• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Ankara 19 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Konya 22 °C
  • Antalya 26 °C
  • Diyarbakır 26 °C
  • Erzurum 15 °C
  • İzmir 29 °C
  • Rize 24 °C

Mareşal Sisi Başkanlığa Aday

Ahmet Varol
 

Mısır’daki cuntanın lideri Abdülfettah Sisi, halkın büyük bir kısmının oy vermeyerek reddettiği dikta anayasasını %98’in onayladığı iddiasında bulunmak amacıyla bir referandum gerçekleştirmesinden sonra şimdi de kendini cumhurbaşkanı seçtirmek için seçim yaptırmaya hazırlanıyor. Aslında mevcut şartlarda yapılacak cumhurbaşkanı seçiminin sonucunu önceden tahmin etmek zor değildir. Çünkü referandum konusunda yapılan tahminlerde en ufak bir yanılma olmadı. Büyük kalabalıkların cuntaya karşı tepki ve protesto eylemlerini sürdürmesine rağmen sandıklardan %98 oranında “evet” oyu çıktı. Çünkü sonucu cunta önceden belirlemişti. Referandum da zaten halkın tercihini yapması için değildi.

Bu şartlarda yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçları da tahmin edildiğinden farklı olmayacaktır. Her ne kadar milyonlar “Defol Sisi! Bizim başkanımız Mursi!” diye tepkisini ortaya koymak için ülkenin her tarafında gösteriler düzenlemeye devam etse de yapılacak seçimlerde Sisi’nin alacağı oy oranı, halka dayattığı dikta anayasasına verilen “evet” oylarının oranından az olmayabilir. Herkesin serbestçe tercihini yapabildiğine delil oluşturması için bir miktar diğer adaylara da oy çıkacaktır elbette.

Halkın diktaya karşı kazandığı zaferi geri almak amacıyla oynanan oyunda ve bu amaçla çıkarılan fitne savaşında uluslararası güçler tarafından bir maşa olarak kullanılan Sisi, kendisi de aynı stratejiyi içerideki adamları üstünde uyguladı. Kendisi Genelkurmay Başkanı ve Savunma Bakanı konumunda kalmayı tercih ederek protokolde bu makamların üstünde sayılan cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık makamlarına başkalarını oturttu. Fakat onların hepsinin yularlarının Sisi’nin elinde olduğunu herkes çok iyi biliyordu.

Yularlılar bu geçiş sürecinde aynı zamanda Sisi’ye mareşal rütbesi verdiler. Genelde tehlikeli bir düşmana karşı kazanılmış zaferin baş kumandanlığını yapan generallere bu rütbe verildiğine göre demek ki Sisi ve onun yularlıları Mısır halkını tehlikeli düşman olarak görüyor. Çünkü General Sisi’nin, Mısır halkının diktaya karşı kazanmış olduğu zaferi  3 Temmuz 2013 darbesiyle geri alarak cunta yönetimini başa geçirmek dışında gerçekleştirdiği bir askerî başarı yoktu. Böyle bir başarı gerçekleştirebilmesi de karşısında silahsız ve aynı zamanda kan dökülmemesi için şiddete başvurmamayı tercih eden bir halk bulunmasından kaynaklanıyordu. Mareşallik rütbesi bu kadar değersiz ve ucuzsa ona sahip olmanın da kazandırdığı bir itibarın olmaması gerekir. Kısacası mareşallik rütbesi Sisi derecesine düştüyse itibarı da iyice düşmüş demektir.

Kendi yularlıları tarafından mareşallikle taltif edilen Sisi’nin şimdi de cumhurbaşkanı yapılması için yürütülen çalışmalarda son aşamaya gelindiği anlaşılıyor. İzlenen politika eski Libya diktatörü Kaddafi’nin 1 Eylül 1969 darbesi sonrasında izlediği politikaya çok benziyor. O da önce başkalarını öne geçirmiş ama yularlarını sıkı tutmaya özen göstermişti. Darbe esnasında yüzbaşı rütbesine sahip olan Kaddafi kendi yularlılarının kendisine albay rütbesi vermelerini sağladı ve albaylık ülkede en yüksek askerî rütbe kabul edildi. Sonra da yine yularlılar vasıtasıyla başkan seçtirdi. Artık ülkede sadece Albay Kaddafi’nin borusu ötmeye başladı. Bütün muhalifler susturuldu. Destekçiler ise uzaktan kumandalı robotlar haline geldi.

Fakat Sisi’nin Mısır’da aynı şeyi başarması pek mümkün görünmüyor. Halkın Hüsni Mübarek diktasına karşı kazanmış olduğu zaferi kurtarma konusundaki kararlılığını ve mücadelesini sürdüreceği anlaşılıyor. O yüzden Sisi cuntasının geleceğiyle ilgili yorum yapanlar Arap dünyasındaki dikta rejimlerinin ve global güçlerin desteğine rağmen bu cuntanın sürekli yıprandığına ve geleceğinin olmadığına dikkat çekiyorlar.

Bilgi: Yarın (16 Şubat Pazar), Fatih’teki Ali Emiri Kültür Merkezi’nde Müslüman Kardeşler’in kurucusu ve ümmetin yeniden bütünlüğüne kavuşması için başlatılan önemli bir hareketin lideri İmam Hasan el-Benna’nın şehadetinin 65. yıl dönümü münasebetiyle bir sempozyum düzenlenecek. el-Benna’nın hayatı, mücadelesi ve onun kurduğu Müslüman Kardeşler’in sürdürdüğü mücadele hakkında konuşmaların yapılacağı ve 13.00-16.00 saatleri arasında düzenlenecek programa inşallah ben de konuşmacı olarak katılacağım.

yeniakit

Bu yazı toplam 507 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim