• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Ankara -7 °C
  • İstanbul 2 °C
  • Konya -7 °C
  • Antalya 3 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Erzurum -23 °C
  • İzmir 2 °C
  • Rize -3 °C

Kral gidici

Ahmet Varol

Bugünkü Suudi Arabistan Krallığı’nın bulunduğu topraklarda 27 Mayıs 1927 tarihinde İngiliz sömürgecilerle de anlaşma yapılarak Necd ve Hicaz Krallığı adıyla bir devlet kurulmuştu. Bu devletin adı 1932’de Suudi Arabistan Krallığı olarak değiştirildi. Kurucusu olan Abdülaziz ibnu Suud aynı zamanda ilk kralıdır. Onun saltanatı 9 Kasım 1953’e kadar sürdü. Bu tarihte onun ölmesinden sonra yerine oğlu Suud ibnu Abdülaziz geçti. Sonra da diğer oğullarından birileri belli bir veliaht düzenine göre saltanatı sürdürdüler. 

Hâlen resmiyetteki saltanatı devam eden Abdullah ibnu Abdülaziz de kurucu ilk kralın oğullarındandır. Bu ayın başlarında verilen haberlerde sağlık durumunun kötüleştiği ve hastaneye kaldırıldığı bildirilmişti. Tedavisinin devam ettiği haberlerde belirtiliyor. Solunum yetersizliği sorunları yaşadığı ve oksijen tüpleri vasıtasıyla nefes takviyesi yapıldığı ilk hastaneye kaldırılmasından sonra yayınlanan haberlerde dile getirilmişti. Daha sonra zatürre olduğuna dair haberler yayınlandı. Ancak yaşının hayli ilerlemiş olması sebebiyle özellikle solunum yetersizliği şeklinde kendini gösteren rahatsızlıkların uzaması sağlığıyla ilgili endişelerin de artmasına neden oluyor. Çünkü 1 Ağustos 1924 doğumlu olan Kral Abdullah doksan yaşını doldurmuş 91 yaşına girmiş durumda. 

Kralın hastanede olması sebebiyle son Şura Meclisi açılış konuşmasını ona vekaleten Veliaht Prens Selman ibnu Abdülaziz yaptı. Yapılan velayet düzenlemesine göre de kral öldüğünde yerine onun geçmesi gerekiyor. 

Abdullah’tan sonraki veliaht prens Nayif bin Abdülaziz’di. Fakat onun kraldan önce ölmesi üzerine veliahtlığa Selman bin Abdülaziz geçmiş oldu. Ama onun da yaşlı ve birtakım hastalıklarının olması sebebiyle Kral Abdullah, sıradaki veliahtı da tayin etme ihtiyacı duymuştu. Çünkü normalde kendisinden 11 yaş küçük olan 31 Aralık 1935 doğumlu Selman’ın da kendinden önce ölmesi yahut hastalıkları yüzünden tahta oturamaması durumunda sıradaki kardeşler arasında ihtilaf çıkabileceği söylentileri ortaya çıkmıştı ve bu yüzden o söylentilerin önünü kesmek istiyordu. Kardeşler kuşağı tükenmeden oğullar kuşağına da geçilemeyeceği için yaşayan kardeşlerden birinin silsileye sokulması gerekiyordu. Buna binaen Mukrin bin Abdülaziz’i sıraya soktu. Böylece Suud tarihinde de ilk kez bir veliaht tahta oturmadan sıradaki veliaht da tayin edilmiş oluyordu. 

Fakat şimdi yapılan yorumlar ve verilen haberler sıraların karışması ihtimalinin olduğunu gösteriyor. Çünkü Selman’ın sağlık durumunun iyi olmadığını, bunamaya doğru gittiğini dolayısıyla onun devreden çıkarılması ve sıradaki diğer veliahtın öne geçirilmesi gerektiğini söyleyenler olduğu dile getiriliyor. 

Buna benzer bir taht kargaşası Kral Hüseyin’in ölüm döşeğinde yattığı sırada Ürdün’de de yaşanmıştı. Normal düzenlemeye göre veliaht prens kralın kardeşi Hasan’dı. Ama Amerika’da kanser tedavisi gören Kral Hüseyin uçakla bir geceliğine Ürdün’e getirildi, kardeşini kendisine haksızlık etmekle suçlayarak azletti ve veliahtlığa oğlu Abdullah’ı geçirdi. Sonra tedavisinin devamı için Amerika’ya döndü ve orada hayatını kaybetti. O zaman yapılan yorumlarda ABD ve İsrail yönetiminin Prens Hasan’ı istemediği, Filistin davası konusunda onun daha bağımsız hareket edebileceğinden endişe ettikleri dile getirilmişti. 

Gerçi Suudi Arabistan’da yeni saltanat konusunda küresel güçlerin tahta aday olanlardan herhangi biriyle uzlaşma sorunu yaşayacaklarını sanmıyoruz. Çünkü şu anki yapı uluslararası emperyalizmin bölgedeki çıkarlarının tam anlamıyla karakolluğunu ve çıkarlarının koruyuculuğunu yapıyor. İhtilaf varsa kendi içlerindedir veya iddia edildiği şekilde gerçekten sağlık sorunlarından kaynaklanmaktadır. 

Suudi Arabistan yönetimi son dönemde Arap dünyasındaki dikta rejimlerine karşı başlatılan halk hareketlerinin bastırılmasında, kazanılan zaferlerin geri alınması amacıyla yürütülen fitne savaşlarının finanse edilmesinde ve yönlendirilmesinde birinci derecede rol oynadı. Halkları tarafından istenmeyen zalim diktatörlere Avrupa ülkeleri elini uzatmazken Suudi Arabistan sahip çıktı, onları bağrına bastı. 

Son dönemde Suriye’ye yönelik olarak IŞİD’in merkeze oturtulması suretiyle oynanan karanlık oyunların merkezi de Suudi Arabistan oldu.

yeniakit

Bu yazı toplam 536 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim