• BIST 97.924
  • Altın 144,819
  • Dolar 3,5655
  • Euro 4,0001
  • Ankara 13 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Konya 15 °C
  • Antalya 21 °C
  • Diyarbakır 21 °C
  • Erzurum 13 °C
  • İzmir 20 °C
  • Rize 16 °C

Kulluk görevlerimize mazeret üretmeyelim

Abdullah Büyük

Yeryüzüne halife olarak gönderilen insanoğlu, iman ile küfür arasında serbest bırakılmıştır. Yani insana seçme özgürlüğü demiş olduğumuz “irade” verilmiştir. Ama insanın bu iradesini kendi mutluluğu için kullanmasını sağlamak amacıyla da müjdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberler gönderilmiştir. İnsan ile tabiat arasındaki en büyük fark, işte bu seçme özgürlüğüne sahip olup- olmama yönüdür. Bütün kâinat toptan mümindir. İnsan ve cinler dışında hiçbir varlığın İlahi emre aykırı hareket edebilme yeteneği yoktur. Bununla birlikte insana kulluk görevini yerine getirebilmesi için bütün imkânlar verilmiş, sonsuzluklar diyarı olan ahirette hiçbir mazeretin kabul edilmeyeceği Kur’an-ı Kerim’de açıkça ifade edilmiştir:

“Bütün bu elçileri, güzel haberlerin müjdeleyicileri ve uyarıcılar olarak gönderdik ki onların gelişinden sonra insanın Allah karşısında hiçbir mazereti kalmasın. Allah gerçekten güç ve hikmet sahibidir.” (Nisa, 4/ 15)

Evet, insanın hiçbir mazereti ahirette kabul görmeyecektir. Yani hepimizin en çok yaptığı şey olan mazeret üretmek hiçbir anlam ifade etmeyecektir. Önce kendi benliğimize sonra da içinde yaşadığımız topluma şöyle bir göz attığımızda maalesef yapamadığımız ya da yapmak istemediğimiz işlerle ilgili sürekli mazeret ürettiğimizi gözlemliyoruz. 

Kur’an insanın Rabbine karşı taşıması gereken sorumluluk bilinci için “takva” kavramını kullanır. İnsanlar arasındaki üstünlüğün ölçüsünün de bu sorumluluk bilincinin seviyesi olduğunu vurgular. Unutmayalım ki insanın en büyük sorumluluğu, En Büyük’e karşı sorumluluğudur. İnsanın Rabbine karşı yerine getirmesi gereken sorumlulukları olduğu gibi insanlığa karşı sorumlulukları da vardır. İnsanın, insanlığa karşı yerine getirmesi gereken sorumlulukları ise “erdem” kavramıyla ifade edilir.  Bu sorumluluklar, insanın yeryüzüne halife olarak yaratılmasının doğal bir sonucudur. Allah’a karşı yapmak zorunda olup da yapmadığımız görevlerle ilgili mazeretlerimizin ahirette özür olarak kabul görmeyeceği gibi dünyada kendi işlerimizle ve insanlığa karşı sorumluluklarımızla ilgili mazeretlerimiz de bize hiçbir yarar sağlamayacaktır.

Öyleyse ne yapmalıyız?

Ne yapacağımız belli. Mazeret üretmekten ve iyiliği yaymak, kötülüğü engellemek için çalışmamaktan vazgeçmeliyiz. Yaratılan herhangi bir bitki gibi etkisiz eleman olarak var olmak yerine insan gibi, adam gibi var olmayı tercih etmeliyiz. İyiliği yaymak, erdemli olmanın mücadelesini vermek nasip meselesi değil, talep meselesidir. Nasipleri dağıtan Allah, ezeli taksiminde bize insan olmayı nasip etmiş. İnsana akıl, irade ve vicdan lütfetmiş. Talep etmeyene erdemli olmak nasip olmaz. Erdemli olmayı “nasip meselesi” diye geçiştirmeye çalışanlar hasenatla yetinip, salihat için mücadele etmeyen pasif insanlardır. Böyle pasif olmayı tercih edenlere salihat nasip olmaz. Böyle tipler riyakârlığı önceleyen, sefere değil, zafere bakan, taklitçi ve sorunlu bireylerdir. Bu tip bireyler Allah’ın Basir sıfatını doğru bir şekilde anlayamamışlardır. Bunun karşısında erdemli olmaya, her türlü iyiliği ve hayrı dünyaya yaymaya talip olanlar vardır. Bu tür şahsiyetler gıybet, haset ve iftiraya tevessül etmezler. Taklit etmek yerine tahkik ederler, kendileri için bir “yeter” noktası yoktur. Bilirler ki “yeter” diyen insan biter. Emek, gayret, zahmet ve sabırla takvanın ve erdemin mücadelesini verirler. Yük olmak, sorun çıkarmak yerine, yük almayı ve sorumluluk üstlenmeyi tercih ederler. Böyle model şahsiyetlerin hayatlarına baktığımızda şunu müşahede ediyoruz: Sıradan bir insanın ileri sürebileceği mani ve mazeretler bu şahsiyetler tarafından asla ileri sürülmemiştir.

Kur’an’da yer alan yirmi beş peygamberimize kulak verdiğimizde onlardan hiçbir mazeret cümlesi işitmiyoruz. Efendimizin hayatına baktığımızda “kalk ve uyar” emrine muhatap oluşundan itibaren O’nun hiç durmadığını, yeryüzünün en kapsamlı iman hamlesini başlattığını ve kendisini gözlemliyoruz.

Hâsılı kelam, takvalı ve erdemli bir şahsiyet olma mücadelesi insanın bu dünyadaki varlık sebebi olan kulluğun bir neticesidir. Cumanız mübarek, dualarınız makbul olsun…

yeniakit

Bu yazı toplam 223 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim