• BIST 107.700
  • Altın 143,977
  • Dolar 3,5286
  • Euro 4,1426
  • Ankara 26 °C
  • İstanbul 26 °C
  • Konya 25 °C
  • Antalya 34 °C
  • Diyarbakır 37 °C
  • Erzurum 30 °C
  • İzmir 31 °C
  • Rize 22 °C

Mevzu İran Olunca, Şahitlik Yapanların Kantarı İşte Böyle Tartıyor..!!?

Nureddin Şirin

Fatih Akıncıları tarafından düzenlen Şehidler Günü programı dolayısıyla İstanbul"a gelen Filistin İslami Cihad Hareketi Gazze temsilcisi Dr. Muhammed Hindi ve beraberindeki heyet, 15 Ocak Cuma günü Saat 11: 00"de Ali Emiri Kültür Merkezi'nde bir basın toplantısı düzenledi.

Dr. Muhammed Hindi bu basın toplantısında bir ön konuşma yaptıktan sonra, kendisine yöneltilen soruları cevaplandırdı.

Soru-cevap kısmında son soruyu kendisine biz sormuştuk.

Sorumuz aynen şöyle:

“Siyonist İsrail rejiminin karakterini anlatırken, daha kuruluşundan bu zamana kadar bölgede bir çok İslam ülkesine saldırdığını belirttiniz, bölgede yenilmezlik zırhına bürünen bu İsrail, direniş karşısında üst üste ağır darbeler alıp tarihinde beklemediği yenilgiler almaya başladı. Özellikle; Lübnan"daki Hizbullah ve Filistin"deki Cihad ve Hamas direnişlerinden sonra, İsrail"in tarihte aldığı en büyük yenilgilere şahit olduk. Son 8 günlük savaşta da ilk defa Siyonist İsrail rejimi, direnişin karşısında ateşkes şartlarını kabul etmek ve diz çökmek zorunda kaldı. Bu süreçte dünya kamuoyu bir gerçekle daha fazla aşina oldu ki; Tel Aviv"e ve Kudüs" e atılan füzeler olsun, M75 füzeleri olsun kaynağı gündeme geldi ve İran konuşulmaya başlandı ve Cihad-i İslami"den Ziyad El Nahale"nin bir açıklaması oldu; “mermisinden füzesine kadar bütün silahlarımız İran"dan geliyor” dedi. Şimdilerde ise Amerikan ve İsrail projesi olarak İran"ın etkisizleştirmesi için bütün güçlerini kullanıyorlar

Siz direnişte İran'ın rolünü nasıl tanımlıyorsunuz? Amerika ve bölgesel Arap rejimlerinin de başını çektiği Müslümanlar arasında Sünni Şii ayrışması ve çatışması, kamplaşması oluşturulan projelerine karşı ne düşünüyorsunuz?”

Dr. Muhammed Hindi"nin verdiği cevap ise aynen şöyle:

“Süper güçlerin, Amerika"nın Müslümanları ve Ortadoğu halklarını bölmek için, elinden gelen her türlü enstrümanı kullandığını burada belirtmek lazım. Diyelim ki falanca coğrafyada mezhebi bölünme, ayrışma, çatışma yaşanıyor. Filistin"e bakalım. Filistin"de mezhebi bir farklılaşma söz konusu değil. Filistin"de hepsi Sünni, fakat bu sefer de partileri bölünmenin bir enstrümanı olarak kullanıyor. Emperyalistler parçalayıp bölmek için mutlaka bir şeyler buluyorlar. Bu unsur çerçevesinde İran"ı, Arap halkları ve Müslümanlar içinde yepyeni bir düşman olarak yaratmaya çalıştılar. Dediler ki; sizin gerçek düşmanınız İsrail değil; İran"dır.

Direniş ve Filistin"li mücahidler son gayret ve çabalarıyla haykırdılar ve şunu ilan ettiler; sizin düşmanınız İran değil İsrail"dir. Filistin Ortadoğu halklarının ve Müslümanların daima pusulası olmuştur. Bu pusula bizim durumumuzu gösteren pusuladır. Filistin, hangi haldeyse Araplar, Müslümanlar ve Ortadoğu coğrafyası da aynı haldedir. Filistin iyiyse ümmet iyidir; Filistin parçalanıp bölünmüşse ümmet de parçalanıp bölünmüştür.

Kur"an-ı Kerim"de ayette buyrulduğu gibi; ”sizin ümmetiniz tek ümmettir. ”Sizi saptırmaya çalışan bölmeye çalışanlara karşı, onların oyunlarına karşı daima uyanık olun. Size ihtiyacımız var. Filistin sadece Filistin"lilerin değil, bütün ümmetin, bütün Arap halklarının, bütün insanlık mücadelesi veren insanların dolayısıyla, Müslümanların birlik halinde Filistin"e destek vermesini istiyoruz.

Belli meselelerde doğal olarak farklılıklara düşebiliriz, farklı düşünebiliriz, farklı stratejilere sahip olabiliriz fakat bizi temsil eden ortak değerler var ve bu ortak değerler zemininde buluşmamız gerekir. İçinde bulunduğumuz ve geçmekte olduğumuz bu aşamayı, en iyi anlayan taraf gelecekte de zafere ulaşacak ve kazanan taraf olacaktır.


O yüzden içinden geçmekte olduğumuz bu aşamayı çok iyi anlamamız gerekiyor. Biz İslam-i Cihad Hareketi olarak, Filistin"li direnişçiler olarak, İsrail"i şöyle vurduk, böyle bombardıman ettik, böyle bombaladık demek istemiyoruz, kibir ya da gurur olarak anlaşılır diye. Gayet mütevazi bir şekilde şunu diyoruz: Biz değerlerimizi mukaddesatımızı ve vatanımızı savunduk. Geçtiğimiz 8 günlük savaşta belki de ilk defa Hamas ve İslam-i Cihad arasında bu kadar kapsamlı bir koordinasyon meydana geldi ve meyvelerini de görüyorsunuz. Birlik olunca ne kadar büyük başarılar ve zaferler elde ediliyor. Teşekkür ediyorum.”

Ancak bu soru ve cevap, Haksöz Sitesinde (15 Şubat 2013 Cuma 16:59) tarihli El-Hindi: “Filistin"in Birliği Bizi Mutlu Eder” başlığı altında şu şekilde yansıtıldı:

“Destek Veren Tüm Ülkelere Teşekkür Ederiz.

Son Filistin-İsrail savaşında İslami Cihad Hareketi"nin tüm mermi ve silahlarının İran tarafından karşılandığı iddiasına da cevap veren El Hindi, savaş malzemelerinin birçok ülkeden karşılandığını ve bunların arasında İran"ın da yer aldığını ifade etti ve hepsine teşekkür ettiklerini söyledi.”

Evet işte bu…

Bir karşılaştırmasını yapar mısınız? Dr. Hindi"nin verdiği cevap içerisinde yukarıdaki ifadelerin hangisi geçiyor? Dr. Hindi “savaş malzemelerinin birçok ülkeden karşılandığını ve bunların arasında İran"ın da yer aldığını” nerede söylemiş?

Birincisi, böyle bir haber, başlı başına tamamıyla yalan ve uydurma. Söylenmeyen sözleri söylenmiş gibi aktarmak.

İkincisi, bu haber belli amaçla kurgulanmış. Yani, "Filistin direnişine sadece İran değil, başka ülkeler de silah desteği sağlıyor. Dolayısıyla, Filistin direnişine silah desteği noktasında sadece İran"ı zikretmek yanlış. İran sadece bunlardan biri….!”

Görüyorsunuz değil mi? Mevzu İran olunca yalanlar nasıl devreye giriyor? Fabrikasyon nasıl çalışıyor?

Biz bir önceki “NATO ve İslamcıların Daha Önce Yaşanmamış Stratejik Medya ve Kamuoyu Ortaklığı” başlıklı yazımızda NATO Genel sekreteri Rasmussen"in şu sözüne yer vermiştik:

“NATO"nun geçmişte yapmadığı yeni bir şeyi yapıyoruz şimdi. NATO ortaya çıkan yeni güvenlik durumları karşısında kendi rol ve sorumlulukların daha iyi tanımlamak için yeni bir Stratejik Konsept üzerinde çalışıyor. Bu çalışma geliştirdiğimiz stratejik ortaklık noktasında yepyeni bir süreçtir. Bu stratejik ortaklık Think Tank uzmanları ve yetkilileri, akademisyenler, gazetecilerden oluşuyor. Geçmişte hiç olmadığı üzere, tüm yollarla medyayı kullanarak bu yeni stratejimizi uygulayacağız.”

Ve o yazımızda şunu belirtmiştik:

“NATO Genel Sekreteri ağzından çıkan bu ifadeler, ilk planda genel ifadeler gibi gözükse de, kendisinin de altını çizdiği üzere, geçmişte eşine rastlanmayan bu yeni süreç, NATOnun İslam ülkelerindeki ortakları ile işbirliği noktasında geliştirdikleri yeni Stratejik Konsepti içeriyor.

Yani Rasmussen burada açıkça şunu söylüyor:

NATO"nun tehdit ve tehlike olarak algıladığı hususlara karşı Think Tank kuruluşlarıyla, gazeteci ve akademisyenlerle medya üzerinden, yani televizyonlar, gazeteler, internet siteleri ile oluşturduğumuz genel ortaklık (strategic community) çevresinde birlikte yeni bir operasyon başlatıyoruz…”

Ve yazımızda şöyle bir soru sormuştuk:

“Bu ülkede de, NATO"nun önüne koyduğu “düşman” tanımını kendilerine baz alarak, aynı yere atış yapan, aynı konsept içinde yayınlarını sürdüren, siyasi analizleriyle aynı hedefi vuran, attığı manşetler, gündeme aldığı konularla aynı istikameti gösteren televizyonlarımız, gazetelerimiz, gazetecilerimiz, köşe yazarlarımız, televizyon programcılarımız, internet sitelerimiz yok mu...?”

Bu yeni stratejik konseptin halkalarına bir bir baktığımızda tanıdık ne kadar simayla karşılaşacağımızı da göreceğiz...! Ve yine bu isimlerin vaktiyle Amerikan ve NATO karşıtı eylem ve etkinliklerde, başrollerde görünüp de bugün NATO"nun medya operasyonunda nasıl rol üslendiklerini fark edebiliyoruz.

İslami medyamızın, televizyon kanallarımızın, gazete ve internet sitelerimizin, STK"lar ve Think Tank kuruluşlarımızın uygulamaya koydukları stratejik konsept ile NATO"nun yepyeni bir süreç olarak tanımladığı yeni stratejik konsepti arasındaki bu benzerliğin başka bir anlamı olabilir mi..? Bugünlerde artık İslamcıların doğrudan İran ve Hizbullah karşıtlığına odaklanmalarının başka anlamı olabilir mi?”

İşte böyle…
Onlarca kişinin ve birçok kameranın önünde yapılan açıklamayı bu denli çarpıtan, söylenmeyen sözleri söylenmiş gibi gösteren ve belli amaçla kurgulayıp uydurma haberler yapan bir zihniyetin dürüstlüğüne itibar ediyorsanız, bizim niçin bu kadar İran hassasiyeti gösterdiğimizi sorgulamaya devam edebilirsiniz.

Bizim yaptığımız haberlerde sürekli “fasıkların haberleri” ile ilgili ayet hatırlatmalarda bulunan kardeşlerimiz, lütfen söyler misiniz, “fasıklığın ölçüsü” nedir? Yukarıda aktardığımız haber, sahih bir haber olduğuna inanıyor musunuz?

Şahitlik yapmak demek böyle oluyor?

Yaptıktan sonra niçin olmasın ki?

O halde siz kendi şahitliğinize devam edin, biz de kendi şahitliğimize…

Temiz fıtratlar neyin olup bittiğini, neyin dönüp dolaştığını takdir etsin…

velfecr

Bu yazı toplam 1158 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim