• BIST 92.322
  • Altın 189,164
  • Dolar 4,7936
  • Euro 5,5865
  • Ankara 17 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Konya 18 °C
  • Antalya 25 °C
  • Diyarbakır 22 °C
  • Erzurum 12 °C
  • İzmir 26 °C
  • Rize 23 °C

Ne Yapıyorsunuz Ulan Siz

Ne Yapıyorsunuz Ulan Siz
İstanbul Emniyeti o gün tarihi günlere tanıklık ediyordu, polisler silahlarını her an kılıfından çeker gibi hazırlamıştı

İstanbul emniyetine savcılardan bir emir gider, liste uzundur…Başbakan Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan başta olmak üzere bir çok ismin evinden alınıp getirilmesi istenir. Ne tuhaftır ki oluşturulan liste Türkiye'nin mega projelerini yapan, değişim ve dönüşümü sağlayan iş adamlarının, stk temsilcilerinindir.

Bir zamanlar nasıl ki açılımı baltalamak için BDP’lilerin ellerine kelepçe vurup onları sıra sıra dizenler aynı tablonun bir benzerini yapmak istediler ama güçleri yetmedi. Hala da yapmak için uğraşıyorlar ama Allah’ın kalplerin sahibi olduğunu unutuyorlar…

Kabadayılıkta tesbih jargonunu kullananlar, evlere gidip yelekler değiştirerek bir şeyler bulmak için uğraşanlar, bulanlar oldu, bulamayıp bulmuş gibi yapanlarda oldu…

O gece İstanbul emniyetinde bas bas bağırıp savcı emri uygulamıyor deyince birkaç emniyet amirinin sesi duyuldu, “Meslek hayatıma da mal olsa Bilal Erdoğan’ı almaya gönüllüyüm”

Hakaretler hava da uçuştu, kapılar arkadan sürgülendi, en ağır hakaretler edildi…Bir savcı ferman buyurmuş tu, “Bilal alınacaktı”

Erdoğan'ı kelepçeli hayal eden, bugünleri kendisine göstermesini Allah'tan niyaz edenler, bunun heyecanıyla her şeyi unutuyorlardı. Kendi küçük dünyalarında bununla yarınlarını düşünüyorlardı.

İstanbul Emniyeti o gün tarihi günlere tanıklık ediyordu, polisler silahlarını her an kılıfından çeker gibi hazırlamıştı. Bir ses duyuldu, bıyıkları hilal şeklinde, Anadolu şivesiyle konuşan, bir ses duyuldu…

-Ne yapıyorsunuz ulan siz, ülkenin bekası söz konusu, siz kimsiniz ki, hem savcı hem polis hem yargıç oluyorsunuz, siz kimsiniz”

Herkes birbirine baktı, Bilal’i alacağız diyenler, ses çıkarmadı aynı ses devam etti…

-Biz bu memleketin bekasını düşünürüz, biz yanlış yapan varsa onun cezasını çekmesini isteriz, biz canımızı vatanımız için vermekten geri durmayız. Bugün yapılmak istenen ülkenin bekasıyla oynamaktır, biz buna müsaade etmeyiz”

Biz canımızı vermekten çekinmeyiz sözü, bizim cesedimizi çiğnemeden bu işi yapamazsınızdı…O gün ülkücü polisler bütün bu olup bitenler karşısında cemaat polislerinin karşısında durmuşlardı…Silahların çekilme riskine rağmen ülkenim bekasına zarar verecek girişimler engellenmeye çalıyordu.

Emniyet Müdürlüğünde telefonların ardı arkası kesilmiyor, savcıların emniyet görevlilerine verdiği göz dağı işe yaramıyordu. Devlet devlet içerisinde kitlenmiştiBir taraftan Savcıların Cumhuriyeti diğer taraftan Türkiye Cumhuriyeti, tercih yapılıyordu

O gün emniyet müdürlüğünde en çok duyulan seslerden biriydi, “Maklubeciler sizi”

Kısıklı’da hareketli saatler yaşamıyordu, yola çıkanlar var deniyordu, alıp geliriz deniyordu. Özel harekâtçı polisler göğüslerini siper etmiş “Başbakanın mahremine kimseyi sokmayız” diyordu…

Gece devam ederken Ankara’dan bir ekip İstanbul’a gelmişti, duruma baktılar, görev yetkileri dışına çıkma ihtimali bulunan emniyet görevlilerini süzdüler, isteselerdi hepsini o gece “Üstlerini dinlememekten” dolayı bir şekilde pasifleştirebilirlerdi…

Ankara’da bir liste bir kuruma doğru yola çıktı, oldukça kalındı. Kırmızı ve gri alanlar bir bir tespit edilmiş, emniyet imamlarından, yargı ve medya imamlarına kadar geniş bir çalışma yapılmış ve bu çalışma ile kimin kimden ne adına emir aldığı tek tek saptanmıştı. Başbakan’ın yanındakiler kendi aralarında neden adım atılmadığını, neden anladıkları dilden konuşulmadığını konuşuyorlardı. Bir ses duyuldu, “Ülkenin bekasını düşüneceğiz, tuzaklara düşmeyeceğiz, önce inlerinden çıkaracağız, sonra ne yapacaklarını göreceğiz, millete teşhir edeceğiz. Arsızlaşan olursa, gücünü millet için kullanmayanları o zaman tek tek derdest edeceğiz”

Hava soğuktu, hedefler belliydi…O gece herkes Tel Aviv’in söylediklerini düşünüyordu…”Dindarları dindarlarla terbiye edeceğiz, dindarlarımıza söyleyin korkmasınlar…”

Ülkenin bekasını isteyenler işte bunun için ölümü göze alıp “Dur” diyorlardı…

O akşam bir ses bedduaya karşı dua sesini mırıldanırken, "Efendi Hazretleri" arıyor dediler, doğruldu etrafa baktı "İnşallah hayr olur " dedi..."

Bir başka ses "Seyda'nın selamı var", diğeri efendim Kudüs'te, karadağ'da dualar ediliyor" dedi...

17 Aralık tarihi üzerine ebced hesabı yapıldı. Nedense akıllara Şeyh Ahmet Yasin ve ABD İstihbarat örgütlerinin dedikleri göze çarptı: "2020'den sonra İsrail diye bir devlet olmayacak"

Bir başka yazı masada duruyordu: ‘Tartan’ın Aşdod’a geliği yıl Aşur kralı (Anadolu’nun kralı) Sargon’un harekete geçtiği zaman olacaktır. İşaya, 20, 1)

Gargat ağacı en çok nerede yetişirdi ona bakmak gerekecek...


Bir rüya mıydı, bir gerçek miydi ama Türkiye’ydi….

tımetürk / Hüdaverdi Allahverdi

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Cinsel İstismar ve Hukukun Manipülasyonu: Amerika04 Temmuz 2018 Çarşamba 20:36
  • Başbağlar Katliamı'nın 25. Yılı04 Temmuz 2018 Çarşamba 17:41
  • Sivas Mağdurları Yargılanmayı Bekliyor02 Temmuz 2018 Pazartesi 13:14
  • "Büyük ‘Müslüman Alim’ Fuad Sezgin’i Ebediyete Uğurlarken.."02 Temmuz 2018 Pazartesi 12:42
  • Etyen Mahçupyan ve Elif Çakır Veda Etti30 Haziran 2018 Cumartesi 12:55
  • Dilipak: Dost Acı Söyler30 Haziran 2018 Cumartesi 12:30
  • Hakan Albayrak: Ben İşime Bakıyorum30 Haziran 2018 Cumartesi 12:11
  • ŞEYH SAİD'İN SON SÖZÜ NEYDİ ?29 Haziran 2018 Cuma 20:37
  • 28 Şubat Hortladı28 Haziran 2018 Perşembe 13:17
  • Babaoğlu: Özel Olarak Üretilen "Manyaklık"28 Haziran 2018 Perşembe 06:42
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim