• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Ankara -1 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Konya 1 °C
  • Antalya 7 °C
  • Diyarbakır 1 °C
  • Erzurum -6 °C
  • İzmir 6 °C
  • Rize 2 °C

Mısır’da tehlikeli gelişmeler

Ahmet Varol

Küresel emperyalizmin ve yerli işbirlikçilerin Irak ve Suriye üzerinden yönlendirdikleri oyunlarla Suriye’nin kuzeyinde oluşturdukları koridorla ilgili tehlikeli gelişmeler maalesef kesintisiz bir şekilde sürüyor. 19 Haziran’da yayınlanan “IŞİD üzerinden çevrilen dümenler” başlıklı yazımızda da ele aldığımız bu konuyla ilgili gelişmelerin uzun süre gündemi meşgul edeceğini sanıyoruz. İnşallah biz de gelişmelerle bağlantılı olarak değişik yönlerden ele almaya çalışacağız. 

Zulme başkaldıran halkların özgürlük mücadelelerinin önünü kesme ve kazanımlarını geri alma amacıyla izlenen siyasetin etkili olduğunun görüldüğü ve etki alanının genişletilmesi için yeni taktiklere başvurulduğu gözleniyor. Son günlerde Tunus’ta bir otele Kuveyt’te de bir camiye gerçekleştirilen saldırıların ikisi de ülke halklarının her yönden aleyhineydi ve zulüm güçlerine verdiği bir zarar yoktu. Zararı tamamen eylemlerin gerçekleştirildiği ülkelerin halklarına ve Müslüman toplumlaraydı. Ama yine de zulme başkaldıran halkların haklı mücadelelerinin önünü kesmek, kazanımlarını geri almak amacıyla savaş yürütenlerin önlerini açacak eylemler gerçekleştiren örgüt her ikisini de üstlendi. Ben şahsen onun bir komplo örgütü olduğunu daha isminin duyulmaya başlandığı sıralarda yazdığım yazılarda dile getirmiştim. 

Bu eylemlerin ardından Kahire’de toplu idamların başsavcısı Hişam Berekat’a karşı suikast düzenlendi. 29 Haziran Pazartesi günü gerçekleştirilen saldırıda ağır yaralanan başsavcı hastanede hayatını kaybetti. Eylemi Cize Halk Direnişi adlı örgüt üstlendi.

Cuntanın sergilediği korkunç vahşete, İslâmî harekete karşı savaşında yargıyı kullanmasına tepkili olanlar, insanları sırf inançlarından ve siyasi tavırlarından dolayı listeler halinde ölüme göndermek için katiller hesabına davalar açan başsavcının idamından dolayı belki rahatlamış olabilirler. İnsanların listeler halinde katli için zulme payanda olan bir canavarın idamına ben de hiç üzülmedim. Ama mahiyeti ve doğuracağı sonuçlar açısından isabetli bulmadım. 

Başsavcının öldürülmesine neden olan suikasttan bir gün sonra yine Kahire’de üç kişinin ölümüne altı kişinin de yaralanmasına neden olan bir saldırı gerçekleştirildi. Hemen ertesi gün de Sina’nın kuzeyinde ciddi çalkantılara neden olan saldırılar gerçekleştirildi. 

Kuzey Sina’daki Şeyh Zuveyd şehri civarında beş ayrı askerî noktaya bomba yüklü araçlarla ve silahlı militanlar tarafından eş zamanlı baskınlar gerçekleştirildi. Bu yazıyı yazdığımızda henüz çatışmalar ve olaylar sürüyordu. Ölü ve yaralı sayısı da artıyordu. Sayı hakkında farklı haber kaynakları tarafından farklı rakamlar veriliyordu. Fakat öldürülen asker ve güvenlik elemanı sayısının en az 35’e, yaralı sayısının da 40’a ulaştığının kesinleştiği anlaşılıyordu. Cuntayı destekleyen haber kaynaklarının verdiği bilgilerde baskınları düzenleyen militanlardan da 64 kişinin öldürüldüğü iddia ediliyordu. Bu sayının biraz saldırıların sebep olduğu moral sarsıntıyı düzeltme amaçlı olması ihtimali vardı. Çünkü bağımsız kaynakların verdiği rakamlar bunun yarısından azdı. 

Cuntaya bağlı haber kaynakları olayların başlangıcında verdikleri haberlerde saldırıların 70 kadar militan tarafından gerçekleştirildiğini iddia etmişti. Görgü tanıklarının verdiği bilgilerde ise 200-250 civarında militan tarafından baskınlar düzenlendiği ifade ediliyordu. 

Eylemcilerin baskın düzenledikleri noktalarda askeri teçhizat, silah ve hatta tank bile ele geçirdiklerine dair haberler verildi. Devlete ait askerî güçlerin ise baskıncı militanları hedef aldıkları iddiasıyla rasgele füze saldırıları gerçekleştirdikleri, atılan füzelerden en az bir tanesinin sivil vatandaşların bulunduğu bir caddeye düştüğü ve sivillerden yaralananlar olduğu da bağımsız kaynaklar tarafından verilen haberlerde dile getirildi. 

Sina baskınlarını da IŞİD bağlantılı örgüt üstlendi. Bu saldırıları Müslüman Kardeşler’in onaylamadığı ve izlediği siyasete de ters düştüğü biliniyor. Fakat cunta, bu saldırı ve baskınları Müslüman Kardeşler aleyhine yürüttüğü savaşta kullanacağını daha olayların başlangıcında ortaya koydu. Müslüman Kardeşler aleyhine nasıl kullandığı ve kullanacağı hakkında ayrıntılı durmak için müstakil bir yazıda ele almak gerekir.

yeniakit

Bu yazı toplam 428 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim