• BIST 108.489
  • Altın 151,356
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3266
  • Ankara 19 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Konya 19 °C
  • Antalya 24 °C
  • Diyarbakır 22 °C
  • Erzurum 11 °C
  • İzmir 24 °C
  • Rize 16 °C

Maksat Türkiye’yi Bataklığa Sürüklemek

Ahmet Varol

ABD ve yanındaki küresel güçler, Suriye ve Irak’ın bazı bölgelerinde bir gerilla hâkimiyeti oluşturan IŞİD’i adeta yeni bir Moğol İmparatorluğu gibi lanse ederek, içlerinden birinin tek başına ona direnemeyeceği varsayımıyla güç birliği yani kendi isimlendirmeleriyle koalisyon oluşturdular. Haftalardan beri de hava gücünden yoksun bu yeni “Moğol İmparatorluğu (!)”na karşı havadan yoğun saldırılar düzenlemelerine rağmen onun hâkimiyet alanını daraltma konusunda bir başarı sağlayamadılar. 

En azından günlerdir Türkiye’nin her tarafının ateşe verilmesi için gerekçe olarak kullanılan Kobani yani Aynularab bölgesinde koalisyon güçleri IŞİD’e karşı savaşanlara her türlü desteği veriyor görünmelerine rağmen onun savaşçılarını etkisiz hale getirmeyi bırakın ilerlemelerini durdurmayı bile tam başaramadılar. 

Bu durum gerçekten bir vakıa mıdır, Batı’nın bütün küresel güçlerini ve bölgedeki işbirlikçi dikta rejimlerini bir araya getiren uluslararası koalisyonun acziyetinden mi kaynaklanıyor yoksa Türkiye üzerinde oynanan oyunun yürümesi, sokaklara dökülen vandalların tahrik edilmesinde kullanılan gerekçenin var olmaya devam etmesi için ihtiyaç duyulan bir taktik midir? 

Zaten her ne kadar hedefe IŞİD’i yerleştirdiklerini söyleseler de büyük ölçüde Baas’ı sıkıştıran direniş gruplarını ve sivil hedefleri vurduklarını, dolayısıyla koalisyonun saldırılarından kaynaklanan zayiatların da çoğunlukla IŞİD’le herhangi bir ilgileri bulunmayan insanlar arasında olduğunu daha önce de dile getirmiştik. Bu durum da zaten uluslararası emperyalizmin bölgeye yönelik operasyonunda farklı hesaplar için çalıştığını artık herhangi bir şüpheye mahal kalmayacak bir şekilde ortaya koymuştur. 

Emperyalizmin oyununda bölgenin haritasını yeniden çizmek için zemini oluşturmaya çalıştığına dair tespitlerimizi Ribat dergisinin Eylül 2014 sayısında yayınlanan “Irak ve Şam’ın Haritası Yeniden mi Çiziliyor?” başlıklı yazımızda ortaya koymaya çalışmıştık. (Bu yazımızı www.vahdet.info.tr adresindeki kişisel web sitemizden de okuyabilirsiniz.) Emperyalizm sözcüsü bazı medya organları bu konudaki niyetleri artık gayet açık bir şekilde ve hatta haritalarla dillendirmekten çekinmiyorlar. Haritalarında karışıklık yaşamaya devam eden ve henüz istikrara kavuşamayan Suriye ve Irak’ı parçalara ayırmakla yetinmeyip bölme işlemine Türkiye’yi de dâhil ettikleri görülüyor. Bunu yaparken birtakım dinî, etnik ve mezhebî unsurları devletleştirme iddialarıyla güya onların arzularını yansıttıkları iddiasında bulunurken aslında İslam coğrafyasının küresel emperyalizm karşısında bütünleşmeye doğru ilerlemesini ve en azından bölgesel güçler oluşturmasını engellemek istedikleri gerçeğinin üstünü de örtmeye çalışıyorlar. 

Son dönemde Türkiye’ye dönük komplolarının amacı ise haritayı yeniden çizme planlarına onu da dâhil etmek amacıyla bataklığın içine çekmektir. Çünkü küresel emperyalizm ve onunla işbirliği içindeki yerel dikta rejimleri Türkiye’nin burada bir bölgesel güç olmasını, bunun için kendi içindeki sorunlarını silahsız ve barışçı yöntemlerle çözerek ekonomik büyümede yeni adımlar atmasını istemiyor. 

Dolayısıyla Kobani’nin sadece bahane olduğu asıl amacın Türkiye’yi bataklığa sürüklemek, emperyalizmin ve onunla işbirliği içindeki yerel ihanet güçlerinin planlarını yürütmede başarılı olmalarını sağlama amaçlı komploların önlerinin açılması için birilerinin maşa olarak kullanıldığı çok açık bir şekilde ortaya çıkmıştır. 

Kobani’yi bahane ederek Türkiye’yi karıştıran ve onu bataklığın içine çekmeye çalışan güçlerin bizzat kendilerinin IŞİD’in ilerleyişini hava saldırılarıyla durduramamalarına rağmen karada önüne çıkmaktan çekinmeleri ve onunla uğraşmak istememeleri de düşündürücüdür. 

Böyle bir oyun karşısında tüm vicdan sahiplerinin güç birliği oluşturması, vahşete kesinlikle prim vermemeleri gerekir. Böyle bir vahşeti kendi insanına değer veren hiç kimsenin onaylaması mümkün değildir. Dolayısıyla organize edenler, yönlendirenler ve talimat verenler başta olmak üzere vahşetle ilişkisi olan herkesin tespit edilip cezalandırılması gerekir. Halkımızın bütün kesimlerinin bu vahşete karışanların cezalandırılmasını sonuna kadar destekleyeceğinden kimse şüphe etmez.

yeniakit

Bu yazı toplam 472 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim