ABD’de Deah Shaddy Barakat, eşi Yusor Muhammed ve baldızı Razan Muhammed’in evlerinde katledilmesi sonrası bazı medya kuruluşları olayı “park kavgası” iddiasıyla vermeye çalışırken, perde arkasında Müslümanlara karşı nefreti körükleyen aktörler ise görmezden geliniyor. Arap-Amerikan Ayrımcılık Karşıtı Komite Direktörü Abed Ayoub’a göre, katliama dair şuana kadar herhangi bir açıklama yapmayan ABD yönetimi ile sağcı siyaset eleştirmeleri ve film endüstrisi Arap ve Müslüman karşıtı tutumun sorumlusu. Buna Amerikan basının “Müslüman katliamını” hafife indirgemesi de eklenince cinayetlerin üstünün örtülmesinden endişe ediliyor.
BAŞKA DİNDEN OLSA...
İngiliz Independent gazetesine konuşan Komite Direktörü Ayoub, “Bu ülke terörizmin bir dini ya da etnik kimliğinin olmadığının farkına varmalı. İslamofobiye son verilmeli. Biz, medyanın da nefret suçu ve nefret söyleminin etkisine daha çok dikkat çeken bir rol oynamasını istiyoruz” dedi ve öldürülenlerin başka bir dinden olması halinde verilecek tepkinin “yüzde 100” tam tersi yönde olacağını vurguladı. ABD’de Arap karştı tutumun, 2010’da ‘Sıfır Noktası’na cami yapımı sonrası yükselişe geçtiğine dikkat çeken Ayoub, “American Sniper” (keskin nişancı) filminin de bir dönüm noktası olduğunu söyledi.
TEHDİT 3 KAT ARTTI
Ayoub, “Doğrudan filmle bağlantılı görünmeyebilir ancak bu filmi izleyenlerde İslamofobi ve Arap karşıtlığı fikri şekillendi” derken, Arap-Amerikan Ayrımcılık Karşıtı Komite’ye göre, ABD’de yaşayan Müslümanlara yönelik tehditlerin Oscar adayı “American Sniper” filminin gösterime girmesinin ardından üç katına çıktı. ABD’de yaşayan birçok kişi filmin etkisinde kalarak Müslümanlara yönelik nefret ve tehdit içeren mesajlar gönderdi. Ortadoğu’ya savaşmaya giden bir ABD askerinin başından geçenleri anlatan ancak Müslümanları şiddet yanlısı olarak gösteren film dünya genelindeki Müslümanlardan tepki alıyor.

Müslüman kimliğini vurgulamayın!

Hem İslam karşıtlığı hem de militan profiliyle dikkat çeken Craig Stephen Hicks tarafından öldürülen gençler Müslüman olunca “din” vurgusunun “anlamsız” olduğu yorumları yapılmaya başlandı. Batı medyası, aşırı grupların saldırılarını “İslamcı terörist” başlıklarıyla vermeyi tercih ederken, Washington Post gazetesine yazan Kathleen Parker, öldürülen gençlerin “Müslüman” olmasının ifade edilmesinden duyduğu “rahatsızlığı” dile getirdi. Parker, “Müslüman olduklarını neden söylüyorlar? Neden manşetlerde bu bilgi defalarca yer alıyor?” derken, kurbanların başka bir dinden olmasının telaffuz edilmesinin gereksiz olduğunu savundu.

 Yeni ŞAFAK