• BIST 106.663
  • Altın 143,662
  • Dolar 3,5540
  • Euro 4,1354
  • Ankara 29 °C
  • İstanbul 33 °C
  • Konya 30 °C
  • Antalya 34 °C
  • Diyarbakır 38 °C
  • Erzurum 22 °C
  • İzmir 37 °C
  • Rize 25 °C

Mina’daki felaketler ve çözüm

Ahmet Varol

Dünkü yazımızda da belirttiğimiz üzere Mina’da bayramın birinci günü meydana gelen izdihamdan dolayı yaşanan felaket ilk değil. Daha önce de benzer şekilde izdihamdan kaynaklanan büyük felaketler yaşandı. 

Yakın tarihte hacc mevsiminde en büyük felaket 1990 yılında yaşandı. O tarihte Mina’daki şeytan taşlama bölgesine çıkan bir tünelde meydana gelen izdiham ve sıkışma yüzünden 1426 hacı hayatını kaybetti. Buradaki izdihama tünelin havalandırılmasını sağlayan aspiratörlerin aniden durmasının ve havasızlığın sebep olduğu dile getirildi. Böyle bir sebep ise oraların güvenliğinden ve hacıların huzur içinde ibadetlerini yapmaları için şartları oluşturmaktan sorumlu yönetimin ihmaline işaret ediyordu.

1994 hacc mevsiminde şeytan taşlama esnasında meydana gelen izdihamda da çoğunluğunu Endonezyalıların oluşturduğu 270 hacı hayatını kaybetti.

Önemli bir felaket de 1997’de şeytan taşlama günlerinde Mina’da kalan hacıların çadırlarında yangın çıkması üzerine yaşandı. Kral Abdülaziz Köprüsü yakınındaki çadırlarda çıkan bu yangının yol açtığı izdiham 343 hacının hayatını kaybetmesine sebep oldu.

1998 hacc mevsiminde de şeytan taşlamada izdiham meydana geldi ve 119 hacı hayatını kaybetti.

2001 hacc mevsiminde şeytan taşlama esnasında meydana gelen sıkışma da 35 hacının hayatını kaybetmesine sebep oldu.

2003 yılının hacc mevsiminde şeytan taşlama esnasında meydana gelen sıkışma ise 251 hacının hayatını kaybetmesine sebep oldu.

Mina’da şeytan taşlama esnasında izdihamdan kaynaklanan felaket 2004 yılında da meydana geldi ve bu olayda da 250 hacı hayatını kaybetti.

2006’da meydana gelen izdiham felaketinde ise 382 hacı hayatını kaybetti. 

Bütün bu felaketlerin arka planı iyi tahlil edildiği zaman altyapı, koordinasyon ve planlama eksikliğinin büyük payı olduğu çok belirgin bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu gerçek bu yıl yaşanan felakette de karşımıza çıkıyor. 

En önemli sorun koordinasyon ve düzenleme yükümlülüğü taşıyanlara hâkim anlayıştan kaynaklanıyor. Bu kadar büyük bir kalabalığı organize etmek için yolları yapmanın, haritayı çizmenin ve göstermenin yeterli olacağı, ondan sonrasında artık bir otokontrol ile bu kalabalığın kendi kendini yöneteceği zannediliyor. Oysa böyle bir kalabalığın kendi kendini kontrol etmesi ve yönetmesi mümkün değildir. Öncelikle altyapıyı çok iyi bir şekilde oluşturmak, sonrasında trafiği düzenlemek ve yönetmek gerekir. Özellikle Mina’daki akışın düzenlenmesinde bu çok büyük bir önem taşıyor. 

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, “bu işi İran ordusuna versinler İran ordusu oraları korusun” diye konuşmuş. Belki bununla İran ordusunun katil Baas rejimini koruma konusunda kendini ispat ettiğine dikkat çekmiş olabilir. Fakat Mina’daki izdihamların ve felaketlerin önüne geçilmesi bir zorbalık işi değil. Eğer İran ordusu Suriye’deki Baas rejimini ve onun tepesindeki Beşşar Esed’i koruduğu gibi silahın gücüyle bir şeyleri korumaya kalkışırsa çok daha büyük felaketler yaşanabilir. Mina’daki sorunun çözümü iyi bir düzenleme, hassasiyet ve koordinasyon işidir. Zorbalığa ve silahın gücüne başvurmadan insanların izleyecekleri yolları iyi düzenlemek, haritayı çizmek, rehberlik işaretlerini düzenli bir şekilde koymak, sonra da akışı çok hassas bir şekilde takip etmek gerekir. Bu da İran ordusunun yapabileceği bir şey değildir. 

Aslında Suudi Arabistan’ın tıpkı Mescidi Haram’ın ve çevresinin temizlik ve takip işlerini bu alanda tecrübeli bir firmaya verdiği gibi Mina’daki koordinasyon işini de bu konuda tecrübesine ve hassasiyetine güveneceği bir firmaya vermesi çok daha isabetli olur. Bu açıdan Türkiye’nin yaptığı teklif isabetli bir tekliftir. Türkiye’de ve diğer bazı İslâm ülkelerinde bu işin altyapısını oluşturma imkânlarına sahip, mühendislik alanında kendilerini ispat etmiş çok iyi inşaat firmaları, büyük kalabalıkların koordine edilmesi konusunda tecrübeli organizasyon firmaları var. Eğer bu firmalardan bir çalışma yapmaları istenirse tatmin edici bir proje çıkarmaları ve sonrasında uygulamaya geçirmeleri mümkün olacaktır. Bu tamamen bir altyapı kurma ve hizmet işi olduğundan, zihinlerde çeşitli tereddütlerin hâsıl olmasına sebep olacak şekilde ordu sokmayı da gerektirmez.  Güvenlik görevlerini yine ülkenin kendi askeri ve polisi yerine getirir.

yeniakit

Bu yazı toplam 497 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim