldık…
 
Doksanlı yıllarda bir tesettür mağazasının hazırladığı defileye karşı yapılan yorumları ve gösterilen tepkileri hepiniz hatırlarsınız. Tesettürün kadını koruyan bir değer olduğunu dolayısıyla modaya alet edilemeyeceğini savunup tepkilerini sert şekilde dile getiren dindar kesim karşı cenahın dikkatini çekmişti. Peki, sonra ne oldu? Sonra tesettürü kadını koruyan bir değer olarak değil, onun cinselliğini öne çıkaran ve cazip hale getiren unsur olarak gören bir anlayış ve bu anlayıştan beslenen bir sektör ortaya çıktı. Medyada daha çekici olabilmek için birbirleri ile rekabete giren sözde başörtülü kadınlar, biz buradayız mesajı vermeye ve kedilerini model olarak göstermeye devam ettiler. Dişilikleri ile öne çıkan bu hanımları artık yaşamın tüm alanlarında görmeye başladık. Evet, onlar sorduğunuzda tesettürü savunuyorlardı fakat temsil ettikleri tesettürün kadını koruyan ve ona muhteremlik katan tesettürle uzaktan yakından alakası yoktu. Peki, ne yaptık? Tesettürü modanın bir parçası olarak görmeye ve kapitalist sistemin hizmetkârlığını yapmaya devam ettik.
 
Yılbaşı programları gündeme ilk geldiği günlerde insanlarımız, “Bu Hıristiyanların bayramı, biz buna alet olamayız” deyip tepkilerini ortaya koyup o fotoğrafın içinde yer almamak için çaba göstermekteydiler. Fakat bugün yediden yetmişe herkes yılbaşı programlarına iştirak ediyor, resmi tatil ilan edilen yılbaşında insanlarımız çocuklarına Noel baba hikâyeleri anlatıyor, fahiş alışverişler yapıp Hıristiyanlara taş çıkartacak görüntüler sergiliyor. Oysa Resulullahın bu konudaki tavrı gün yüzü kadar nettir: “Kim bir kavme benzemeye çalışırsa o onlardandır.”
 
Bugün düşünme, soru sorma yetisini kaybetmeyen bazı Müslümanlar, “Nasıl oluyor da İslam coğrafyasında akıl almaz işgal ve katliamlar gerçekleşiyor? Müslümanlar neden zulme karşı sessiz kalıyorlar?” diye soruyor ve makul bir cevap arıyorlar. Oysa bizler savaşı, kültürel değerlerimizden taviz vermeye başladığımız gün kaybettik. Zira kendi kimliğine, kültürüne ve değerlerine yabancılaşan bir toplum düşmanın maiyeti altına girmeye ve mağlup olmaya mahkûmdur.
 
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
dfgfg
07 Ocak 2019 Pazartesi 21:58
21:58
malesef egitim sistemimizi abd ve ingilrere belirliyor yapcak birşey ister islami humet ister laik huket gelsin ahepsi abd ve ingilre avrupa bagimlilar hkim gelirse gelsin hepsi onlardan bizden bir hukumet yok malesef
188.3.120.249
Diğer Haberler
  • Mehmet Şimşek İddiası21 Temmuz 2019 Pazar 20:38
  • İsmail Küçükkaya İşten Çıkarıldı20 Temmuz 2019 Cumartesi 14:52
  • Hakan Atilla Tahliye Edildi19 Temmuz 2019 Cuma 15:50
  • Davutoğlu: Suriye Konusunda Tek Suçlu Ben miyim ?18 Temmuz 2019 Perşembe 17:10
  • Ali Babacan Beni Neden İstemiyor Bilmiyorum18 Temmuz 2019 Perşembe 16:54
  • Fatih Altaylı: Rusya'nın Uçağını Alalım18 Temmuz 2019 Perşembe 16:48
  • SU-35 Uçağının Özellikleri18 Temmuz 2019 Perşembe 16:39
  • 54 Müze Siyonist Destekçisi Firmaya Emanet Edildi18 Temmuz 2019 Perşembe 16:33
  • Başörtüsü Düşmanlığı Hortladı18 Temmuz 2019 Perşembe 16:30
  • Davutoğlu: Benden Her Şey Olur da Düşük Profilli Bir Şey Olmaz18 Temmuz 2019 Perşembe 11:53
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim