• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Ankara 10 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Konya 11 °C
  • Antalya 18 °C
  • Diyarbakır 18 °C
  • Erzurum 9 °C
  • İzmir 17 °C
  • Rize 16 °C

Kudüs intifadasının yıldönümü

Ahmet Varol

29 Eylül tarihi, 2000 yılında Ariel Şaron’un oluşturduğu bir kalabalıkla Mescidi Aksa’ya baskın düzenlemesi üzerine patlak veren Aksa İntifadası’nın başlamasının 16. yıl dönümüydü. 1 Ekim tarihinde ise yine benzer sebeplerle başlayan ve Kudüs intifadası adı verilen direniş bir yılını doldurarak ikinci yılına girdi. Biz de bu münasebetle Kudüs intifadasının bir yılının genel bir değerlendirmesini yapmak istiyoruz. 

1 Ekim 2015 tarihinde patlak veren Kudüs intifadasının başlamasına yine Mescidi Aksa külliyesini hedef alan tehlikeli bir plan sebep olmuştu. İşgal yönetimi bu kutsal mabedi yıkarak ortadan kaldırma konusundaki sinsi planlarının çok tehlikeli sonuçlar doğuracağını görünce El-Halil’deki Hz. İbrahim Camisi’nde uyguladığı planın bir benzerini Mescidi Aksa’da uygulamak ve bu külliyeyi Müslümanlarla yahudiler arasında paylaştırmak istedi. Bu amaçla önceden bir yasa teklifi de verilmişti. İşgal devletinin parlamentosu durumundaki Knesset bu teklifi raftan indirerek görüşülecek yasa teklifleri arasına alınmasını kararlaştırdı. Bu arada işgal hükümeti de uygulama provası yapmak amacıyla yahudilerin bazı bayramlarını bahane ederek o günlerde sadece yahudilere açık olmasını, Müslümanlara tamamen kapalı tutulmasını kararlaştırdı. 

İşgal rejiminin böyle bir karar alması ve Müslümanların Mescidi Aksa’ya girmelerinin engellenmesi şiddetli tepkiye neden oldu. Gösteriler düzenlendi. Bu olaylarla birlikte Mescidi Aksa’nın işgalcilere teslim edilmemesi amacıyla başlangıçta Kudüs’ü merkez alan bir mücadele başlatıldı. 

Mücadele ilk günlerdeki gösterilerden sonra, önceki iki intifadadan farklı olarak kitlesel eylemlerle değil tamamen münferit eylemlerle sürdürüldü. Eylemleri gerçekleştirenler bunları herhangi bir örgüt veya oluşum adına yapmıyorlardı. Fakat mücadele sahasında yer alan direniş gruplarının hepsi de eylemlere sahip çıktı. Başlangıçta mücadelenin merkezi Kudüs idi ama zamanla bütün Batı Yaka bölgesine yayıldı. Bu bölgede inşa edilmiş olan yahudi yerleşim merkezlerini ciddi şekilde etkilemeye başladı. 

Filistin halkının Mescidi Aksa’ya ve Kudüs’teki değerlerine sahip çıkma konusunda kararlılığını gören Netanyahu direnişi yıldırabilmek ve direnişçileri korkutabilmek için zulmü hiçbir ölçüye sığmayacak şekilde artırdı. Eyleme karışan gençlerin ailelerinin evlerinin yıkılmasını kararlaştırdı. Bu arada kendi askerlerine ve polislerine de “şüphelendiğiniz herkesi vurun” talimatı verdi. Onlar da yerine göre askerî geçit noktasında bir genci vuruyor, sonra da “bıçaklı saldırıda bulunma hazırlığı yaptığından şüphelendik” diyorlardı ve yaptıklarından dolayı sorumlu tutulmuyorlardı. Böyle bir saldırıda öldürülen veya yaralanan kişinin üzerinden herhangi bir bıçak dahi çıkmaması bile onların savunmalarını geçersiz kılmıyordu. Çünkü kendilerine bu konuda sınırsız yetki verilmişti ve onlar da fırsatını bulduklarında saldırıyorlardı. 

Bütün bu saldırıların ve yıldırma operasyonlarının amacı Filistinli gençleri Kudüs’e ve Mescidi Aksa’ya sahip çıkma, işgalciyi oradan elini çekmeye zorlama, Batı Yaka’daki yahudi yayılmacılığının önüne geçme mücadelesinden vazgeçmeye zorlamaktı. Fakat bunu başaramadı. Tüm baskılara rağmen mücadele münferit eylemlerle devam etti. Bunun üzerine ABD Dış İşleri Bakanı John Kerry devreye girerek Ürdün üzerinden bir çözüm bulmaya çalıştı. Mescidi Aksa konusunda da Ürdün’ün aktif olarak devreye girmesini sağlamak için bazı formüller üretmeye başladılar. Fakat bu formüller Filistin halkından destek görmedi. 

Kudüs intifadasının yayılması sebebiyle işgal rejimi her ne kadar Mescidi Aksa’yı bölme planını şimdilik askıya almış gibi görünüyorsa da tehlike ortadan kalkmış değildir. Çünkü siyonist işgalciler bu konudaki planlarından vazgeçmiş değiller. Bu konuda kendilerine gerekçe oluşturmak amacıyla şimdilik yönlendirme ve alıştırma faaliyetleri yapıyorlar. Bu amaçla radikal siyonist örgütlerin mensuplarının Mescidi Aksa’ya gündelik baskınlar düzenlemelerine fırsat veriliyor. Baskınların amacı bir sonraki aşamada yahudilerin de burada hak iddia ettiklerini ve paylaştırmanın zorunlu olacağını ileri sürmektir. 

Mescidi Aksa’ya yönelen tehlike karşısında tüm İslâm âleminin uyanık olması ve bu kutsal mabede birlikte sahip çıkılması gerekir.

yeniakit

Bu yazı toplam 211 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim