• BIST 106.711
  • Altın 143,532
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • Ankara 26 °C
  • İstanbul 30 °C
  • Konya 27 °C
  • Antalya 30 °C
  • Diyarbakır 33 °C
  • Erzurum 19 °C
  • İzmir 33 °C
  • Rize 24 °C

Muhammed El-Kîk’in özgürlük zaferi

Ahmet Varol

Siyonist işgal yasaları Filistinlilere istihbarat ve polis sorgulaması esnasında işkence yapılmasına izin verir. Bunun iptali için yahudilerin insan hakları kuruluşu olarak bilinen B’tselem adlı örgütün Yüksek Mahkeme’ye müracaatı oldu. Ancak kabul edilmedi. Filistinlilere yönelik sorgulamada işkencenin yasaklanamayacağına fakat B’tselem’in işkenceye sınırlama ve bazı uygulamalara yasak getirilmesi için ayrı dava açabileceğine karar verildi. Bu karar uygulamadaki yasaların işkenceye sınır koymadığını ortaya koyarken, yapılan başvuruya binaen de bir sınırlama veya bazı uygulamalara yasak koyma gereği duymuyordu. Sadece müracaat edenlere “isterseniz ayrı başvuruda bulunun” diyordu. Bunun için de belki her bir işkence tarzı hakkında ayrı bir müracaat gerekecekti. Söz konusu örgüt de bununla uğraşmak istemedi. 

Böyle bir uygulama yani sorgulama esnasında işkenceye sınırsız izin veren yasal düzenleme sadece siyonist işgal rejimine mahsustur. Ama bu da dediğimiz gibi Filistinlilere mahsus olarak uygulanır. Yahudi göçmenlere psikolojik tedirginliğe yol açacak bir manevi işkenceye başvurulması bile kesinlikle yasaktır. 

Yine işgal rejimi yasalarının Filistinliler hakkında “idarî hapis” denen bir uygulaması var. Bu uygulamaya göre işgal mahkemesi savcısı bir Filistinliyi, hakkında herhangi bir dava dosyası açmaksızın, bir suçlamayı gerektirecek iddiada bulunma gereği duymaksızın altı ay süreyle hapse atabilir. Süre dolunca yine hiçbir suçlamada bulunma ihtiyacı duymadan cezasını altı ay uzatabilir ve uzatmaları on kereye kadar tekrar edebilir. 

Bu uygulama da sadece Filistinlilere mahsustur ve şu an yüzlerce Filistinli, “idari hapis” uygulamasıyla, haklarında herhangi bir dava dosyası açılmasına gerek görülmeden hapiste tutuluyor. 

Bu uygulamalar Filistinlilerin işgal cezaevlerinde, yargı mahkûmu değil savaş esiri olduklarını, hukukî geçerliliği olacak bir yargılamayla değil sadece Filistinli olmalarından, vatanlarının bağımsızlığını ve insanlarının özgürlüğünü istemelerinden dolayı zindana atıldıklarını gösteriyor. 

Dolayısıyla bu uygulamalar Filistin toprakları üzerindeki siyonist hâkimiyetin bir işgal olduğu gerçeğini Filistinlilerin de sadece gasp edilmiş haklarını almak için değil işgal edilmiş vatanlarını kurtarmak için de mücadele ettiklerini yani bir istiklal savaşı verdiklerini dolayısıyla onların silahlı mücadelelerinin haklı ve meşru olduğunu belgeliyor. 

“İdari hapis” cezasıyla zindanda tutulanlardan Filistinli gazeteci Muhammed El-Kîk de bu insanlık dışı uygulamayı ve işgal rejimi zindanlarında mahkûm değil savaş esiri olduklarını dünyaya göstermek amacıyla üç aydan fazla süredir açlık grevi mücadelesi veriyordu. 

İşgal rejimi onu yıldıracağını sanarak taleplerini kabul etmemekte ısrar etti. Ama o bedeninden ve işgale karşı direnme azminden başka bir silahı olmadığı için yılmadan, geri adım atmadan açlık grevini kararlılıkla sürdürdü. Böylece bu mücadelede sembol bir isim oldu. 

Onun mücadelesi siyonist işgalin “idarî hapis” uygulamasından dünyanın haberdar olmasını sağladı. Olayları ilgiyle izleyenler bunun nasıl bir şey olduğunu merak ettiler. Öğrendiklerinde her şeyden önce siyonistlerin Filistin toprakları üzerindeki sultalarının gayri meşru işgal olduğu gerçeğini öğrendiler. İkinci olarak işgal rejiminin ırkçı ve ayrımcı bir politika izlediğini, bu ayrımcı politikasında Filistinlilere hiçbir şekilde hukuk uygulamadığını, tamamen savaş yöntemiyle muamele ettiğini dolayısıyla Filistinlilerin bu sultaya karşı verdikleri hak, özgürlük ve bağımsızlık mücadelelerinin de haklı ve meşru olduğunu öğrendiler. 

İşgalci, Filistinli gazetecinin hayatını önemsiyor değil tabii ki. Kafası estiğinde silahı Filistinlinin kafasına dayayıp, “bıçaklı eyleme hazırlanıyordu” yalanıyla katleden işgalci Filistinli gazetecinin hayatını önemsemez. Ama onun ölümünün dünyada yankılanmasının, zikrettiğimiz gerçeklerin çok daha geniş çaplı bir şekilde konuşulmasına ve gündeme getirilmesine neden olacağını bildiği için isteneni kabul etmek zorunda kaldı. Böylece Filistinli gazetecinin azimli mücadelesi zaferle sonuçlandı ve işgalci, hakkındaki idarî hapis cezasını tekrar etmeme taahhüdünde bulunarak onu açlık grevine son vermeye ikna etti.

yeniakit

Bu yazı toplam 287 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim