• BIST 83.067
  • Altın 146,894
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Ankara 1 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Konya 1 °C
  • Antalya 10 °C
  • Diyarbakır 0 °C
  • Erzurum -16 °C
  • İzmir 5 °C
  • Rize 3 °C

Korumacıların darbesi

Ahmet Varol

Paralel devlet yapılanması siyasi iktidarın güven ve istikrarı açısından her zaman büyük sorun ve tehdit oluşturmaktadır. Ancak paralel yapılanma her zaman aynı şekilde olmuyor. Bazı ülkelerde halkın tercihiyle siyasi iktidarı alan kadronun önünü kesme amacıyla, halk tarafından istenmeyen ve iktidardan uzaklaştırılan kadronun sinsi bir şekilde elemanlarını önemli stratejik noktalarda tutmayı, bazı ülkelerde de halk desteğiyle siyasi iktidarı alamayacaklarını bilenlerin bu tür stratejik noktalara sızmayı başarması yoluyla paralel devlet yapısı oluşturuluyor. 

Mısır’da Sisi’nin askerî darbe gerçekleştirebilmesi, halk tarafından istenmeyen ve halk iradesinin özgürce iktidara yansımasının da tüm yollarını kapatan dikta rejiminin halk ayaklanmasıyla devrildikten sonra adamlarını stratejik noktalarda tutmayı başarabilmesi sayesinde mümkün oldu. Üç gün önce yani 16 Eylül Çarşamba günü de Batı Afrika ülkelerinden Burkina Faso’da Sisi darbesi benzeri bir askerî darbe gerçekleştirildi. 

Darbeyi gerçekleştirenlerin başında Başkanlık Koruma Alayı komutanı Yarbay Mamadou Bamba var. Ama asıl darbenin arkasında yer alan kişinin bu ülkenin Hüsni Mübarek’i sayabileceğimiz Blaise Compaore’un bulunduğu sanılıyor. Darbenin başkanlık seçimlerinden birkaç hafta önce gerçekleştirilmesi de dikkat çekti.

Gençlik yılları 1983 öncesine tekabül edenlerin Yukarı Volta adını unutmadıklarını sanıyorum. Çünkü o dönemde askeri darbelerden, devrimlerden ve sıcak gelişmelerden dolayı ismini sıkça duyuyorduk. 1983’ün başında darbe gerçekleştiren ve Kaddafi’nin adamlarından olan Yüzbaşı Thomas Sankara bu ülkenin adını yerel dilde “dürüst insanların ülkesi” anlamına gelen Burkina Faso tamlamasıyla değiştirdi. 

Burkina Faso’da ilk kez 1 Aralık 1991’de gerçekleştirilen serbest cumhurbaşkanlığı seçimlerini Blaise Comparoe kazandı. Ama o da koltuğa oturduktan sonra oraya yapıştı. Sürekli çeşitli oyun ve taktiklere başvurarak başkanlık süresini uzattı. Son olarak başkanlık süresini 27 yıla kadar uzatması üzerine halk ayaklandı ve meydanlara çıktı. Bu ayaklanma onun saltanatına son verdi ve o da canını kurtarmak için Fildişi Sahili’ne sığındı. 

Ama saltanat hırsı bir türlü sona ermedi. Saltanat yıllarında ülkede önemli stratejik noktalara yerleştirmiş olduğu elemanlarının büyük bir kısmının oralarda kalmalarını sağlamayı başardı. Bunların muhtemelen en önemli olanı da Başkanlık Koruma Alayı idi. Gerçekleştirilen son darbe de onun bu alayı uzaktan kumanda ettiğini açığa çıkardı. 

Diktatör Compaore’un devrilmesinden sonra ülkede Geçici Ulusal Konsey oluşturulmuş ve bu konseyin başına getirilen Michele Kafandu aynı zamanda ülkenin geçici cumhurbaşkanı seçilmişti. Kurulan geçici hükümetin başkanlığına da Yakuba İzak Zida getirilmişti. 

Genel seçimlerin yapılmasından sonra geçici yönetimin görev süresi sona erecek ve halkın oylarıyla seçilenler siyasi iktidarı oluşturacaklardı. Fakat Burkina Faso’nun Hüsni Mübarek’i sayılan Compaore buna fırsat vermedi ve oranın Sisi’si niteliğindeki Mamadu Bamba’yı bomba gibi patlattı. Bu şahsın elemanları geçici hükümetin toplantısını bastılar. Geçici cumhurbaşkanı Michele Kafandu’yu, başbakan Yakuba İzak Zida’yı ve iki bakanı gözaltına aldılar. 

Cunta lideri yaptığı açıklamada geçici başkanın tüm yetkilerinin alındığını ve siyasi organların da tümünün dağıtıldığını duyurdu. Cunta lideri aynı zamanda halktaki tepkiyi yatıştırmak amacıyla geniş çaplı bir seçimin hazırlıklarının başlatılması için bir komite oluşturulacağını bildirdi. 

Oysa bu güven verici değildir. Çünkü amaç eğer halka tercihini sormak için kapsamlı seçim yapılması olsaydı, darbeyi gerçekleştirenlerin de öncelikle halkın diktaya karşı başkaldırısı sonrası oluşturulan geçici yönetimin yapacağı seçimleri beklemesi, o seçimlerdeki gidişata gözlemci olmaları gerekirdi. 

Asıl maksadın seçimleri kontrol altına almak ve sonucunu kendi siyaseti doğrultusunda belirlemek, halkın iradesinin özgürce sandıklara yansımasına fırsat vermemek olduğu çok açıktır. Nitekim Mısır’daki Sisi darbesinden sonra da Anayasa referandumu ve cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı. Ama halkın iradesinin özgürce sandığa yansımasına müsaade edilmeyeceğinin önceden bilinmesi sebebiyle büyük bir çoğunluğun seçimleri boykot ettiği görüldü.

yeniakit

Bu yazı toplam 220 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim