• BIST 81.712
  • Altın 147,331
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Ankara 1 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Konya 2 °C
  • Antalya 15 °C
  • Diyarbakır 4 °C
  • Erzurum -14 °C
  • İzmir 11 °C
  • Rize 7 °C

Müslüman Kardeşler kapatılabilir mi?

Ahmet Varol

İslâm âleminde zulüm rejimlerinin, arkalarında duran uluslararası ve bölgesel emperyalist güçlerin desteğiyle ayakta kalma savaşları sürerken Pakistan halkı da şiddetli bir deprem felaketi geçirdi. Yüce Allah’tan bu büyük felaketten etkilenen tüm kardeşlerimize yaralarını sarmada yardımcı olmasını, ölenleri de rahmete kavuşturmasını diliyoruz. Zulmün ayakta kalma zorbalığından kaynaklanan sıkıntılar, Müslüman halkların yaralarını sarmada birbirlerine yardımcı olmalarını da zorlaştırıyor. Ama her şeye rağmen kardeşlik bilinciyle dayanışma ve yardımlaşma konusunda gayretlerin süreceğine inanıyoruz.

Baas diktasının ayakta kalması için çeşitli oyunlara başvuruluyor. Gerçekte direnişin önünü tıkamaya çalışan bazı kirli faaliyetlerin direniş adına yapılıyormuş gibi gösterilmesinin arka planında da bu oyunların bulunması ihtimali yüksektir. Zaman içinde bu oyunların daha da aydınlığa kavuşturulmasını umuyoruz.
Bir yanda bütün bunlar yaşanırken diğer yanda kamuoyunun dikkatlerinin farklı yönlere çekilmesinden istifade etmeye çalışan Mısır cuntası, iktidarı gasp ettiği tarihten bu yana davulunu çaldığı bir kararını resmen açıkladı. Müslüman Kardeşler’in kapatıldığını bildirdi.
Oysa Müslüman Kardeşler kapatılabilecek nitelikte bir yapılanma değildir. Çünkü belli bir inanç, düşünce, ideal ve teşkilatlanmayı ifade eden kitlesel yapılanmadır. Dolayısıyla bu inanç, düşünce ve ideali paylaşan kesimi yok edemediğiniz sürece onun oluşturduğu yapılanmayı da kapatmanız, ortadan kaldırmanız mümkün değildir. Müslüman Kardeşler bir dernek, vakıf, cemiyet ya da siyasal parti değildir. Bunların hepsi onun sahip olduğu düşünce ve ideali topluma götürmesi, hizmetlerini belli bir teşkilat düzenine sokarak açıktan yürütebilmesi için kullandığı araçlardır. Bu araçları kullanması geçmiş dönemlerde de engellendi. Kurduğu teşkilatlar kapatılarak faaliyetleri yasa dışı ilan edildi. Ama hiçbir zaman Müslüman Kardeşler kapatılamadı. Çünkü o, toplumun bir parçasını oluşturuyordu ve mensuplarının tümü kendilerini sahip oldukları inanç ve düşünceye göre tanımlıyorlardı. Sahip oldukları düşünceyi ve ona göre üretilen hizmeti toplumun diğer kesimine götürmeleri engellense dahi onlar kendilerini bir ömür boyu öyle tanımlamaya karar vermişlerdi.
Aslında bütün bu faaliyetlerin yasa dışı ilan edilmesi ya yasaların siyasi amaçlar doğrultusunda çarpıtılması veya tamamen hukuk dışına çıkarılması suretiyle olabiliyordu. Çünkü Müslüman Kardeşler’in ideallerinin başında, zulme son vermek ve hakkı hâkim kılmak geliyordu. Dolayısıyla haksızlık onun yaptığında değil maruz kaldığında idi. O yüzden yargı mekanizmasının engellediğini, toplumun diğer kesimine götürmeleri için kişisel ilişkilerini ve toplumsal bağlantılarını kullanmalarının önünde hukuki veya ahlâkî bir engel yoktu. Bu sebeple zulmün geçmiş dönemlerinde başvurulan yasaklamalar Müslüman Kardeşler’in tabanının küçülmesine değil tam aksine genişlemesine sebep olmuştur.
Şu anki gayrimeşru cuntanın kararı da zaten Müslüman Kardeşler’i değil onun uygulamadaki yasalara göre kurmuş olduğu teşkilatını kapatma yönündedir. Kararın uygulamaya geçirilmesi yani teşkilatın çalışmalarının tamamen durdurulması ve mal varlıklarının gaspı konusunda da yargılama sürecinin sonuçlanmasının bekleneceği açıklandı. Gerçi şu an yargı mekanizması bir hukuk mekanizması olarak değil tamamen cuntanın gayrimeşru uygulamalarına yasalardan kılıf bulma aracı olarak çalıştığından Müslüman Kardeşler’in fiili teşkilatının ilgası için açılan davada yargılama sürecinden de olumlu sonuç yani bir hayır beklenmiyor.
Fakat Müslüman Kardeşler ve halkın kazanımlarının iade edilmesini isteyen kitlenin tamamı zaten iktidarı silahın gücünü kullanarak gasp eden cuntayı ve onun güdümündeki yargıyı tanımıyor. Bundan dolayı cuntayı tanımayan kitle herhangi bir şeyi meşrulaştırmada onun kararlarına dayanma ihtiyacı duymadığı gibi onun güdümünde alınan yasaklama kararlarının da bir meşruiyetinin olacağı inancında değil. Cuntanın tahakkümü hukuka değil tamamen silahın insanlık dışı tehdit gücünü kullanan zorbalığa dayanıyor. Ancak halkın haklarını geri alma konusundaki kararlılığı silahın gücüne dayalı zorbalığı yenecektir Allah’ın izniyle.

yeniakit

Bu yazı toplam 539 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim