• BIST 106.449
  • Altın 146,739
  • Dolar 3,4874
  • Euro 4,1792
  • Ankara 35 °C
  • İstanbul 28 °C
  • Konya 34 °C
  • Antalya 30 °C
  • Diyarbakır 37 °C
  • Erzurum 27 °C
  • İzmir 36 °C
  • Rize 27 °C

Kusura Bakma Kudüs, Kusura Bakma Aksa; Tatile Çıktık Kapsam Dışındayız..

Nureddin Şirin

Kusura Bakma Kudüs, Kusura Bakma Aksa; Tatile Çıktık Kapsam Dışındayız...!

Siyonist İsrail rejiminin Mescid-i Aksa"ya yönelik tarih boyu sürdürdüğü düşmanlık son zamanlarda yeni bir aşamaya geldi. Her geçen zaman Kudüs ve Mescid-i Aksa"dan yeni bir yıkım ve yeni bir saldırı haberleri geliyor.

Yakın zamanda İHH"nın öncülüğünde İstanbul"da Uluslar arası Mescid-i Aksa Sempozyumu düzenlenmişti. Kudüs Müessesi Başkanı Şeyh Raid Salah bu sempozyumda yaptığı konuşmada dünya Müslümanlarını Mescid-i Aksa için seferber olmaya çağırarak şöyle seslenmişti:

“Ey dünya Müslümanları! Kudüs Tehlikededir, Mescid-i Aksa tehlikededir, ey dünya Müslümanları birleşin Kudüs"ün Mescid-i Aksa"nın yardımına koşun, seferberlik ilan edin!

Siyonist rejim Kudüs"ü işgal ettiğinden bu yana Kudüs"ü yıkma konumuna özenle sahip çıkıp İslami eserleri kaldırmak istemiştir. Bu bağlamda Osmanlı tarihi eserlerini de kaldırmaya çalışmıştır. İsrail birçok yıkımlar yaparak birçok Osmanlı Mescidini hürmetini ayaklar altına almıştır. İsrail buraya kendi Yahudi kimliğini vurmaya çalışıyor. İsrail işgal güçleri buradaki bütün İslami eserleri yıkmaya çalışıyor, özellikle Mescid-i Aksa"nın etrafındaki bütün tarihi eserleri ortadan kaldırmak istiyor.

Değerli kardeşlerim, mübarek Kudüs ve Mescid-i Aksa davası, kadın erkek dünyadaki bütün Müslümanların davasıdır. Bizler Müslümanlar olarak, Ömer el Faruk"un torunları olarak, Selahaddin Eyyubi"nin torunları olarak, Sultan Abdulhamid"in torunları olarak bu davaya sahip çıkmamız gerekiyor.

Bütün bu açıdan herkesi Kudüs etrafında toplanmaya, Kudüs için seferber olmaya davet ediyorum. İnşaallah yakında Kudüs"te, Mescid-i Aksa"da buluşacağız.”

"Kudüs ve Mescid-i Aksa"nın muhafızı" olarak bilinen bu yiğit müslümanın Kudüs ve Mescid-i Aksa"nın savunulması için yıllar boyu, geceli gündüzlü nasıl yılmadan çalıştığını, Siyonistlerin tüm baskı ve tehditleri karşısında bir adım geri adım atmaksızın cesurca nasıl da mücadele ettiğini herkes bilmektedir.

Şeyh Raid Salah"ın bu açıklamasının ardından çok geçmedi ki yeni çağrılar ve feryadlar geldi kulaklarımıza.

Hamas liderlerinden Hammas Rakab, Gazze"de binlerce Filistinliye hitaben yaptığı konuşma sırasında, Mescid-i Aksa"ya yönelik yıkım çalışmaları ve Kudüs"teki Filistinlilere yönelik saldırıların hız kazanmasının sebebinin İslam ümmetinin ve Arapların utanç verici sessizliğinin olduğunu söyleyerek bizleri ağır bir veballe karşı karşıya bıraktı…

Mescid-i Aksa İmam-hatibi Yusuf Ebu Senina İslam dünyasını Kudüs için acilen harekete geçmeye çağırırken, Filistin baş kadısı Teysir Temimi ise dünya Müslümanları olarak başımızı öne eğen açıklamalarda bulundu.

Büyük bir mahcubiyet içinde takip ettiğimiz bu açıklamasında şöyle diyordu Teysir Temimi:

“Arap ve Müslümanların utanç verici sessizliği İsrail"i, Kudüs"ü esir tutmaya, Yahudileştirmeye, Kudüslülerin evlerini yıkmaya, Kudüs"teki tüm İslami eserleri yok etmeye teşvik etti. Mescid-i Aksa"nın altında kazılar devam ediyor. Mescid-i Aksa neredeyse yıkılacak. Mescid-i Aksa"nın temelleri tamamen oyulduktan sonra yıkılması için deprem beklenecek. Ve Sonra da Süleyman mabedini inşa edecekler.

Siyonist projeler, Mescid-i Aksa"yı yıkmak ve Kudüs"ü Yahudileştirmek için uygulanırken, Siyonist projeye karşı mücadele edecek hiçbir İslami ve Arap proje yok. Üzülerek söylemeliyim ki İslam dünyasının ne Aksa ne de İslam"la bir alakası kalmamış. Vakit çok geç olmadan İslam dünyasının harekete geçmesi gerekiyor. Müslümanların volkan olup patlaması gerekiyor.

Nerede İslam dünyası? İslam Konferansı Örgütü içerisine 57 ülke var. Arap Birliği"nin 23 üyesi var. Neredeler? 1.5 milyar Müslüman var. Neredeler? Artık İslam dünyasının ayağa kalkması gerekiyor.”

Acaba duygusallıkla mı suçlayacağız Filistin baş kadısı Teysir Temimi"yi? Yoksa bu sözleri kendimize yapılmış yürek yakan bir uyarı olarak mı alacağız?

Hiç mübalağa yapmadan vurgulamamız gerekir ki, Kudüs ve Mescid-i Aksa"ya savunmak için harekete geçmeyen, bu uğurda mücadele etmeyen, bu amaçla kendisini mücadeleye adamayan hiçbir kimsenin İslam"la alakası yoktur.

İslam toplumlarında binlerce kanaat önderi var; hoca efendiler, alimler, vaizler, hatipler, yazarlar, aydınlar, akademisyenler, sanatçılar…

Acaba bu kanaat önderlerinin ne kadarı Kudüs ve Mescid-i Aksa için feryad ediyor, bunların ne kadarı kendisini öne çıkartarak Müslümanları Kudüs ve Mescid-i Aksa"ya sahip çıkmaya çağırıyor?

Bu kanaat önderleri ve binlerce sivil toplum örgütü, vakıf, dernek, parti, gruptan hangileri Şeyh Raid Salah gibi, Müslümanları Kudüs ve Mescid-i Aksa için seferber olmaya çağırıyor?

Rabbimiz Kur"an"da duruşumuzun nasıl olması gerektiğini beyan ediyor:

“Sizler insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; marufu emreder, münkerden nehyedersiniz” (Ali-i İmran 110)

Bu ayeti kerime biz Müslümanlara, "ümmet" olarak en büyük vazifemizin emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker olduğunu beyan ederken, bu vazifenin “hayırlı ümmet” olmanın bir gereği olduğunu belirtiyor. Diğer bir ifadeyle, emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker vazifesine müdrik olmayan, bu vazifesini hakkıyla yerine getirmeyen kişi “hayırsız bir kişi”dir; avam da olsa, havas da olsa…

Siyonist varlık ve saldırganlık karşısında Kudüs ve Mescid-i Aksa bu denli sahipsiz kalabiliyorsa, her şeyden önce “hayırlı ümmet” olma vasfımızı yitirmişiz demektir. Kudüs"üne, Mescid-i Aksa"sına sahip çıkmasını bilmeyen bir Müslüman, alim de olsa, aydın da olsa, hoca da olsa, hoca efendi de olsa, onda ne hayır olabilir? Yazdıklarında ve konuştuklarında zahiren dini anlatıyor ve savunuyor gözükmeleri onları “hayırlı” kılmaya yetecek mi acaba?

Kudüs ve Mescid-i Aksa davası ümmet şuurunun, dini gayretin ve sorumlu Müslüman kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır; bakalım o zaman, kimler ne yapıyor, ne yazıyor, ne söylüyor?

Günlük basit polemiklerle Müslümanların gündemini meşgul eden, bundan öte Müslümanlar arasında ihtilaf ve husumet çıkartmak için birbirleriyle yarışanların utanç verici haline baktığımızda; bunlar mı alimlerimiz, bunlar mı hocalarımız, bunlar mı aydınlarımız, bunlar mı İslami irşad ve tebliğ demekten kendimi almamız mümkün mü?

İslam"ın mukaddesatı ayaklar altında, bakın siz şunların yapıp söylediklerine? Ellerini o müslümanın, bu müslümanın yakalarından bir kere indirip haçlı emperyalistlerin ve azgın siyonistlerin yakasına bir gün olsun yapıştılar mı acaba? Aziz İslam bu denli ağır saldırı ve hakaretlerle yüzleşmişken, bunlardan hangisi kalkıp göğsünü İslam"a siper edindi? Bu mukaddes dava uğruna küçük bir bedel ödemeye yaklaştılar mı acaba?

Bakmayın siz bunların sıfatlarına, görüntülerine, namlarına ve şanlarına; bunlar Müslümanların yüzkarasıdırlar! Hodbin, dünyaperest ve korkaktırlar! Bunlar bir müslümanın başına kaya atmasını çok iyi bilerler ama İslam"ın azılı düşmanlarına küçük bir taş atmaya bir kere olsun cesaret edemezler! Aksine duruş ve sözleriyle tağutlara kendilerinin "tehlikesiz" biri olduklarının güvenini vermeye çalışırlar! Minberlerden, gazetelerden, kürsü ve ekranlardan tağuta selam gönderip müslümana kılıç çekerler! Dünyanın ve ülkemizin azılı tağutları meğer ne kadar sevimli imişler! Bu tağutlar ne kadar İslam ve müslümanların düşmanı olsa da, müslümanların bunlarla ne sorunu olsun ki?

Resulüllah'ın sünnetinden söz ederler! Allah aşkına, Hz. Resulüllah'ın sünneti, takip ettiği yol, bizlere öğrettiği müslümanlık bu mudur..? "Ben savaş ve rahmet peygamberiyim" buyuran Resulüllah'tan gördüklerimiz, öğrendiklerimiz bunlar mı? "Cennet kılıçların gölgesi altındadır" buyuran peygamberimiz, bu kılıçları müslümanlara karşı kullanmayı mı emretti bize? Hani tağuta kalkan kılıçlarınız? Bırakalım kılıçları, tağuta karşı sertleşen dilleriniz nerede? "Sünnet ehli" olmak böyle midir?

Tağuttan korktuğunuz kadar Allah"tan korkar mısınız siz! Ama nedense sözlerinizde en çok da “Allah korkusu” ifadesini kullanırsınız. Dünyanın zevku sefasını yaşaya durun, umrunuzda mı mahrumiyetten kıvranan müslümanların çektiği acı? Umrunuzda mı, esir kamplarındaki binlerce müslümanın çektiği cefa? Umrunuzda mı evlerinde tencere kaynamayan ana ve babaların çocuklarına karşı duyduğu mahcubiyet? Umrunuzda mı çöplüklerden ekmek toplayan yoksulların garipliği?

Bir yerler tarafından "Filistinle Dayanışma Platformu" başkanlığına getirilen eski Müsiad Başkanı Erol Yarar Star'a verdiği röportajda "asıl burjuva bizleriz" diyor ve ekliyor; "Bazı aşırılıkları gözlüyorum ama bir lokma bir hırka felsefesine de inanmam. Bu bize yutturulmuş bir zokadır! Allah verdiği nimetleri kullarının üzerinde görmek ister."

Evet beyendi, burjuvasınız, hem de arsız ve hayasız bir burjuva...! Eğer birgün eline Kur'an meali alacak olursan, hiç olmazsa şu ayete bir bak:

"Biz hangi memlekete bir uyarıcı gönderdikse, mutlaka oranın mütrefleri "biz sizin gönderildiğiniz şeye kafirleriz" dediler." (sebe – 34)

Kimdir bu mutrefler? En kısa tanımlamayla sahip oldukları ekonomik güçle azgınlaşıp küstahlaşan, lüks ve konforlarıyla şımarıklaşan burjuva sınıfı...

Bu mütrefler acaba ilahi risaleti inkar edenler arasından mı çıkar sadece? Bunların tesbihlileri, takkelileri, sakallılıları olmaz mı?

İşte size Erol Yarar, hem tesbihli, hem sakallı, hem takkeli... Erol Smith...

Peki böyle birisinin "Filistinle Dayanışma Platformu"nun başına gelmesi/getirilmesinin hikmeti nedir acaba? söyleyin Allah aşkına, Filistin, Gazze meselesi böylesi burjuvalara mı kaldı? Dökülen kanlarından dirilen bir halkın davası bunlara mı kaldı? Lokmasını da hırkasını da Kudüs'e adayan yiğitlerin davası böylesi hokkobazlara mı kaldı? "Burjuva" olduğunu söyleyen birisi neye yarar?

Böylesi "şımarık"lara itiraz edecek sorumlululk mevkiinde olanlarımız neden susuyor?

"Laissez faire" (Bırakınız yapsınlar) diyen Adam Smith Kapitalizmin kitabını yazdı, siz ise yaşarsınız. Gerçi siz buna tarihten delil getirirsiniz; öyle ya, yeşil yeşil saraylar dikip hizmetçilerini etrafına dolduran o kadar büyük ve muhterem zatlarımız var ki! Öyle ya, Allah dünya nimetlerini müslümanlara bahşetti, doya doya yiyeceksin; aksırıncaya, tıksırıncaya kadar yiyeceksin! Her ne kadar Hz. Resulüllah (s.a.v) karnına taş bağladıysa da, kendisine gelip birkaç hurma isteyen kızı Fatıma'ya "oruç ve tesbihat"ı tavsiye ettiyse de, siz yine " o zaman yokluk vardı, şimdi ise bolluk, yoklukta tesbih, bollukta sefa çekeriz" deyin. "Komşusu aç iken kendisi tok yatan, müslümanların dertleriyle ilgilenmeden sabahlayan benden değildir" dese de önderimiz Resulüllah, siz de durup sıkılmadan boğazınıza kadar tıkınmaya devam edin... Adam Smith de öyle diyor zaten; "bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler"..! "Allah verdiği nimetleri kullarının üzerinde görmek ister" diyorsunuz ya,tezviratla aldığınız yolda gidin, ama "müslümanlık budur" deme küstahlığını göstermeyin...

Mescid-i Aksa"dan feryad yükseliyor, umurlarında mı bunların? Kudüs saldırı altında gündeminde mi bunların? Ümmet kana bulanmış, mukaddesatımız ayaklar altında, parmağını oynattıklarını gören var mı bunların?

…

Yaz mevsimi geldiğinde, sıcaklar nedense bedenlerimizi terletmiyor sadece. Ruhlarımız, yüreklerimiz pörsüyor; duyarlılıklarımız, sorumluluklarımız, vazifelerimiz de buharlaşıyor yazın sıcağında…

Doğu Türkistan"da binlerce kardeşimiz şehid edilip yaralandığında da, Kudüs ve Mescid-i Aksa"ya yönelik saldırılar hız alıp tehlike çanları çalmaya başladığında da, yazın sıcaklığından mıdır, utanç verici bir gaflet ve sorumsuzluktan mıdır, yoksa tatilde eğlenip kapsam dışında kaldığımızdan mıdır, ses seda çıkmıyor bizim Müslümanlardan? Her şeyden önce şu ünlü hocalarımız, aydınlarımız, hatiplerimiz ve de sivil toplum örgütlerimizden...

…

Siyonist İsrail rejiminin futbol takımı İstanbul"a gelip Ali Sami Yen stadında maç yapıyor. Özellikle Gazze"de gerçekleştirilen son soykırım saldırılarında yüzlerce Filistinli bebek ve çocuğun beşiklerinde, kundaklarında, analarının kucaklarında nasıl da katledildiklerine tanık olduktan sonra, bu maçın siyonist katillere yönelik bir öfke vesilesini olacağını düşünmüştük. Stada da gidilebilirdi, başka bir yerde de, ya da başka bir vesileyle, bu tepki sergilenebilirdi…

Ama gelin görün ki Galatasaray seyircileri hiç kimsenin yapmadığını yaptı; ellerindeki renkli kartonlarla dev bir Filistin bayrağı oluşturarak altına “Go home İsrail” yazdılar; Yani “Defol İsrail”… Maç boyunca “Kahrolsun İsrail, Filistin"e Özgürlük” diye slogan attılar.

Ne diyelim şimdi? Galatasaray seyircisine vekalet verip, “bizim adımıza siz bi şeyler yapın” mı dedik? Hayır öyle değilse, o zaman itiraf edelim, onların gösterdiği erdemliliği biz gösteremedik…

…

Son sözü Kur"an söylesin:

“Ey iman edenler! Eğer siz dininden dönerseniz, Allah sizin yerinize Allah"ı seven, Allah"ın sevdiği, müminlere karşı açmak gönüllü, kafirlere karşı ise güçlü ve onurlu bir topluluk getirir; onlar Alah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayıcının kınamasından çekinmezler” (Maide 54)

Bu ayetin bize ne kadar hitap ettiğini, nefislerimizin muhasebesini yaparak anlamamız mümkündür; yeter ki samimi ve dürüst olalım…

Velfecr

Bu yazı toplam 3412 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim