• BIST 107.148
  • Altın 143,559
  • Dolar 3,5506
  • Euro 4,1367
  • Ankara 28 °C
  • İstanbul 30 °C
  • Konya 28 °C
  • Antalya 37 °C
  • Diyarbakır 38 °C
  • Erzurum 27 °C
  • İzmir 36 °C
  • Rize 27 °C

Mursi’nin Çağrısı

Ahmet Varol

İslâm âleminde halk desteğinden ve meşruiyetten tamamen yoksun, silahın gücüyle ve uluslararası emperyalizmin desteğiyle hâkimiyetlerini sürdüren diktatörler saltanatlarına güya “demokratik meşruiyet” kazandırabilmek için bu sıralarda arka arkaya seçimler yapıyor. Bu seçimlerin sadece birer tiyatro olduğu ve kesinlikle halklara seçme hakkı verme anlamı taşımadığı bağımsız düşünebilen bütün yorumcular tarafından dile getirildi. Biz de aylık Vuslat dergisinin Haziran sayısı için yazdığımız “Seçme Hakkı mı Onaylama Zorunluluğu mu?” başlıklı yazımızda Cezayir, Irak, Afganistan, Lübnan, Mısır ve Suriye’de arka arkaya gerçekleştirilen göstermelik seçimlerin genel bir değerlendirmesini yaptık. Bu yazıyı web sitemizden de (www.vahdet.info.tr) okuyabilirsiniz. 

Suriye’deki diktatörün göstermelik ve saçma cumhurbaşkanlığı seçimlerini gerçekleştirdiği sırada Mısır’ın eli kanlı diktatörü Abdülfettah Sisi güya seçimde elde ettiği “zaferi (!)” kutluyordu. Bu seçimlerin gayrimeşru ve geçersiz olduğunu Mısır halkı oy vermeyi reddetmek suretiyle ortaya koymuştu. Fakat ilginçtir ki, güya tercihi sorulan halkın kesin reddettiği ve gayrimeşru ilan ettiği seçimleri uluslararası emperyalizmi temsil eden güçler ve onların güdümlüleri meşru saydı, cuntacının tamamen hukuk dışı yöntemlerle gasp ettiği başkanlığını kutladı, gasp işlemi münasebetiyle düzenleyeceği törenlere katılacaklarını bildirdiler. 

Cuntacı diktatörün gasp ettiği başkanlık koltuğuna oturması münasebetiyle kendince uluslararası tören düzenlemeye hazırlandığı sırada, halkın meşru ve özgür seçimlerle seçmiş olduğu meşru cumhurbaşkanı zindandan gönderdiği mektubunda önemli mesajlar veriyordu. Meşru cumhurbaşkanı Dr. Muhammed Mursi, kendisini seçtiği gibi cuntanın geçersiz seçimlerini de kesin boykot ederek arkasında durmaya devam ettiğini gösteren Mısır halkına ve özellikle de bu halkın direnişine öncülük eden dava gençliğine sesleniyordu. 

Mursi, çağrısında en başta “barışçıl beyaz devrim yürüyüşü” olarak adlandırdığı mücadelenin, aynı yöntemle yani kitlesel gösterilerle ve cunta yoluyla geri getirilmesi istenen diktanın tanınmaması konusundaki kararlılıktan taviz verilmemesi suretiyle sürdürülmesini istiyordu. Kendisinin zaferin yakında geleceği konusunda ümit ve beklentisinin kesin olduğunu dile getirerek, yılgınlığa düşmeme ve zaferin geleceği ümidini korumada örneklik ortaya koyuyordu. 

Kendisinin başkanlık döneminde hatasız olmadığını, özellikle ifsat oyunlarının üzerine gitmede, yasal yollardan yararlanma konusunda kusurlarının olduğunu, bazı yerlerde yanlış bazı yerlerde doğru yaptığını ancak asla emanete ihanet etmediğini dile getiriyordu. Bununla, Mısır’da uluslararası emperyalizmin, bölgedeki fitneci dikta rejimlerinin ve onların yerli işbirlikçilerinin birlikte yürüttüğü baltacı savaşına katılanların üzerine gitmede aslında yasaların eline daha çok imkân verdiğini ama bunları tam kullanmadığını, çözümü biraz da uzlaşma zemininde aramaya çalıştığını, fakat bu tutumunda yerine göre isabet ettiği gibi yerine göre de hata ettiğini vurgulamaya çalışıyordu. Demek ki işi bozguncu ve baltacı kesimin insafına bırakmamak, onların asla uzlaşma zeminine itibar etmediklerini, ortalığı karıştırmak için fırsat zemini oluşturmaktan başka bir arzularının olmadığını dikkatten uzak tutmamak gerekiyor. Bunun Türkiye’deki olumlu gelişmelerin önünü kesmeye çalışan baltacılar karşısında sergilenmesi gereken tavır açısından da düşündürücü olduğuna inanıyoruz. 

Mursi çağrısında Mısır gençliğine devrimi tamamlama çabalarından dolayı övgüde bulunarak, azim ve kararlılığı sürdürmelerini talep etti. Devrimin tamamlanmasının onların kararlılığına bağlı olduğunu hatırlattı. Dünya halklarının Mısır’daki gaspçı cuntayı ve onun oyunlarını tanımamasında Mısır halkının direnişi kararlılıkla sürdürmesinin büyük bir rolü olduğuna dikkat çekerek, bu kararlılığın zafere kadar sürdürülmesini, şehitlerin, yaralıların kanlarının yerde kalmamasını istedi. Özgüven ve kararlılıkla sürdürülecek mücadelenin mutlaka zafere ulaşacağını, bunda tereddüt etmemeleri gerektiğini dile getirdi. 

Yüce Allah’ın bu onurlu mücadele önderini en kısa zamanda özgürlüğüne, Mısır halkını da zulüm karşısında zafere kavuşturmasını diliyoruz.

yeniakit

Bu yazı toplam 306 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim