• BIST 110.022
  • Altın 366,939
  • Dolar 6,7790
  • Euro 7,6701
  • Ankara 13 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Konya 17 °C
  • Antalya 20 °C
  • Diyarbakır 25 °C
  • Erzurum 14 °C
  • İzmir 22 °C
  • Rize 21 °C

Korona günlerinde eğitim

Ahmet Taşgetiren
Okulların tatili mi uzadı uzaktan eğitim süreci mi? Koronavirüsün tecrit – izolasyon uygulaması sebebiyle okulların kapanmasını tatil diye nitelerseniz tatil uzadı, bu süreçte bile eğitimin aksamaması için uzaktan eğitimin devreye sokulduğunu düşünürseniz, uzaktan eğitim süreci uzadı. 

Uzaktan eğitim yüz yüze eğitimin yerini tutmayabilir, ama çağımızda ses – görüntü intikalinin sağladığı imkanlar ve bilginin “Çin’de dahi olsa elde edilmesi” zarureti, uzaktan eğitimi hem kaçınılmaz kılıyor hem büyük bir kolaylık olarak insanlığın hizmetine sunuyor. 

Düşünülmeli ki, bugün büyük alim olarak tanıdığımız simalar, o bilgilerini elde etmek için çoğu zaman o günün şartlarında kimi zaman aylarca yürümek pahasına uzun seyahatler yapmak zorunda kalmışlardır. Bugün o bilgileri dünyanın bilmem neresindeki kütüphanesinden bir dokunuşla elde etme imkânı var. 

Aynı şekilde dünyanın en tanınmış üniversitelerinde verilen dersler, online sistemle binlerce kilometre ötede takip edilebilmektedir. 

Tek şart, görüntülü – sesli intikal sisteminin iyi kurulması (teknoloji), bilgi sunan kişilerin (Hocalar) iyi hazırlanması ve takip eden kişinin (öğrenci) işi ciddiye almasıdır.

Milli Eğitim TRT ile işbirliği yaparak ilk – orta öğretimde uzaktan eğitime başladı, üniversiteler de uzaktan eğitimi devreye sokmaya çalışıyorlar. 

Milli Eğitim’in eğitiminde bir yandan Menderes’in idamı ile bağlantılı bir içerik – muhteva tartışması yapılırken, diğer yandan da hastalıklı bir zihniyetin “başörtülü öğretmen” alerjisi devreye sokuldu. Bunlar bizim can derdine düşüldüğü zaman bile vazgeçemediğimiz, bilinen problemli yanlarımız. 

Ondan öte bir hassasiyet gerektiriyor oysa eğitim konusu. Ben derim: Bu öylesine sorumluluk gerektiren bir şey ki, her öğretmen her gün bir dakikayı boşa harcasa, 1 milyon 200 bin öğretmenin 1 milyon 200 bin dakikayı boşa harcaması anlamına geliyor bu ve 18 milyon çocuğun hayatından 1 milyon 200 bin dakika (ç)alınıyor demek oluyor. Hiç böyle düşünülmüş müdür acaba? 

Keşke daha hazırlıklı olunabilseydi, değil mi? Şu an “Deneme eğitimi” veriliyormuş, iyi, demek ki daha iyi hale getirilecek. Çünkü şu an günde iki 20 dakika ile yürütülen bir eğitim söz konusu okullarda. 

Bu işte çocukların motivasyonu hayati önem taşıyor. Ailelerin, özellikle annelerin (evde iseler babaların) motivasyonu hayati ehemmiyet taşıyor. Bu dönemin “kayıp zaman” haline gelmemesini en etkin yollarla anlatmak gerekiyor. Ben böyle bir motivasyonun bizzat Milli Eğitim Bakanı tarafından, velilerin – çocukların gözlerinin içine bakarak yapılmasını arzu ederdim. 
Duyuyorum, kimi öğretmenler, öğrencilerini sadece uzaktan eğitimin kısıtlı sunumlarına bırakmış değiller. Öğrenci ve velilerle Whatsapp – Zoom grupları oluşturmuşlar, onlarla iletişimi sürdürüyor, eğitim – öğretim malzemeleri gönderiyor ve takip ediyor. Görüntülü iletişim sağlıyor. Öğrenci öğretmeninden ve okul ikliminden kopmamış oluyor. Bir anlamda öğretmen çocukları canlı tutuyor. 

Böyle zamanlarda bu iş bir heyecan – tutku işidir. “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” Finlandiya’nın böyle bir zamanda nasıl bir coşku ile kendini inşa edeceğini anlatıyor. Eğitim bunun en hayati ayağını oluşturuyor. 

MESLEK LİSESİ FARKI

 Bu zor süreçte meslek liselerinin hayati önemi de ortaya çıkmış bulunuyor. Bazı meslek liseleri maske ve medikal elbise üretimi için devreye girmiş bulunuyor. Bunun yanında solunum cihazı üretimi için de bazı çalışmalar yapıldığı bildiriliyor. Zor dönemler bazı alanlarda tırmanış yolunu da açar. İnsan çare üretir. Birçok silahın ya da ilacın savaş ortamlarında icat edildiği - üretildiği biliniyor. Belki de bu zor günlerde çok geç de olsa meslek liselerinin hayati misyonunu keşfetmiş olacağız. 

TIP EĞİTİMİ

Tıp zaten cazip bir eğitim alanıdır bizde. Korona günleri tıbbı daha bir cazip alan haline getirmiş olmalıdır. Zor ama insanın hayat mücadelesinde sığınma alanı. Doktorlar şu sıralar alkışlanıyorlar. Ama fiili saldırıya uğradıkları günler unutulmadı. Belki şu anda olmasa da bugünlerin ardından “mal practice – hatalı tedavi” gerekçesiyle yaşanan problemler de gündeme gelir. Hatalı tedavi tabii ki hayati sorun, ama peşinden kayıp gelen her tedavinin de hatalı muamelesi görmesi ve doktorların fatura ödemesi başka bir sorun. Çünkü o durumda doktorların hayati hiçbir vakaya müdahale edememesi gibi bir çekingenlik doğuyor. Korona günlerinde hayatları pahasına görev yapan insanların bu sorunlarını da görmek gerekiyor. 

Bu yazı toplam 253 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim