• BIST 84.208
  • Altın 147,160
  • Dolar 3,7746
  • Euro 4,0581
  • Ankara -2 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Konya -3 °C
  • Antalya 10 °C
  • Diyarbakır 4 °C
  • Erzurum -19 °C
  • İzmir 8 °C
  • Rize 4 °C

Körfez Zirvesi

Ahmet Varol

Kısaca Körfez Dayanışma Konseyi adıyla bilinen ittifaka girmiş ülkelerin otuz beşinci zirvesi, üyelerden Katar’ın başkenti Doha’da düzenlendi ve “Doha Bildirisi” adı verilen, bazı önemli planlarla ilgili mesajlar içeren kapanış bildirisinin okunmasıyla tamamlandı. 

Son dönemde Suriye’de katliamların hem Baas’ın hem de onun belini doğrultmasına yardımcı olmaktan başka bir şey sağlamayan uluslararası koalisyonun katliamlarının çok yönlü bir şekilde sürdürülmesi, ayrıca gündemde öne çıkan diğer bazı gelişmeler sebebiyle Körfez Dayanışma Konseyi’nin zirvesi büyük ölçüde gölgede kaldı. Fakat bu zirvenin de zulüm rejimlerinin kazıklarını sağlamlaştırma planlarıyla ilgili önemli yönlerinin olması sebebiyle üzerinde durmayı ve bazı noktalara işaret etmeyi yararlı görüyoruz. 

Kısa adıyla Körfez Dayanışma Konseyi olarak bilinen ittifakın resmî tam adı  Arap Körfezi Ülkeleri Dayanışma Konseyi’dir. Türkiye’de Basra Körfezi adıyla tanınan bu deniz parçası İran’da Fars Körfezi, Arap ülkelerinde “Arap Körfezi” adıyla anılıyor. Bu isim farklılığının aynı zamanda siyaset haline getirilmesi İran ile özellikle Körfez’e kıyısı olan ülkeler arasında ciddi sorun haline gelmişti. Ama son dönemde isim üzerindeki ısrar ve politikanın sürmesine rağmen İran’la belirgin bir yakınlaşmanın 35. Körfez Zirvesi’nde öne çıktığı Arap kaynaklarında dile getirildi. Bunda İran’ın Irak, Suriye, Lübnan ve son olarak Yemen vasıtasıyla Arap yarımadası üzerinde nüfuzunu artırmasının rolü olduğu ifade ediliyor. Tabii, vitrine yansıtılan tavırlar farklı olsa da Suriye’de Baas iktidarının korunması yahut bu ülkedeki halkın özgürlük mücadelesinin zaferinin önlenmesi etrafında hesapların örtüşmesinin ve Yemen’de halkın dikta rejimine karşı zaferinin geri alınması amacıyla kurulan Husi tuzağı üzerinden perde arkasında sağlanan işbirliğinin de önemli rolü olduğunu gözden uzak tutmamak gerekir. 

Körfez Dayanışma Konseyi’nin altı üyesi var: Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Katar, Kuveyt ve Umman Sultanlığı. 

Son dönemdeki toplantı, Arap dünyasının kritik bir dönemden geçiyor olması sebebiyle öncekilerden farklı özellikler taşıyor. Çünkü bu ülkelerdeki zulüm rejimleri bir yandan kendi geleceklerini kurtarmak için siyasi savaş verirken bir yandan da halkların zulüm rejimlerine karşı zafer kazandığı ülkelerde eski zulüm rejimlerinin geri getirilmesi amacıyla yapılan darbelerin oturtulması, henüz fitne savaşlarının sürdüğü ülkelerde de sonuç alınması için oyunlar oynuyorlar. 

Söz konusu ülkeler içinde Katar bu amaçla oynanan oyunlara destek vermemesiyle, yan çizmesiyle öne çıkmıştı. O yüzden bir dönem ittifakın diğer üyeleri Katar’la ilişkileri dondurma derecesine varacak kadar ona sopayı gösterme yoluna gitmişlerdi. Ama sonrasında bu yöntemde ısrar etmenin kendilerine yarardan çok zarar getireceğini düşündükleri biraz da gösterdikleri sopanın işe yaradığını, Katar’ın özellikle İslâmî hareket mensuplarına kapıları kısmen kapatma yoluna giderek tavırda değişiklik eğilimi gösterdiğini gördükleri için onunla ilişkileri yeniden düzene sokmaya başladılar. Dikta rejimlerini reddeden bütün siyasi oluşumları “terör örgütü” kategorisine sokarak onlara karşı savaşı şiddetlendirme konusunda önemli konuların da gündem oluşturduğunun tahmin edildiği son Körfez Zirvesi’ne ev sahipliğini Katar’ın yapması bu açıdan biraz düşündürücü. Bu ev sahipliği tabii Katar’ın siyasetini tamamen değiştirdiği anlamına gelmiyor. Ama onun izlediği siyasetin yakın takibe alınması ve özellikle bölgedeki diğer zulüm rejimlerinin baskılarından kaçanların kendilerini güvende hissedecekleri bir yer temin etmeye veya zulüm rejimlerini eleştiren medyaya özgürlük tanımaya kalkışmaması için sürekli tepesinde değnek tutma imkânı vereceğine inanıyor olmalılar. 

Bu toplantının dikkat çeken bir yanı da Suudi Arabistan’ın sunduğu ittifaktan ittihada yani Körfez çatısı altında iş birliği ve ortak planlar aşamasını geçerek Avrupa Birliği benzeri birlik oluşturulması önerisinin zirvenin gündemine alındığının ve öneriyle ilgili çalışmaların başlatılacağının duyurulmasıydı. 

Bu hususu biraz daha ayrıntılı ele alabilmek ve zirvenin gündeminde yer alan diğer bazı hususlara değinebilmek için bu konuya devam edeceğiz inşallah.

yeniakit

Bu yazı toplam 243 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim