• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • Ankara -2 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Konya 4 °C
  • Antalya 11 °C
  • Diyarbakır 6 °C
  • Erzurum -3 °C
  • İzmir 6 °C
  • Rize 5 °C

Mısır’da da hesaplar karışıyor mu?

Ahmet Varol

Mısır’da Abdülfettah Sisi’nin darbeyle gayri meşru yoldan yönetimi gasp etmesi için zemini ve şartları hazırlayan Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai şehrinde kurulan fitne merkezinin yönlendirdiği Baltacı fitnesi olmuştu. Bu fitne için sokaklara çıkıp ortalığı karıştırmaları istenenlerin maaşlarını ve masraflarını, saltanatlarını kaybetme telaşına düşen dikta rejimleri karşılıyordu. Fakat yönlendirilmesi için de cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Muhammed Mursi’ye rakip olan ama seçimi kaybedince, Hüsni Mübarek dönemindeki yolsuzluklarından dolayı hakkında açılmış davalar sebebiyle takibe alınacağını bu davalardan da paçayı kurtarmasının mümkün olamayacağını bildiği için ülkeyi terk eden Ahmed Şefik görevlendirilmişti. Bu yönüyle darbenin alt yapısını ve şartlarını onun hazırladığını söyleyebiliriz. 

Şefik bu katkısının karşılığının da verilmesini umuyordu. Ama muhtemelen Sisi, onun dönmesi durumunda kendisinin planladığı saltanatın rakibi veya ortağı olacağını düşündüğü için dönüş yollarını açmadı. Bu amaçla da hakkında mahkemelerde açılmış davaların kapatılmasına müsaade etmedi.  O yüzden Ahmed Şefik’in hâlen BAE’nin başkenti Abu Dabi (Ebu Zaby)’de oturduğu biliniyor.

Fakat son günlerde Arap medyasına yansıyan bazı haberler hesapların karışmaya başladığının işaretlerini veriyor. Eş-Şuruk gazetesi, Kahire’nin bazı sokaklarında Ahmed Şefik’in geri dönmesini isteyen ve onu başkan ilan eden yazılar yazılması üzerine Sisi’nin adamlarının Abu Dabi’den onunla irtibata geçen ve Mısır’da hassas noktalarda görev yapan bazı kişilerin telefon görüşmelerinin takibe alındığını yazdı. Haberde Sisi’nin bu gelişmelerden dolayı Şefik’e çok sert üslûp taşıyan bir mektup yazdığı, şüpheli işlere son vermesini istediği, ülkeye dönmesinin de mümkün olamayacağını ve hakkındaki takip kararının asla kaldırılmayacağını hatırlattığı ifade edildi. 

Fakat daha sonra Şefik’in avukatı Yahya el-Hudari, konuyu el-Asıme kanalında gündeme taşıyan Seyyid Ali’nin Hadretu’l-Muvatin programına telefonla müdahale ederek haberin tamamen uydurma olduğunu, kendilerinin de iddiaya mahkeme yoluyla cevap vereceklerini söyledi. 

Haberin telefon takibi ve mektup kısmı henüz ispat edilmiş olmasa da Şefik - Sisi rekabetinin diğer kısmı yani hakkındaki takip kararının kaldırılmaması ve buna karşılık ona kapıların hatta başkanlığın yollarının açılmasını isteyen çağrılar kısmını ispata ihtiyaç yok. 

Arap dünyasındaki dikta rejimleri Mısır cuntasının toplu idam kararlarına karşı açıkça tavır koymaktan çekiniyorlarsa da son dönemde izlediği politikadan çok memnun değiller. Vadettikleri para yardımlarını göndermediklerine dair ses kayıtlarının ortaya çıkması kendilerini rahatsız etmişti. Çünkü yapılan konuşmalar onurlarına dokunuyordu. Ama rahatsızlıklarını dışa yansıtmaktan da çekindiler. Yemen’de kendilerine açıktan destek vermedi. “Mısır ordusu Mısır içindir” diyerek Yemen’de fiilen yanlarında yer alma taraflısı olmadığını belli etti. Siyasi baskı ve tasfiye politikasında şiddeti fazla artırması karşısında açıktan desteklemelerinin de halklardan gelecek tepkileri karşılarına almaları anlamına gelecekti. 

Bütün bu ve benzeri sebeplerden dolayı cunta saltanatını artık “istenmeyen” ilan etmeleri ihtimal dışı değildir. Böyle bir şeyi gerçekleştirmeleri için de geçmişteki yanlışlarını da gözden geçirerek bir alternatifi önceden hazırlamaları mümkündür. Bu konuda kendisine en çok itibar edecekleri kişinin ise Ahmed Şefik olması mümkündür. Çünkü onu zaten Mısır halkının diktaya karşı gerçekleştirdiği zaferi elinden geri almak amacıyla yürüttükleri fitne savaşını organize etme işinin başına geçirmişlerdi. 

Yemen’de de halkın zaferini geri almak için başlangıçta fitne savaşını yürütenlerle aynı cephede yer aldılar. Bunu kendi açılarından “şerre karşı şer ittifakı” olarak görüyorlardı. Ancak sonrasında kontrolün ellerinden çıkabileceğini hesaba katmadılar. Mısır’da durum tümüyle aynı değil. Çünkü kontrolün tamamen ellerinden çıktığı ve sahanın kendi açılarından risk oluşturacak bir güce teslim edildiği söylenemez. Ama Sisi’nin tutumundan da pek memnun olmadıklarını belli ediyorlar. Sisi ise uluslararası siyonizmle ve küresel güçlerle bağlarının kendini güçlü kıldığını düşünüyor olmalı ki artık Arap diktatörleri aşmış havasında.

yeniakit

Bu yazı toplam 344 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim