• BIST 90.182
  • Altın 147,357
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • Ankara 9 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Konya 10 °C
  • Antalya 17 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Erzurum 1 °C
  • İzmir 15 °C
  • Rize 7 °C

Kudüs ve Arap medyası

Ahmet Varol

İslam âleminde ve özellikle de Arap dünyasında tehlikeli gelişmelerin yaşandığı şu günlerde İstanbul’da benim açımdan gayet faydalı olan ve önem verdiğim bir uluslararası toplantı gerçekleştirildi. Kurucuları arasında şahsen benim de yer aldığım ve kuruluş aşamasında Allah’ın izniyle tüm istişare toplantılarına katıldığım Filistin Medya Forumu’nun organize ettiği toplantının konusu “Kudüs ve Arap medyası” idi.

Arap medyasının Kudüs davasıyla ilgili duruşunu değerlendirme ve yetkililerini Kudüs’teki son durum hakkında bilgilendirme amacı taşıdığından benim dışımda katılanların tümü Arap ülkelerinde yayın yapan veya Arap dünyasına hitap eden yayın organlarını temsil ediyordu. O yüzden katılanların çoğu Türkiye dışından gelen misafirlerdi. Türkiye’den katılanlar da genellikle Arap dünyasındaki muhtelif yayın organlarının buradaki muhabirleri ve temsilcileriydi. 

21 Mayıs Perşembe günü gerçekleştirilen bu toplantı bir günlük olmakla birlikte sabahın erken saatlerinden akşam saatlerine kadar devam eden verimli ve geniş çerçeveli bir toplantı oldu. Allah’ın izniyle tüm oturumlarına katıldığım toplantıda Kudüs davasının medya boyutu farklı yönleriyle ele alındı. 

Bu sıralarda Arap dünyasında muhtelif siyasi ve toplumsal sorunlar yaşandığından Arap medyası da büyük ölçüde bu sorunlarla ilgili haber ve değerlendirmelere ağırlık veriyor. Filistin ve Kudüs davasıyla ilgili konular her ne kadar hadiselerle bağlantılı olarak zaman zaman gündemde yer tutuyorsa da özellikle hâkim sistemlerin medya organlarında sürekli ikinci plana itiliyor. Bu da siyonist işgalcilerin işine yarıyor. 

O yüzden böyle bir dönemde Kudüs davasının medyadaki konumunu ve medyanın bu davaya ilgisini değerlendirme amaçlı bir çalışma toplantısı yapılması anlamlıydı. Çünkü meselenin kendiliğinden öne çıktığı ve ana gündem maddesi haline geldiği dönemlerde zaten ek müdahaleye gerek olmadan belli bir duyarlılık ve ilgi hâsıl oluyor. Fakat toplantıya katılan arkadaşların da dile getirdiği üzere bu dönemlere özel çalışmalar ve kamuoyunun bilgilendirilmesi mevsimlik çalışmalardan ibaret kalıyor. Oysa mesele bu dönemlere mahsus değildir ve siyonist işgalciler, tevhit mücadelesinin tarih boyunca merkezi olmuş Kudüs’ün tarihi kimliğini değiştirme amaçlı projelerini hayata geçirme çabalarında özellikle ilgilerin başka yönlere yoğunlaştığı dönemleri değerlendiriyorlar. Kudüs’le ilgili geniş bilgi birikimine sahip ve kendisi de Kudüslü olan araştırmacı Halil Tüfekçi’nin toplantıda haritalarla ortaya koyduğu gerçekler de bunu belgeliyordu. 

Siyonist işgalin son seçimlerinden sonra, kendisi zaten ırkçı ve saldırgan görüşleriyle öne çıkan Likud Partisi lideri Netanyahu’nun kendinden daha ırkçı, ayrımcı ve saldırgan anlayışlara sahip marjinal partilerle işbirliği yaparak koalisyon hükümeti kurmak zorunda kalması Kudüs’e yönelen tehlikelerin daha da artmasına neden oldu. Yeni koalisyonun parlamentodaki gücünün çok zayıf olması ise Kudüs ve Mescidi Aksa davasına bir şey kazandırmıyor. Çünkü böyle bir durumda marjinal ırkçı partiler kendi siyasetlerini dikte etmek, hükümetin kendilerine mahkûm olmasını değerlendirmek isteyeceklerdir. Yeni koalisyonun daha yolun başlangıcında attığı adımlar da bunun işaretlerini taşıyor. 

“Kudüs ve Arap medyası” konulu çalışma toplantısında görsel medyadan, yazılı basına, radyo yayıncılığından sosyal medyaya kadar iletişim mekanizmasının tüm alanlarını kapsayan geniş çerçeveli bir istişare ve değerlendirme yapıldı. Ama katılanlar çoğunlukla özel sektöre ait medya organlarını temsil ettiklerinden hâkim sistemlere ait medya organlarının Kudüs davasına ilgisizliklerini ve duyarsızlıklarını etkilemeyecektir. Arap dünyasında iletişimin en önemli sorunu da medya organlarının büyük çoğunluğunu tamamen hâkim sistemlere ait dolayısıyla onların davulculuğunu yapanların oluşturmasından kaynaklanıyor. Özel sektöre ait olanların da hakim sistemlerin politikalarını eleştirmeyi bir yana koyun onların belirledikleri sahanın dışına çıkma özgürlükleri bile yoktur. Bu gerçeği göremeyenler Arap dünyasındaki zulüm rejimlerine başkaldırıları anlayamamış o yüzden Baas zulmünü kurtarma telaşına kapılanların piyasaya sürdüğü komplo teorilerinden hızla etkilenmişlerdir.

yeniakit

Bu yazı toplam 387 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim