• BIST 107.303
  • Altın 152,979
  • Dolar 3,7134
  • Euro 4,3645
  • Ankara 15 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Konya 18 °C
  • Antalya 21 °C
  • Diyarbakır 19 °C
  • Erzurum 9 °C
  • İzmir 21 °C
  • Rize 17 °C

Libya Üzerine

Ahmet Varol
* Libya diktatörü Albay Muammer Kaddafi geçtiğimiz günlerde Afrika Birliği"nin uzlaşma önerisine yanaşmasından sonra Misrata limanına ve civarına yeniden saldırı düzenledi. Son saldırılarda onlarca sivil savunmasız insanın hayatını kaybettiği bildirildi. Direnişçiler Kaddafi"nin bu saldırıyı NATO"nun ve özellikle ABD hava kuvvetlerinin başkent Trablus"a düzenlediği hava saldırılarının intikamı için düzenlediğini düşünüyorlar ve NATO güçlerinin yeni saldırıların önüne geçmek için gerekli tedbirleri almaması halinde Kaddafi"nin adamlarının bu şehirde daha büyük katliamlar düzenlemesinden korkulduğunu dile getirdiler.
Ne kadar ilginçtir ki Kaddafi"ye ait hedeflere NATO tarafından saldırı düzenleniyor; o ise saldıranlara karşılık vermeyip kendi ülkesinin sivil, savunmasız insanlarından intikam alıyor. Bu adamın o ülkenin insanı, o halktan biri olması mümkün müdür? Bu halk böylesine vahşi ve yönetimi altındaki insanları katlederek başkalarından intikam alan birine teslim edilebilir mi?
* el-Cezire"nin Libya"daki kameramanı Ammar el-Hamdan da sonunda serbest bırakıldı. Onunla birlikte rehin alınan Moritanyalı muhabir Ahmed Fal Veleduddin ve Tunuslu muhabir Lutfi el-Mesudi daha önce serbest bırakılmışlardı. Fakat Libya asıllı İngiltere vatandaşı Kamil et-Talu henüz bırakılmış değil. Bu kişinin durumu ve nerede olduğu hakkında da bilgi alınamıyor. Bilindiği üzere Arap dünyasındaki dikta rejimleri el-Cezire"nin tutumundan son derece rahatsız. Çünkü zulmün kara yüzünü dünyaya özellikle Arap kamuoyuna aktarmaya çalışıyor. Tunus"ta çakan kıvılcımın yol açtığı halk ayaklanmasının Arap dünyasında domino etkisi yapmasında el-Cezire"nin yayınlarının da rolü olduğu tahmin ediliyor. O yüzden Libya diktatörü bu televizyonun yayınlarından rahatsız oluyor ve muhabirlerini kendi kontrolündeki bölgelere sokmuyor. Girmeye çalışanlar ya rehin alınmaktan ya da öldürülmekten korkuyorlar. Nitekim el-Cezire muhabirlerinden Ali Hasan el-Cabir, Bingazi yakınlarında Kaddafi"nin adamları tarafından pusuya düşürülerek öldürülmüştü. Kameraman Ammar el-Hamdan ve arkadaşları da başka bir olayda rehin alınmışlardı. el-Hamdan, kırk günden beri tutukluydu. Çeşitli medya kuruluşlarının ve basın dayanışma örgütlerinin yoğun baskıları ve bazı diplomatik girişimler sonucu iki gün önce serbest bırakıldı.
Diktatör Kaddafi tabii sadece el-Cezire"yi değil kendisinin iğrenç yüzünü, vahşi saldırılarını ve katliamlarını kamuoyuna doğru bir şekilde yansıtan tüm medya organlarını engelliyor. İzin verdiği medya organlarından kendi taleplerini yerine getirmelerini ve kendisine karşı ayaklanan tarafı kötülemelerini istiyor. Bu yüzden daha başka medya mensuplarını da rehin almıştı. Sözünü ettiğimiz baskılar ve girişimler sonucu serbest bırakılanlar olsa da birçoğu hâlen rehin tutuluyor.
Görüldüğü kadarıyla çağımızda medya savaşın en önemli cephelerinden biri. Suriye diktatörü Beşşar Esed"in kendisine karşı ayaklanarak hak ve özgürlük isteyenlerin kötülenmesi, bunların kötü dış mihraklarla irtibatlandırılması talebine dair istihbarat raporu da medya cephesine verdiği önemi gösteriyor. Hak ve özgürlük mücadelesinin yanında yer alanların da, Suriye diktatörünün ve onunla menfaat bağlantısı olanların bu oyunlarına karşı, bir yandan reform yalanlarıyla halkı aldatmaya çalışırken diğer taraftan gerçekleştirdiği vahşi katliamlarla sokakları kana bulayan dikta rejiminin gerçek yüzünü açığa çıkarma çabalarını artırmaları gerekir.
* NATO"nun Libya"ya yönelik askerî operasyonunun amacının sadece sivilleri Kaddafi saldırılarına karşı himaye etmek olmadığını, asıl amacının artık önüne geçilemeyen bir sel akışının yönünü kendi hesap ve stratejisine göre belirlemek için müdahale olduğunu daha önce dile getirmiştik. Bugün operasyonun niçin uzadığı, Kaddafi"nin neden bertaraf edilemediği tartışılıyor. Bizim tahminimize göre hadisenin bu yönünün arka planında kendini “uluslararası toplum” olarak tanımlayan emperyalist güçlerin ya Irak ve Afganistan"daki gibi uzaktan kumandalı bir yönetimle siyasi kontrolü ele alma ya da yönetimi doğrudan ayaklanmacılara teslim etseler bile onları birçok yönden kendilerine mahkûm ederek suyun akış rotasını planladıkları şekilde izlemeye alma amaçları var.
 
akit
Bu yazı toplam 1784 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim