• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Konya -4 °C
  • Antalya 8 °C
  • Diyarbakır -1 °C
  • Erzurum -18 °C
  • İzmir 7 °C
  • Rize 0 °C

Mescidi Aksa çağrısı

Ahmet Varol

Ekim 2015’in başından itibaren Filistin’in Batı Yaka bölgesinde ve Kudüs’te devam eden ve “Kudüs intifadası” adı verilen mücadelenin patlak vermesine işgal rejiminin Mescidi Aksa’yla ilgili tehlikeli bir planı ve bu planını uygulamaya geçirmek için tatbikatları fiilen başlatması sebep oldu. 

İşgal rejimi Müslümanların ilk kıblesi ve harem mescitlerinin üçüncüsü olan Mescidi Aksa’yı ortadan kaldırmak ve yerine bir yahudi mabedi inşa etmek yahut bu mescidi kademeli bir şekilde yahudi mabedine dönüştürmek için çeşitli oyunlara başvurdu. Son oyunu ise El-Halil’deki Hz. İbrahim Camisi’nde uyguladığı taktik yani bu kutsal mescidi Müslümanlar ile yahudiler arasında paylaştırmaktır. Bu planını hayata geçirmek için bir yasa tasarısı hazırladı. Yasalaştırma aşamasından önce de böyle bir yasayı uygulamaya geçirmenin ne gibi tepkilere sebep olacağını görmek için bazı tatbikat denemeleri yaptı. Bu denemeler de İslâm dünyasında çok fazla gündeme getirilmeyen Kudüs intifadasının patlak vermesine neden oldu. 

Kudüs intifadası işgalciye, söz konusu planla ilgili tasarısını yasalaştırmanın ve uygulamaya geçirmenin kendisine ağır bir maliyeti ve bedeli olacağını gösterdi. Fakat planından da vazgeçmiş değil. Onun için Kudüs ve Batı Yaka halkını, özellikle de intifadayı sürdüren gençlerini vazgeçmeye zorlamak için çok ağır baskılara başvuruyor. Örneğin işgalci askerlere ve polislere karşı eyleme kalkışmakla suçladığı gençleri anında öldürüyor. Cinayetlerin çoğu gençlerin herhangi bir eylem girişiminde bulunmamalarına rağmen işleniyor. Eylem gerçekleştirmeleri sebebiyle şehit edilenlerin ailelerinin evleri yıkılıyor. 

Dolayısıyla Kudüs ve Filistin halkı Mescidi Aksa’ya sahip çıkma mücadelesinde yalnız bırakılırsa bu, işgal yönetimini cesaretlendirecek, direnişi bastırması durumunda da kutsal mescidi paylaştırma planını hayata geçirme uygulamalarına geri dönecektir. 

Bu konuda Türkiye halkını uyarmak amacıyla dün yani 20 Ocak Çarşamba günü İstanbul Fatih’te Eyüp Buluşmaları Platformu adına önemli bir basın açıklaması yapıldı. Benim de aralarında bulunmakla şeref duyduğum 47 ilim ve fikir önderinin imzasını ve “Mescidi Aksa’yı Yalnız Bırakmayacağız” başlığını taşıyan açıklamada bu kutsal mabedin, Kudüs’ün ve Filistin davasının önemine dikkat çekildi. Siyonist işgal rejiminin Mescidi Aksa’yı hedefe yerleştiren politikalarının, işgalcilerin artık gündelik hale gelen baskınlarının tehlikeleri üzerinde durularak buna karşı harekete geçilmesi çağrıları yapıldı. 

Açıklamada siyonist işgalcilerin Mescidi Aksa’yı hedefe yerleştiren tehlikeli çalışmaları karşısında ümmetin bu kutsal mabede sahip çıkamadığına, görevlerini yerine getirme konusunda yetersiz kaldığına dikkat çekildi. Gönlünde ve gündeminde Kudüs olmayan her Müslümanın kusurlu olduğu ifade edildi. 

Mescidi Aksa’nın ve Kudüs’ün sadece Filistinlilerin veya Arapların değil bir insanlık sorunu olduğu, kuru bir toprak davası değil insanlığın kurtuluşunun kapısı olduğu vurgulandı. Kudüs’ün özgürlüğünün ümmetin özgürlüğü anlamına geldiği ifade edildi.

Bütün bu vurgular ve bilgiler son derece isabetli ve tarihin ispat ettiği doğruların ifadesidir. Tarihe baktığımızda Kudüs’ün esir olduğu dönemlerin ümmetin de bütünlüğünü ve izzetini kaybettiği, bugünkü gibi darmadağın olduğu, meydanların zalimlere ve yerli ihanetçilere kaldığı dönemler olduğunu görürüz. 

O yüzden Eyüp Buluşmaları Platformu’nun bildirisinde de ifade edildiği üzere Kudüs ve Mescidi Aksa davasına ümmetin öncelik vermesi, siyonist işgalin son bulması için sürdürülen mücadeleye sahip çıkması, destek vermesi gerekir. 

Toplantıyı düzenleyen platformun ve bildiriye imza atan ilim ve fikir adamlarının sözcüsü olarak bildiriyi okuyan muhterem Abdullah Yıldız hocanın, Alquds Tv muhabirinin sorusuna verdiği cevapta da ifade ettiği üzere bu tür açıklamalar, bildiriler birer başlangıç ve çağrıdır. Asıl önemli olan bu çağrıların arkasından gelecek müşahhas adımlardır. Fakat bu tür çağrıların ardından müşahhas adımlar atılması için Kudüs davasına sahip çıkan ve bu davayı önemseyen herkesin kendini sorumlu bilerek, yürütülen ve yürütülmesi planlanan çalışmalara destek vermesi, Kudüs davasıyla yakından ilgilenmesi, olan bitenleri izlemesi gerekir. 

yeniakit

Bu yazı toplam 168 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim