“Kudüs bir Sınav Kâğıdıdır”

“Kudüs bir Sınav Kâğıdıdır”

Milli Gazete Yazarı Fatma Tuncer, Filistin’in destan yazdığını belirterek ‘Filistinli kardeşlerimiz kazanıyor, bizler ise kaybediyoruz’ ifadelerini kullandı.

Milli Gazete Yazarı Fatma Tuncer, Filistin’in destan yazdığını belirterek ‘Filistinli kardeşlerimiz kazanıyor, bizler ise kaybediyoruz’ ifadelerini kullandı.

“Kudüs bir sınav kâğıdıdır”

“ Kudüs bir sınav kâğıdıdır her Müslüman’ın önünde…” der Cahit Zarifoğlu. Bir çocuk sınavdan üst üste iki kere kaldığında çözüm ararız da bir asırdır kaybettiğimiz Filistin sınavı için zerre kadar kaygılanmayız ilginç değil mi? Kabul etmeliyiz ki, İslam dünyası bu sınavdan kalmış ve mazeretlerinin ardına sığınarak vicdanını susturmuştur. Oysa Mescid-i Aksa’yı ve Filistin’i korumak her Müslüman’ın üzerine borçtur. İslam coğrafyasının gerçek anlamda hürriyete kavuşması Mescid-i Aksa’nın esaretten kurtulması ile mümkün olacaktır.

Dünyanın en gelişmiş silahlarına karşı ellerindeki taşlarla canlarını korumaya çalışan çocukların yurdudur Filistin. Ah o taşların dili olsa da bir anlatsa anaların, babaların, çocukların çaresizliğini. Öksüz beldenin öksüz çocuğudur Filistinli. Vatanı, evi, iş yeri, ekip biçtiği arazileri, hürriyeti işgal edilmiş ve ölüm kusan silahlara karşı avuçlarında tuttuğu taşlarla savunmaya geçmiş yalnız bir mücahittir o…Ah kardeşim nasıl oldu da aramıza duvarlar örüldü? Zulmün açtığı o derin yaranı hissedebiliyorum ama duadan başka sürecek merhem bulamıyorum, çaresizlik ne kötü…

Filistin ve Kudüs ümmetin sınav kâğıdıdır ve bu ağır sınavı Filistinli kardeşlerimiz kazanıyor, bizler ise kaybediyoruz. Zihinleri uyuşturulmuş kitlelerin ve İsrail’e müttefik olmaktan, normalleşmeden söz eden kukla yöneticilerin bu sınavı geçmeleri zaten mümkün olamaz. Peki, bundan sonra ne olacak? Bedel ödemeyi göze alıp kim çıkacak yola? Ördükleri kozanın içine hapsolmuş, siyasi ve sosyal çatışmaların, makam sarhoşluğunun, rehavetin, servetlerini artırmanın, gösterişli sarayların, lüks ve şatafatın içinde vicdani duyarlılıklarını kaybedip kibirden kuleler ören bu yöneticiler mi? Birbirlerini ötekileştirmekle, tekfir etmekle meşgul olan sözde hocalar ve onların peşinde sürüklenen kitleler mi? Kim? Bedel ödemeyi göze alacak yiğitler bu coğrafyadan çıkacak elbette ama henüz şafak sökmedi…

Dünyayı avuçlarının içine alan Siyonist şer odaklar medyayı bir silah olarak kullanıp Müslüman halkların zihinlerini uyuşturuyor ve onları birbirine düşürecek fitne ve fesat üretip, bir araya gelmelerini engelliyor. Aklı bulanmış ve karnını doyurmanın dışında bir şey düşünemez hale gelmiş kitlelerin başına gelen kukla liderler ise efendilerinin emrinden dışarı çıkamıyorlar. Müslümanların bir araya gelip güç birliği içinde olmaları Siyonist ideolojinin en korktuğu şeydir o yüzden fitnenin ateşini sürekli tutuşturuyorlar. Peki, ama şafak vakti ne zaman? Ne zaman güneş doğacak Filistin’in üzerine?

Filistin sınavından geçmemiz için ilk evvela birbirimizi ötekileştirmekten, tekfir etmekten vazgeçip kardeşlik ekseninde bir araya gelmemiz ve sorunlarımızı mülahaza edebilmemiz gerekir. Halkın doğru bir duruş sergilemesi tek başına yeterli değil, yöneticilerimizin de aynı bilinçle hareket etmeleri ve İsrail ile yapılan siyasi, ekonomik, ticari anlaşmaları askıya alıp Filistin halkının yanında olduklarını açıklamaları elzemdir. Göstermelik kınama mesajlarının Filistinliye hiçbir faydası olmayacaktır o nedenle ilk evvela bu zümrelerle yapılan anlaşmaları ve ticari ilişkileri gözden geçirmek zorundayız. Elimizi tutan şey nedir ki? Niçin korkuyoruz? Başımızı hangi yöne çevirsek kardeş bir ülke ile karşılaşıyoruz, bir araya gelip ellerimizi kavuşturabildiğimiz takdirde bize kim ne yapabilir? Ama işte bütün mesele burada bitiyor… Zira ellerimizi kavuşturamıyor, bir araya gelemiyoruz… Ve sınavdan bir türlü geçemiyoruz.

-