• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Konya -3 °C
  • Antalya 6 °C
  • Diyarbakır -4 °C
  • Erzurum -18 °C
  • İzmir 7 °C
  • Rize 1 °C

Libya’daki anlaşma

Ahmet Varol

Arap ülkelerindeki halkların yıllardır süren zulüm rejimlerinden kurtulmak için başlattığı kitlesel devrimlerin bazı ülkelerde zafer kazanması küresel emperyalizmi ve devrimlerin kendilerine doğru ilerlediğini gören ancak henüz saltanatlarını sürdüren işbirlikçi diktatörleri ciddi şekilde rahatsız etti. O yüzden halkların zaferlerini geri almak için değişik yollara başvurdular. Biz bunları fitne savaşları olarak niteledik ve kurulan tezgâhların arka planı hakkında birçok yazı yazdık. Küresel ve bölgesel emperyalist güçlerin Suriye’ye dışarıdan müdahalede gerekçe olarak kullandıkları IŞİD/DAİŞ de aslında bu tezgâhlardan biridir. 

Libya’da da halk devriminin oturmasının ve siyasi istikrar sağlanmasının önüne geçilmesi için muhtelif oyunlara başvuruldu. Bunların içinde IŞİD bağlantılı olduğu söylenen bazı örgütlerin küresel emperyalizmin ekmeğine yağ süren ve halkın kazanımlarına darbe vuran eylemleri olmakla birlikte emperyalizm, en çok bu gibi zamanlar için besleyip hazırladığı Halife Haftar’ın öncülüğünde başlatılan fitne savaşını öne çıkardı. Kaddafi döneminden kalan ve halk devriminden sonra deliklere çekilen yahut daha önce rejimin kendileriyle işbirliği yaptığı bazı aşiretlere sığınan askerî tecrübe sahibi şahısların da Haftar’ın safında toplanmaları ve böylece onun örgütünün güçlenmesi sağlandı. Tıpkı Yemen’de eski diktatör Ali Abdullah Salih’in adamlarının Husi hareketiyle işbirliği yapmaları gibi. 

Sonra Afrika’daki fil avcılarının yöntemlerinde meşhur olan siyah adam - beyaz adam stratejisindeki “beyaz adam” rolü oynayan BM, her yerde olduğu gibi Libya’da da taraflar arasında “barış” sağlamak için devreye girdi. Farklı zamanlardaki farklı çıkışların ve uzun süren pazarlıkların ardından, Tunus’ta yapılan görüşmeler sonrası 17 Aralık 2015 Perşembe akşamı Fas’ın Suheyrat şehrinde bir anlaşma imzalandı. Önce bu anlaşmanın mahiyeti hakkında özet bilgi vermek istiyoruz. 

BM başka ülkelerde başvurduğu “yetersiz kalan, yıpranan, taraflı damgası yiyen” temsilci yerine, “tecrübeli ve dengeleri koruyan” diye henüz yıpranmamış bir ismi atama yöntemine Libya’da da başvurdu ve Haftar’ın düdüğünü öttürdüğü artık iyice belli olan Bernardino Leon yerine hizmetindeki medya vasıtasıyla “tecrübeli diplomat” diye piyasaya sürdüğü Martin Kobler’i atadı ve son anlaşmada o aracı oldu. 

Anlaşmaya göre bir ortak geçiş hükûmeti, biri Trablus’ta diğeri Tobruk’ta iki tane de siyasi meclis oluşturulacak. Trablus’ta yani başkentte oluşturulacak meclis Genel Ulusal Kongre (GUK) adıyla esas meclis niteliği taşıyacak. Türkçe kaynaklarda Genel Milli Kongre (GMK) adı veriliyor ama milli isimlendirmesini ben isabetli bulmuyorum. Tobruk’ta da on kişilik Temsilciler Meclisi adında bir yan meclis oluşturulacak. Fakat Trablus’takinin ortak, Tobruk’takinin ise fitnecilerin denetleme meclisi rolü oynayacağını tahmin etmek zor değildir. Bu şekilde fitneci harekete ait yan meclisler bulundurulmasının ne gibi riskler taşıdığını ayrıca ele alırız inşallah. 

Anlaşma iki yıllık geçiş sürecinden sonra seçime gidilmesini, böylece halkın seçeceği bir parlamentoyla normal döneme geçilmesini öngörüyor. 

Geçiş dönemi hükûmetini kurma ve başbakanlığını yapma görevi Fayiz es-Serrac’a verildi. Ali el-Katerani ile Abdüsselam Kacman da onun yardımcıları olarak görevlendirildi. Kamuoyuna yansıyan bilgilerden anlaşıldığına göre Fayiz es-Serrac’ın bir ay içinde geçiş hükûmetini oluşturmak için harekete geçmesi istendi. 

İlginç olan bir gelişme de BM Güvenlik Konseyi’nin İngiltere’nin teklifiyle hızla harekete geçmesi ve Libya’daki sorunun sonlandırılması iddiasıyla imzalanan Suheyrat Anlaşması’nı onaylaması ve bu ülkeye yönelik politikasının ayarlarını bu anlaşmaya göre belirlemesi oldu. 

BMGK 23 Aralık Çarşamba günü yaptığı toplantıda Libya konusunda İngiltere’nin sunduğu karar tasarısını ittifakla kabul etti. Özetle ifade etmek gerekirse karar BM’nin Suheyrat Anlaşması’nı desteklediğini açıklıyor, uzlaşma hükümetinin bir an önce kurulması için harekete geçilmesini istiyor ve uluslararası alanda artık Libya’yı bu hükûmetin temsil edeceğini vurguluyor. 

Anlaşmanın biraz perdelerini aralamak ve arka planını görebilmek için müteakip yazımızda da bu konuya devam etmek istiyoruz.

yeniakit

Bu yazı toplam 208 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim