• BIST 82.273
  • Altın 147,972
  • Dolar 3,8196
  • Euro 4,0766
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Konya -1 °C
  • Antalya 16 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Erzurum -6 °C
  • İzmir 10 °C
  • Rize 8 °C

Muhacirîne ensar olabilmek

Ahmet Varol

Hicret hadisesi günümüzde “mülteciler sorunu” olarak tanımlanıyor. Bu tanımlama genelde uluslararası prosedürle ilgilidir. Bu da siyasi statüye göre herkesin doğup büyüdüğü ülkede “vatandaş” hükmünde olması; “vatandaş” sıfatıyla yaşadığı ülkede haksızlığa uğratılması, meşru haklarını ve özgürlüklerini elde edememesi durumunda ise bir başka ülkenin himayesine sığınma ihtiyacı duyması sebebiyledir. O yüzden Türkçede yerine göre sığınmacı da deniyor. İngilizce ve Fransızcada ise “refuge” ve “refugié” kavramı kullanılır.

Suriye’de Baas diktasının kırk yıldan fazla zamandır sürdürdüğü baskı ve siyasal ayrımcılık uygulamaları çok sayıda Suriyeliyi yurdunu terk etmeye zorladı. Özellikle 1982’de gerçekleştirilen Hama katliamından dolayı resmî şiddetin daha da artması ve Müslüman Kardeşler’e mensup olmayı idamla cezalandıran yasanın çıkarılması göçe zorlananın sayısının daha da artmasına neden oldu. Zalim Baas rejimi siyonist işgalcinin yaptığı gibi yurtlarını terke zorlananların evlerine ve iş yerlerine el koyup buraları başkalarına kiraya vererek gelirini devlet bütçesine aktardı. 

15 Mart 2011’de başlayan kitlesel protesto eylemlerine Baas zulmünün askerî şiddetle karşılık vermesinin daha sonra çatışmalara neden olması ise bugün milyonlarca Suriyelinin ülkesini terk ederek mülteci olmasına yol açtı. O yüzden bölgede güncel ve en sıcak mülteciler sorunu Suriyeli mülteciler sorunudur.

Günümüz şartlarında önemli olan da gittikleri yerlerde muhacir durumunda olan bu insanlara ensar olabilmek, onların yaralarını sarmak ve kendi öz yurtlarındaki imkânları sunmak mümkün olmasa da en azından güven içinde yaşayabilecekleri imkânları sunmaktır.

Bugün Türkiye Müslümanlarını birinci derecede ilgilendiren mülteciler sorunu Suriye’deki zulüm ve vahşet yüzünden yurtlarını terke zorlananların sorunudur.

Türkiye’de ne yazık ki katil Baas rejimi hesabına çalışan, onun lobiciliğini yapan birtakım odaklar Suriyeli mültecileri kirletmeye ve mağdur edilmelerine yol açmaya çalışıyorlar. Onlara fırsat vermemek gerekir. 

Bu arada sadece Suriye’den çıkarılanlara değil mağdur edilmiş tüm muhacirlere sahip çıkan, dertlerini dert edinen, meselelerinin peşine düşen ve Türkiye’nin ve Türkiye toplumunun ilgisine sığınan muhacirlerin sorunlarıyla adeta kendi ailelerinin sorunlarıyla ilgileniyormuş gibi ilgilenenler de var. 

Önceleri bu konuda duyarlılık gösterenlerin çalışmaları ya tamamen münferit çalışmalardan ibaret kalıyor ya da geniş kapsamlı bir faaliyet alanı için kurulmuş insanî yardım kurumlarının çatısı altında yürütülüyordu. İnsanî yardım kuruluşlarının yardım ve destek çabalarının rolü ve fonksiyonu basite alınamaz. Allah’ın izniyle bu gayretler bir yandan sürdürülüyor. Fakat mültecilerin haklarının aranması ve meselelerine sahip çıkılması amacıyla bu alana özel bir sivil toplum kuruluşunun kurulmuş olması da anlamlıdır. 

Geçtiğimiz Cumartesi akşamı Uluslararası Mülteci Hakları Derneği’nin bir istişare toplantısına davetliydik. Toplantıda derneğin çalışmaları ve karşılaştığı sorunlar hakkında Başkan Av. Uğur Yıldırım ve kendisini artık mültecilerin avukatı olarak tanımlamamız mümkün olan gayretli hanımefendi Av. Aybüke Ekici’yi dinledik. Verilen bilgiler, Allah’ın izniyle kuruluş aşamasında da istişare toplantılarına davet edildiğim ve katıldığım bu derneğin kuruluşunun üzerinden fazla zaman geçmiş olmamasına rağmen gerçekleştirdiği faaliyetlerin listesinin hayli uzun olduğunu gösteriyordu. Fakat asıl önemli olan yönü yapılması gerekenlerin yanında yapılanları çok az ve yetersiz bulmasıydı. Büyük işleri başarabilen kurumlar da “çok iş yaptık” diyenler değil “çok iş yapmamız gerekir” diyen kurumlardır. 

Fakat “çok iş yapmamız gerekir” diyenlerin de bunu başarabilmeleri arkalarındaki desteğe, kendilerine sahip çıkılmasına, seslerinin duyulmasına, üstlendikleri fonksiyonların önemsenmesine bağlıdır. 

Şunu unutmamak gerekir ki muhacirleri yani güncel tanımlamayla mültecileri sadece yük olarak görmek doğru değildir. Onlar belki de nimettir. Mekke’den çıkarılan muhacirler de Medine için çok büyük bir nimet olmuştu. Ama önemli olan bu nimeti keşfedebilmek ve kendilerine karşı sahip olduğumuz sorumluluğu yerine getirebilmek, nimetin hakkını verebilmektir.

yeniakit

Bu yazı toplam 439 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim