• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Ankara -1 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Konya 1 °C
  • Antalya 7 °C
  • Diyarbakır 1 °C
  • Erzurum -6 °C
  • İzmir 6 °C
  • Rize 2 °C

Mermiler eğitmenlere mi sıkıldı ihanete mi?

Ahmet Varol

Küresel emperyalizm gasp edilen Filistin toprakları üzerinde “İsrail” adında bir siyonist işgal devleti kurulmasına imkân vermeden önce onu iki yönden sağlama alacak iki ihanet yönetiminin kontrolü ele alması ve bunların birer tampon güç rolü üstlenmesi için gereken şartları oluşturmuştu. Filistin’in doğu tarafındaki topraklarda Ürdün Haşimi Krallığı adlı bir devletin kuruluşunun 1946’da yani siyonist işgal devletinin kuruluşundan yaklaşık iki yıl önce gerçekleştirilmesinin sebebi de buydu. Bu tampon devletin özellikle Filistin’e, Kudüs davasına ihanetleri hakkında daha önce birçok yazımız yayınlandı. 

Kurulan devletin resmî adında “krallık” sıfatı olsa da gerçekte küresel emperyalizmin başını çeken ABD’nin bir karakolu, başındaki şef de “kral” vasfı taşıyor olsa da yine ABD jandarmasından başka bir şey değildi. Bundan önceki karakol komutanının ihanetleri hakkında özet bilgileri onun ölümü vesilesiyle yazdığımız “Kral Hüseyin: İhanetlerle Dolu Bir Ömür Sonra Erdi” başlıklı yazımızda bulabileceksiniz. Şimdiki kral da zaten resmi prosedüre göre değil tamamen ABD’nin tayiniyle başa geçirilmiş biridir. Dolayısıyla onun ve himayesi altındaki siyonist katilin talimatlarının dışına çıkması pek mümkün değildir. 

Fakat bu ihanet, değerlerine sahip çıkmakta kararlı halkın sürekli vicdanını yaralıyor. Bu yaralar da bazen patlıyor ve kontrolsüz hadiseler yaşanmasına neden olabiliyor. 

12 Mart 1997’de Ürdün’ün sınır askerlerinden Ahmed ed-Dekamise, el-Bakure bölgesindeki sınırda görev yerinde namaz kılıyordu. Ürdün’e gezmeye gelmiş ve dönmekte olan “İsrailli” turistleri taşıyan bir otobüs de yakınında duruyordu. Otobüsteki bazı genç kızlar inip namaz esnasında Dekamise’yi rahatsız etmeye, alay etmeye hatta üstlerindeki elbiseleri çıkarıp karşısında çıplak dansa başladılar. Bundan çok rahatsız olan genç askerin silahında mermi yoktu. Çünkü Ürdün yönetimi sınırdaki askerlerden İslâmî duyarlılığı olanlara, işgalcilerin tarafına ateş edebilecekleri korkusuyla sadece boş silah veriyordu. Dekamise, silahında mermi olan bir görev arkadaşına gidip silahını aldı ve kendisiyle alay eden kızlara ateş ederek yedisini öldürdü.

O zaman yine İsrail başbakanı olan Netanyahu, kendisini arayıp üzgün olduğunu ve özür dilediğini bildiren zamanın Ürdün kralı Hüseyin’i, öldürülen kızların ailelerini tek tek ziyarete, taziyede bulunup özür dilemeye zorlamıştı.

Aradan 18 yıldan fazla zaman geçtikten sonra ABD’nin gönderdiği eğitmenlerin Ürdünlü polisleri eğittiği Muvakkar isimli eğitim kampında ilginç bir olay yaşandı. Yüzbaşı rütbeli Enver Ebu Zeyd adlı polis komiseri ikisi ABD’li biri Güney Afrikalı üç eğitmeni öldürdü. Kamptaki komiserler de saldırıyı gerçekleştiren Ebu Zeyd’i öldürdüler. Olayda toplam altı kişinin öldüğü sekiz kişinin de yaralandığı belirtildi. 

Saldırıyı gerçekleştiren Ebu Zeyd’in herhangi bir silahlı grupla ilişkisine veya İslâmi akımlardan birine mensubiyetine dair bir bilgi olmadığı, psikolojik sorunlarının da bulunmadığı ifade edildi. Olay yerindeki görevliler de kendisini kontrol altına almayı değil öldürmeyi tercih etiklerinden saldırıyı ne amaçla gerçekleştirdiğine dair bir bilgi alınması imkânı da kalmamış oldu. 

Fakat olayla ilgili yorumlarda saldırının gerçekleştirildiği kampın özelliğine bilhassa dikkat çekiliyor. Burası görünüşte teröre karşı savaş için görevlendirilen güvenlik elemanlarının eğitimi için on yıl önce kurulmuş. Sadece Ürdün’ün değil Irak’ta kurulmuş olan işbirlikçi yönetimin ve Filistin özerk yönetiminin güvenlik ve istihbarat elemanlarının yetiştirilmesi amacıyla da kullanılıyor. 

ABD yönetimi adına yapılan açıklamada böyle bir saldırının özel amaçla istihdam edilecek güvenlik görevlilerinin eğitimi için kurulmuş kampa alınan bir komiser tarafından gerçekleştirilmiş olmasının kendi açılarından daha fazla düşündürücü olduğuna dikkat çekildi. 

Aslında bu olay ihanetçi yönetimlerin bundan sonra küresel emperyalizme “güvence” vermekte daha fazla zorlanacaklarını, küresel emperyalizmin gönderdiği eğitmenlerin de her şeye rağmen kendilerini “güven” içinde hissedemeyeceklerini ortaya koydu. Çünkü mermilerin asıl hedefi, işbirlikçilerin halklarına ve onların davalarına olan ihanetiydi.

yeniakit

Bu yazı toplam 215 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim