• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • Ankara 1 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Konya 2 °C
  • Antalya 9 °C
  • Diyarbakır 0 °C
  • Erzurum -10 °C
  • İzmir 7 °C
  • Rize 1 °C

Mısır’ın “Arap Birliği” teşkilatı

Ahmet Varol

Arap Birliği Genel Sekreteri Nebil El-Arabi güya, “Türkiye’nin Irak’ın kuzeyine yönelik operasyonlarını kınamış!” Nebil efendinin bu hakkı nereden aldığını bilmiyoruz. PKK’nın vahşi saldırıları, cinayetleri, eşkıya usûlüyle yol kesme, adam kaçırma, araç yakma eylemleri karşısında ağzını bıçak açmazken böyle bir kınama yapması adamda hiç utanacak yüz olmadığını gösteriyor. 

Böyle bir açıklama yapmaya hakkının olması için resmiyette “Irak Kürdistanı” adı verilen ancak Nebil efendinin açıklamasında Kuzey Irak dediği bölgeden terör örgütünün bütün silahlı militanlarını çıkarmış olması gerekirdi. O zaman “bakın bölgeden PKK terör örgütünün bütün silahlı militanlarını kovduk; dağı taşı boşuna niye bombalıyorsunuz?” diye sorma ve itiraz etme hakkı olabilirdi. 

Fakat ondan daha ilginç olanı Rabia Meydanı başta olmak üzere Mısır’ın birçok meydanında cuntayı protesto için toplanan sivil kalabalıkları hunharca katleden Sisi cuntası karşısında sesi çıkmayan Nebil’in bugün kalkıp da Kandil dağına toplanan katil teröristlere yönelik operasyonları “kınama” hakkına sahip olduğunu düşünmesi!

Peki, Türkiye’nin her tarafına fitne ateşi yaymaya kalkışan ihanetçilere yönelik operasyon karşısında böylesine cesaretli açıklama yapabilen Nebil efendinin, IŞİD militanlarının Mısırlı kıptileri kestiğine dair görüntüyü bahane eden Sisi cuntasının Libya’ya saldırı düzenlemesi ve tam bir katliam gerçekleştirmesi karşısında herhangi bir “kınama” yaptığını duyan oldu mu? Olmadı, çünkü Nebil efendiye göre Sisi cuntası bu saldırısında haklıydı ve kimsenin bir şey söyleme hakkı yoktu. Oysa Sisi cuntası, IŞİD’in merkezi olduğunu söylediği Beyza şehrini vurduğunu ileri sürerken Mısır sınırındaki Derne şehrini ve biri hastane olmak üzere sadece sivil hedefleri vurmuştu. Bu saldırıda öldürülen ve yaralanan çocukların ve kadınların görüntüleri medya organlarında yayınlandı. Ayrıca Mısırlı kıptilerin boyunlarının kesilmesine dair görüntünün de kurgu olduğu, medyada yayınlanan görüntülerin montaj olduğu El-Cezire televizyonu ve haber sitesi tarafından çok açık delillerle ispat edildi. 

Aslında resmi adı “Arap Birliği” olsa da Genel Sekreterliğini Nebil el-Arabi’nin yaptığı bölgesel ittifak kuruluşu sadece merkezi Kahire’de olduğu için değil tamamen Mısır’daki zulüm rejiminin kumanda ettiği bir kuruluş olduğu için cuntanın bir yan kuruluşu sayılır. Camp David Anlaşması’ndan dolayı Arap ülkelerinin Mısır’ı boykot ettikleri geçici dönemi saymazsak, bu teşkilat kuruluşundan bugüne sürekli Kahire’deki zulüm rejiminin tahakkümü altında olmuştur. O yüzden genel sekreterleri de büyük çoğunlukla buradaki dikta rejimi tarafından tayin edilmiştir. 

Bu bilgiyi verdikten sonra “Nebil el-Arabi’yi kim tayin etti?” sorusunun cevabını da zaten benim söylememe gerek kalmadan siz tahmin ettiniz. 1935 Kahire doğumlu olan bu adam 1981-83 yıllarında Mısır’ın Hindistan büyükelçiliğini yaptı. 1987-91 yılları arasında Cenevre’de 1991-99 yılları arasında New York’ta Mısır’ın BM daimi temsilciliğini yaptı. 

Fakat bu adam sadece Mısır’ın değil küresel emperyalizmin ve uluslararası siyonizmin de önemsediği biridir. Çünkü Mısır’la siyonist işgal arasındaki Taba meselesinin çözüme kavuşturulmasında büyük payı var. 

Bu mesele nedir peki? Taba turistik bölge olduğundan, işgalci siyonist buradan çekilmek istemiyordu ve Taba’nın adının Camp David Anlaşması’nın metninde geçmemesini bahane ederek buradan çıkmadı. Oysa Taba, Sina’nın içindeydi, “Sina” ismi burayı da kapsıyordu ve bölgedeki yerleşim birimlerinin isimlerinin tek tek yazılması gerekmiyordu. Uluslararası Hakem Kurulu da Mısır lehine karar verdi. Ama işgalci yine itiraz etti ve her aşamada yeni bir sorun çıkarmak suretiyle yıllarca bölgeyi tadını çıkararak ve büyük paralar kazanarak kullandı. Sonunda oraya inşa ettiği tüm turistik tesisleri maliyetinin üstünde fiyata Mısır’a satarak çıktı. Ama yine de görünüşte Mısır diktası zafer kazanmıştı ve zaferin kahramanı da Nebil el-Arabi idi. Oysa o siyonistlerin her istediğini vermeye Mısır yönetimini razı etme görevini yerine getirmişti. 

Aslında Arap yazarlar ve fikir adamları Nebil’in ağzının payını verdiler. Fakat onların açıklamalarını da aktarabilmemiz için sözü çok uzatmamız gerekir. O yüzden bu kadarla yetiniyoruz.

yeniakit

Bu yazı toplam 335 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim