• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Ankara 20 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Konya 15 °C
  • Antalya 26 °C
  • Diyarbakır 22 °C
  • Erzurum 9 °C
  • İzmir 20 °C
  • Rize 25 °C

Mavi Marmara Duruşmasında Bunların da Konuşulması Gerekir...!

Nureddin Şirin

Siyonist rejim güçlerinin "Mavi Marmara Özgürlük Filosu"na yönelik gerçekleştirdiği o barbarca saldırının ardından uzun bir zaman geçtikten sonra, katliamdaki sorumluluklarından dolayı dört siyonist generalin yargılanmasına Çağlayan"daki İstanbul Adliyesi"nde başlandı.

Türkiye mahkemelerinde siyonist rejim generallerinin yargılanması, kuşkusuz ki tarihi bir olay.

Bunun anlam ve önemini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti"nin siyonist İsrail rejimini resmen tanıdığı 60 yıldan bu yana, aralarındaki çok yönlü ikili ilişkilerin seyrinden, özellikle de, 28 Şubat döneminde, Genelkurmay 2. Başkanı Orgenaral Çevik Bir"in inisiyatifiyle, Türk Silahlı Kuvvetleri ile siyonist rejim arasında imzalanan “Askeri Eğitim ve İşbirliği Anlaşması”nın kapsamından çok daha iyi anlıyoruz.

Bir NATO ülkesi olan laik Türkiye Cumhuriyeti"ni kendisine her zaman stratejik ortak gören siyonist rejimin, bugün generallerinin Türkiye mahkemelerinde yargılanışı ile yüzleşmesi, elbette ki Siyonistler açısından acı bir durum.

Bu cihetle, öncelikle Siyonist rejim generallerinin yargılanmasını başlatan Savcılara sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz.

Ancak, bu duruşma ile ilgili yapılan birtakım açıklamalara baktığımızda, bazılarının hem gerçeği yansıtmadığını, bazılarının ise oldukça abartılı olduğunu da belirtmemiz gerekiyor.

Önce gerçeklerle çelişen açıklamalara değinelim.

Deniliyor ki, “kendisine hiç dokunulamaz, kendisinden hiç hesap sorulamaz sanılan İsrail"e karşı ilk dava Türkiye"de açıldı. Bundan böyle Siyonist rejim bu davanın sonuçlarına ağır bir şekilde katlanacaktır.”

Bu yanlış beyanın gerçek olmasını çok isterdik. Yine aynı şekilde bu duruşmanın sonuçlarının Siyonist rejim için çok ağır olmasını da..

Hatırlayalım;

Siyonist rejim güçleri ne zaman Mavi Marmara"ya saldırmıştı; 31 Mayıs 2010. Yaklaşık 2.5 yıl önce. Ve bu dava bunca uzun zaman sonra açılıyor…

Bu siyonist rejimi, Filistin toprakları üzerine yerleştirenin İngiliz emperyalizmi olduğunu hepimiz biliyoruz.

Ama İngiltere Mahkemesi, siyonist rejimin “Dökme kurşun Operasyonu” adı altında Gazze"ye gerçekleştirdiği o barbarca saldırısı döneminde Dışişleri Bakanı olan Tzipi Livni hakkında, saldırının hemen ardından “savaş suçu işleme” isnadıyla tutuklama kararı veriyor.

İngiliz mahkemesinin verdiği bu karar üzerine, Londra"da düzenlenecek olan Jewish National Fund konferansına katılması planlanmış iken, hakkında verilen tutuklama kararı üzerine, Livni Londra programını iptal ediyor…

Dikkat edecek olursak, İngiliz mahkemesi, İsrail"in öldürdüğü İngiliz vatandaşları için değil, Gazze halkına yönelik gerçekleştirilen katliamdan dolayı Livni hakkında bu tutuklama kararını veriyor.

Neticede, Siyonist rejim dışişleri bakanı “tutuklanma endişesi” dolayısıyla İngiltere"ye gitme programını iptal ediyor….

Biz Türkiye mahkemelerinin siyonist rejimin Gazze katliamı karşısında niçin dava açmadığını sormuyoruz; -bu arada, İngiltere kadar bile olamadık dense de- Mavi Marmara katliamına karşı Türkiye"nin takındığı tavrı konuşuyoruz….

İngiliz mahkemesi, Gazze"ye yönelik gerçekleştirilen katliamdan bir dışişleri bakanı olarak Livni"nin de sorumlu olduğuna hükmederken, acaba, Mavi Marmara katliamının kararını alan siyonist rejim hükümeti güvenlik kabinesi, niçin Türk mahkemelerinde yargılananlar içinde yer almıyor?

Netenyahu"ların, Liberman"ların, Barak"ların bir dokunulmazlığı mı var? Ya da, onlar bu saldırı ve katliamdan sorumlu değiller mi?

Halbuki, bütün dünyanın bildiği üzere, Mavi Marmara Gazze"ye doğru yola çıkarken, siyonist rejim hükümeti güvenlik kabinesi, açıkça Mavi Marmara"ya müdahale kararı aldıklarını açıklamıştı…

Siyonist rejim sisteminde "Güvenlik Kabinesi" diye geçen bu kabine listesinde şu isimler bulunuyor:

1. Başbakan- Benjamin Netanyahu, (Kabine başkanı)
2. Dışişleri Bakanı- Avigdor Lieberman
3. Maliye Bakanı- Yuval Steinitz
4. Savunma Bakanı- Ehud Barak
5. İç Güvenlik Bakanı- Yitzhak Aharonovich
6. Adalet Bakanı- Ya'akov Ne'eman

İngiliz Mahkemesi, Livni"yi sorumlu tutarken, Livni"nin Gazze Savaşı sırasında “savaş kabinesi” içinde yer aldığını belirtiyor. Dolayısıyla bu savaş kabinesinde olan herkes, Gazze"de gerçekleştirilen savaş suçlarından doğrudan sorumludur….

Bu apaçık mantık ve hukuk kuralı Türkiye"de niçin işletilmedi?

Bu sorunun cevabını herkes bilmese de, bazıları çok iyi biliyorlar. Keşke, kamuoyuna bunun nedenini açıklama cesaretini gösterebilselerdi. Keşke, savcının çok istemesine karşın niçin bir türlü siyonist rejim savaş kabinesindeki isimleri yargılama dosyasına ekleyemediğini açıklayabilselerdi…!

Siyonist rejim yöneticileri hakkında diğer Avrupa ülkelerinde de değişik davalar açıldı. Biz, İngiltere kararını, konumuza doğrudan ışık tutması açısından buraya örnek olarak getirdik…

Görüldüğü üzere, İstanbul Çağlayan"daki "Mavi Marmara duruşması", siyonist rejim yöneticileri aleyhine açılan ilk dava olmadığı gibi, bu açılan davada kesinlikle yargılanması gereken isimler de, “stratejik gerekçeler”le yargı dışında tutuldu…!

Eğer yalan diyorsak, ilgililer kalkıp bu yalanımızı yüzümüze vursunlar...!

Deniliyor ki; “bu duruşmanın bitiminden sonra, mahkeme dört general hakkında “tutuklama kararı” çıkardığında, bu kişiler Türkiye"ye gelmesi durumunda tutuklanacaklar. Ayrıca bu kişiler arasında uluslar arası arama kararı çıkartılacağı için yani kırmızı bültenle aranacakları için başka bir ülkeye gitmeleri durumunda da o ülkenin güvenlik güçleri bu kişileri tutuklayacak. Dolayısıyla, bu dört general evlerinden dışarı adımlarını atamayacak.”

Bu düşünce de yanlış….

Eğer Türkiye mahkemesi, söz konusu kişiler hakkında tutuklama kararı verip uluslar arası arama çıkartsa da, ne yazık ki, dönüp Türkiye"ye “haklarında uluslar arası tutuklama kararı çıkmış kişileri ülkende el üstünde tutuyorken, başkalarının tutuklanmasını istemen uluslararası hukuk kriterlerini ciddiye almaman anlamına gelir” diyeceklerdir.

Zira, Irak"ta terör eylemleri gerçekleştirme talimatını verdiği somut bir şekilde kanıtlandığı için hakkında üç kez idam kararı verilen Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık el Haşimi İstanbul"da bulunuyor ve kendisine büyük ikram ve lütuflarda bulunuluyor…

Şimdi Türkiye"nin kalkıp “biz haklarında uluslar arası arama kararı çıkarttık; İsrailli generalleri tutup bize teslim etmelisiniz” demesi Türkiye"nin itibarını zayıflatacağı gibi, hukuka bağlılık ve saygısını da oldukça tartışmalı hale getirecektir.

Onun için, şimdiden, bu “uluslar arası tutuklama kararı” kartından hiç söz etmesek daha iyi olur diye düşünüyorum...

O halde, siyonist rejim güvenlik kabinesindeki isimler, yargı dosyasının ilk suçluları arasında gösterilmediği sürece, bu siyonist rejimle olan ilişkiler tamamen koparılıp “İsrail” adlı bu yapının “bir işgal ve terör çetesi” olduğu resmen açıklanmadıkça, siyonist rejimi yargıladığımızı söyleyerek, doğrusu ne gerçekleri saptıralım, ne de abartılı bir duygu seline kapılalım...

Ama bu elbet bir gün olacak.

Zira, “yıkılışı mukadder” olan bu "kanser uru siyonist rejim", sadece Mavi Marmara"nın değil, 60 yılı aşkın zamandır gerçekleştirdiği tüm katliamlarını hesabını verecektir. Bu da çok uzak bir zamanda olmayacak.

O zaman Ne Peres"ler, Ne Olmert"ler, Ne Netenyahu"lar ne de Barak"lar ilahi adaletin pençesinden, direnişin sarsıcı darbelerinden kendilerini kurtaramayacaktır…

 

velfecr

Bu yazı toplam 1484 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim