• BIST 106.991
  • Altın 151,481
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • Ankara 2 °C
  • İstanbul 16 °C
  • Konya 8 °C
  • Antalya 16 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Erzurum -4 °C
  • İzmir 11 °C
  • Rize 8 °C

Kuzey Kore’nin nükleer füze denemeleri

Ahmet Varol

Kuzey Kore dünya üzerinde kalan kapalı kutu niteliğindeki ülkelerden biri. Dünyaya çok fazla açılmadığından içinde neler olduğunu dünya kamuoyu çok fazla bilemiyor. Bu ülke aynı zamanda komünist ideolojinin insan tabiatına aykırı olduğu gerçeğini belgelemek için kalabilen numûnelerden biri. Fakat bilebildiğimiz kadarıyla vatandaşlarının karınlarını doyurmak için ayırdığı bütçeden daha fazlasını silahlanmaya ayırabiliyor. Ondan dolayı dünyanın geri kalmış ülkelerinden olmasına, halkının yoksul hatta aç, kişi başına düşen ulusal gelir miktarının düşük olmasına rağmen dünyanın en modern ve en tehlikeli nükleer füzelerini ürettiği biliniyor. 

Gerek uluslararası mekanizmanın ve gerekse kendisine komşu ülkelerin tepkilerine rağmen dün yani 9 Eylül Cuma günü yeni bir nükleer füze denemesi gerçekleştirdi. Denemenin yapıldığı santralin yakınında 5.3 şiddetinde deprem sarsıntısı hissedildiği konuyla ilgili haberlerde dile getirildi. Bunun doğal bir deprem olmadığı Pyongyang’daki yönetimin yeni bir nükleer füze denemesi yapmasından kaynaklandığı ifade edildi. 

Verilen bilgilere göre bu, Kuzey Kore’nin beşinci nükleer füze denemesi ve şimdiye kadar yaptığı denemelerin de en şiddetlisiydi. 

Uzmanların verdiği bilgilere göre Pyongyang yönetimi artık balistik füzelere nükleer başlık takabiliyor. Balistik füzelerin en önemli özelliği ise çok uzun menzillere ulaşabilmesi. Bu füzeler aynı zamanda denizaltılara yüklenerek suyun altından da gönderilebiliyor. Uzun menzilli kategorisine giren balistik füzeler en az 5500 km uzağa gidebiliyor. Dolayısıyla Kuzey Kore’nin onların ucuna nükleer başlıklar takabilmesi tehdit ettiği ülkeler çemberinin bir hayli genişlemesi anlamına geliyor. 

Global güçlerin tepkilerine ve BM vasıtasıyla yeni cezalara mahkûm etme sinyalleri vermelerine rağmen Kuzey Kore nükleer füze konusundaki tutumunu değiştirmedi ve beşinci denemesini de yaptı. 

Bu ülkeden kaynaklanan tehditlerden birinci derecede etkilenen ülke ise düşman kardeş durumundaki Güney Kore olduğu için en büyük tepkiler de ondan geldi. Güney Kore Cumhurbaşkanı Bayan Park Geun-hye, düşman kardeşinin nükleer füze denemesinin hemen ardından ABD Başkanı Obama ile uçakta bulunduğu bir sırada irtibata geçerek şikâyette bulundu. Obama da ona “İçiniz rahat olsun, Kuzey Kore’nin bu provokatif eylemlerine karşı size her alanda destek vereceğiz” diye teminat verdi. Güney Kore Cumhurbaşkanı Geun-hye, Obama’dan Kuzey Kore’ye baskı uygulanması için BM Güvenlik Konseyi’nden bir karar çıkarılması konusunda kendilerine destek vermesini talep etti. 

Nükleer füze denemesinden en çok rahatsız olan ülkeler arasında ikinci sırada Japonya yer alıyordu. Japonya’nın Başbakanı Shinzo Abe hemen konuyla ilgili bir açıklama yaparak tepkisini dile getirdi. O da Kuzey Kore’nin aleyhine BM Güvenlik Konseyi’nden bir karar çıkarılmasını ve bu ülkenin daha fazla sıkıştırılmasını istedi. 

Kuzey Kore’nin geleneksel dostu olarak bilinen ve onu hiç yalnız bırakmayan Çin bile yapılan denemeden rahatsız oldu ve Çin’in, Kore yarımadasının nükleer silahlardan tamamen arındırılmasından yana olduğunu bildirdi. Onun ifadesi genelleştirme tarzında olduğu için bir bakıma “Siz sadece Kuzey Kore’yi mahkûm ediyorsunuz ama Güney Kore’ye de fazla güvenmeyin. Onun da bu konuda tehlikeli çalışmaları veya girişimleri var” demek istiyordu. Çünkü Kuzey Kore’nin Cumhurbaşkanı Kim Jong-Un, bu işi sadece kendisinin yapmadığını, aslında kendilerine yönelen bir tehlike olması sebebiyle yapmak zorunda kaldığını ima etmek amacıyla kardeş düşmanını nükleer projeler geliştirmekle ve bir nükleer santral kurmak için çalışmalar yürütmekle itham etmişti. “Ben ona dayak attım ama onun da bana dayak atma niyeti vardı o yüzden” demek gibi. 

Kuzey Kore’nin denemeleri tartışılıyor. Nükleer silahlara karşı çıkmak ise insan olmanın bir gereği. Fakat sadece Kuzey Kore’nin elinde olanlara değil global emperyalizmin ve onun himaye ettiklerinin elinde bulunanların tümüne. “ABD, Rusya, Çin ve İsrail bu silahları bulundurmayı hak etmişlerdir; onlara karşı çıkamayız” demeye kimsenin hakkı olamaz. 

Bu arada siyonist işgal rejiminin elindeki Dimona nükleer santralinin de bütün bir bölgeyi tehdit ettiğini gözden uzak tutmayalım.

yeniakit

Bu yazı toplam 257 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim