• BIST 98.090
  • Altın 143,479
  • Dolar 3,5672
  • Euro 3,9865
  • Ankara 14 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Konya 14 °C
  • Antalya 23 °C
  • Diyarbakır 18 °C
  • Erzurum 9 °C
  • İzmir 21 °C
  • Rize 16 °C

KÜRD-DER Genel Başkanı Ahmet Ayan

Hakan Albayrak

Kürt meselesinde çözümün önündeki en büyük engel, şu tuhaf anlayış olsa gerek: "Üzüm yemesek de olur, yeter ki bağcıdan hıncımızı bir güzel çıkaralım."

Hem devlette / hükümette hem de muhalif Kürt hareketlerinde böyle bir 'sendrom' var.

Bazen sağduyu ağır basıyor, "artık üzüm yemeye bakalım" anlayışı öne çıkacakmış gibi oluyor, ama en ufak bir provokasyonda hemen "vay şerefsiz bağcı" moduna geri dönülerek sağduyu lobilerinin gayretleri boşa çıkarılıyor.

Hükümete ilan-ı harp mahiyetinde söylem ve eylemlerle Kürt açılımını 'ofsayt'a düşürmeler, Demokratik Toplum Partisi'nin randevu talebine cevap vermeye tenezzül etmeyerek "güvercinler"i "şahinler"e ezdirmeler, vs, vs, vs…

Her ahval ve şeraitte "üzüm yemeye bakalım" diyen, bunu ısrarla vurgulayan, vurgulamaktan asla vazgeçmeyen aktörlere ihtiyaç var Kürt meselesinde.

Sağduyuda sebat eden aktörlere…

Ne olursa olsun, bu yoldaki istikrarını asla bozmayan aktörlere…

Kürt Demokrasi Kültür ve Dayanışma Derneği (KÜRD-DER) Genel Başkanı Ahmet Ayan, öyle bir aktör olabilir mi?

İnşaallah olur.

CİHAN'a verdiği beyanatı okudum; savaş naralarını bastırmaya, tansiyonu düşürmeye, sağduyuyu hâkim kılmaya ve nihayet 'üzüm yemeye' odaklanmış dengeli bir lider (veya kanaat önderi) profili çiziyor Ahmet Bey.

Diyor ki:

"Cumhurbaşkanı'nın 'Güzel şeyler olacak' açılımının ardından çok ümitlendik, ama devamı gelmedi. Biz ümidimizi yitirmek istemiyoruz. Sayın Abdullah Gül'ün çözüm için samimi olduğuna inancımız var. Fakat 'Güzel şeyler olacak' sözü birileri için 'kötü şeyler olacak' anlamına geliyor. Çünkü çözümsüzlükten besleniyorlar."

"Cumhurbaşkanı Abdullah Gül cesur adımlar atmaya çalışırken, birileri çözümün önünü kapatmaya çalışıyor. Geçmişte de hep böyle olaylar oldu. 1993'de tam güzel şeyler olacaktı, 33 asker şehit edildi. Sayın Başbakan, Ahmet Türk'le görüşecekti, 6 asker şehit oldu. Demek Türkiye'nin iyiliğini istemeyen gizli bir güç var ülkemizde. Kürt sorununu sonuna kadar canlı tutmak istiyorlar. Güzel şeyler birileri için kötü şeyler anlamına geliyor."

"Cumhurbaşkanı ve Başbakan sorunların bitirilmesi için istekli davranıyor, ama ülkemizde ne zaman olumlu bir şeyler olacaksa gizli bir el hemen önünü kesiyor."

"Türkiye güçlü bir ülke, fakat gücünü tam olarak kullanamıyor. Doğu ve güneydoğudaki sorunlar giderilse, Türkiye bu coğrafyanın en güçlü devleti olur."

"Demokratik Toplum Partisi'nin yöntemde ve üslupta yanlışları var, ama iyi şeyler olacaksa bu DTP'siz olamayacak."

"Türkler ve Kürtler hep kardeş yaşamışlardır. Bizim isteğimiz sadece sorunların bitmesi. Kimse bağımsız bir devlet istemiyor ki. Adalet istiyor, kendi dilini rahatlıkla konuşmak istiyor. Bunlar kötü şeyler değil. Bir köyün ismi Kürtçe olursa ne olacak, oradaki insan bölücü mü olur? Tabii ki hayır."

"Kürtleri İslam'a uzakmış gibi göstermek de çok yanlış. Biz önce Müslümanız sonra Kürdüz. Ahmedi Hanileri, Bediüzzaman Said Nursileri çıkartmışız. Bu coğrafyanın en büyük mayası yine İslam'dır." (CİHAN, 4 Temmuz 2009)

Ahmet Ayan'ın her söylediğine katılmasanız da, "bağcıyı dövmeyi bırakıp üzüm yemeye bakalım" diyen makul bir sivil toplum temsilcisiyle karşı karşıya olduğunuzu herhalde kabul edersiniz.

Bu çizgiden asla sapmamasını diliyorum.

Yeni Şafak

Bu yazı toplam 1710 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
mahir
15 Temmuz 2009 Çarşamba 18:02
S.A.
http://www.bediuzzamansaidnursi.org/said_nursi_seyyidmidir.html


Emirdağlı Mehmet Çalışkan'ın anlattığına göre de, bir gün yanlarına Ahmet Feyzi Kul gelir. Üstadın vasıfları ve yüksek makamından bahseder. Cifir ve ebced hesabıyla çıkardığı tevafukları anlatır. O anda Osman Çalışkan'ın kalbine, “Biz Üstadımızı Kürt olarak biliyoruz. Ahmet Feyzi Efendinin anlattığı büyük müceddit ise Âl-i Beyt-i Nebevîden olacaktır” gibisinden bir şüphe gelir.

Bu hadiseden az sonra Bediüzzaman, Osman Çalışkan'ı yanına çağırır ve, “Kardeşim ben hem Hasenîyim, hem de Hüseynîyim… Ahmed Feyzînin bütün söylediklerini kabul ediyorum. Haydi git!” der. 10

Bediüzzaman'ın, Urfalı Salih Özcan'a da seyyidliğinden söz ettiğini görüyoruz. Salih Özcan ziyaretlerine geldiklerinde, nesebini sormuş, seyyid ve Hüseynî olduğunu öğrenmişti. Üstad da ona, “Ben hem Hasenîyim, hem de Hüseynîyim” cevabını vermişlerdi. 63
85.107.249.134
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim