• BIST 89.282
  • Altın 145,428
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • Ankara 14 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Konya 10 °C
  • Antalya 18 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Erzurum 6 °C
  • İzmir 16 °C
  • Rize 10 °C

Libya’da Yaşananlar ve Türkiye

Ahmet Varol

19 Mart Perşembe akşamı genelde dış haberler alanında çalışmalar yürüten bazı meslektaşlarla birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve hükûmetin Libya özel temsilcisi Prof. Dr. Emrullah İşler’in Malta Köşkü’ndeki davetine katıldım. Bize Libya’daki gidişat, uluslararası mekanizmanın bu ülkedeki sorunla ilgili girişimleri, diyalog görüşmeleri ve kendilerinin Türkiye adına yaptığı çalışmalar hakkında önemli bilgiler verdi. 

Bizi takip edenler Libya’daki gelişmeleri, sürekli gündemde tutmaya çalıştığımızı, buradaki gelişmelerin arka planıyla ilgili kanaat ve tespitlerimizi hem yazılarımızda hem de özellikle Özel FM’de haftalık olarak yayınlanan Dünya Döndükçe isimli programımızda vermeye çalıştığımızı bilirler. Ama tabii biz olaylara yorumcu gözüyle baktığımızdan, meselenin diplomatik boyutuyla ilgilenmiyoruz. Bu konudaki tavrımız değişmeyecek, gerek bölgedeki gerekse uluslararası alandaki karanlık güçlerle ihanet işbirliği içinde olanların paralel yapılarının Libya toplumunun siyasi özgürlüğüne, bağımsızlığına ve gelecekle ilgili ümitlerine pranga vurmaktan başka bir amaçları olmadığını dile getirmeye devam edeceğiz. Bugün ise Türkiye’nin resmî kanaldan yaptığı ve takdir ettiğimiz diplomatik girişimlerden söz etmek istiyorum. 

Her şeyden önce Türkiye’nin Libya’da olan bitenlerin dışında kalmamak, gelişmeleri yakın takibe almak, sorunla doğrudan ilgilenmek, çözüm üretme sürecinde bilfiil yer almak, belli çıkar hesaplarına göre şekillenen dayatmacı tavırlarla değil hakların korunduğu çözüm formülleri üzerinde ikna edici tutumla rol almak amacıyla “özel temsilci” tayin etmesi başlı başına bir ataktır. Bu atak, olan bitenlere bigane kalınmaması, sorun üretenlerin korkusuzca yer alabildiği sahada çözüm üretici sıfatıyla yer alma cesareti gösterilmesi açısından anlamlıdır. Ne yazık ki geçmiş dönemlerde Türkiye’ye hükmeden siyasi irade İslâm dünyasındaki hadiseleri film izler gibi izlemekle kalıyordu. 

Emrullah İşler konuşmasında, Libya’da bir an önce siyasi çözüme varılabilmesi için çatışma içindeki iki tarafla da ilişki içinde olduklarını ve her iki tarafa da eşit mesafede durduklarını ifade etti. Bu, ülkedeki sorunun üzerine gidilmesi ve bir uzlaşma zemini oluşturmaya yarayacak girişimde bulunulması açısından zorunludur. Ama diplomatik konumun zorunlu kıldığı ve tarafları uzlaşma zeminine çekme amacıyla kurulan köprüleri muhafaza için ihtiyaç duyulan bu duruş, bizim karanlık güçlerle işbirliği içinde olduğuna dikkat çektiğimiz paralel yapı hakkında dile getirdiğimiz gerçekleri de değiştirmiyor. 

Sayın İşler, taraflara meşruiyet tartışmalarıyla oyalanmayıp silahları susturmaları ve bir milli birlik hükûmeti kurmaları tavsiyesinde bulunduklarını, diyalog sürecinin de bu amaçla değerlendirilmesi için tarafları iknaya çalıştıklarını ifade etti. Zaten bugün yaşanan sorunun temelinde de meşruiyet değerlerinin tamamen devreden çıkarılması var. Aksi takdirde bölgesel ve global çetelerin desteğiyle elde ettiği silah gücünü kullanarak halkın zaferini geri almaya çalışan ihanet çetesinin ortalıkta görülmesinin hiçbir meşru gerekçesi olamazdı. Diplomaside krize son verilmesi ve kalıcı çözüme giden yola girilmesinin sağlanması için meşruiyet değil de memnuniyet etkenini devreye sokmak zorunda kalabilirsiniz. Yoksa ihanetin zaten bir meşruiyeti olamaz. Mısır’daki cuntayla ve uluslararası mafyayla işbirliği yaparak Tobruk’ta paralel hükûmet kuran çetenin yaptığına ihanetten başka bir isim bulma imkânı olmadığından, memnuniyeti öncelemek zorunda kalan diplomatik ataklar “meşruiyet” tartışmalarını bir kenara koymayı zorunlu kılacaktır doğal olarak. 

Emrullah İşler açıklamalarında Türkiye’nin çatışma halindeki taraflara silah ambargosunun kalkmaması konusundaki ısrarlarını sürdürdüklerini dile getirdi. Mısır’daki Sisi cuntası başta olmak üzere Libya’nın paralel ihanet çetesinin arkasında duran güçlerin, Hafter’e silah ambargosunun kaldırılması konusunda ısrarcı tutumları karşısında Türkiye’nin bu tutumunun son derece önemli olduğunu söylememiz gerekir. Çünkü halk desteğinden ve meşruiyetten yoksun, Kaddafi dönemi kalıntısı paralel ihanet çetesi ümidini silaha bağlamıştır ve onun arkasında duran bölgesel ve uluslararası mafya bu işi silahla çözebileceğine inanıyor. 

yeniakit

Bu yazı toplam 369 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim