• BIST 97.651
  • Altın 145,042
  • Dolar 3,5684
  • Euro 3,9748
  • Ankara 17 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Konya 18 °C
  • Antalya 22 °C
  • Diyarbakır 26 °C
  • Erzurum 20 °C
  • İzmir 20 °C
  • Rize 19 °C

Körfez ülkelerinin Yemen bataklığı

Ahmet Varol

Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ülkeler bu sıralarda güya BM Güvenlik Konseyi’nden, Yemen’deki Husi darbesini kınayan bir karar çıkartmak için yoğun çaba içindeler. Kararda darbeci Husi militanların, el koyduğu devlet kurumlarından çekilmesi, başkent Sana’dan ve silahla hâkimiyet kurduğu bölgelerden silahlı milislerini çekmesi istenecekmiş. Yani Husi militanlar bütün buralara girerken BM Güvenlik Konseyi’ne sormuş, onun verdiği izne dayanarak girmişti de şimdi “çıkın” demesiyle çıkacak. 

Fakat bundan da ilginci, Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ülkelerin temsilcileri BM Güvenlik Konseyi’nden böyle bir karar çıkartmaya çalışırken, BM Yemen Özel Temsilcisi Cemal bin Ömer’in de Arap ülkelerini, Husi yönetimini meşrulaştırma girişimlerini kabullenmeye, ülkedeki aşiretleri bu yönetime razı olmaya ikna için bölgede tur atması. Onun yapmak istediği ise aynen Irak’takine benzer şekilde İran’ın kumanda ettiği  kadroyu merkeze oturtan bir yönetimi kabullenmeye hem bölge ülkelerini hem de aşiretleri razı etmek. 

Husi darbesinin sadece İran’ın yardım ve desteğiyle olmadığını, eski rejim kalıntısı unsurların halkın diktaya karşı zaferini geri almak için Husilerle işbirliğini “şerre karşı şer” siyaseti olarak gördüklerini daha önce de dile getirmiştik. Bu siyaseti de Körfez ülkelerinin ve Suudi Arabistan’ın himaye ettiği eski diktatör Ali Abdullah Salih yönlendiriyordu. Kendi kadrolarının Husi militanlarından güçlü olduklarını ve onların sırtında geri döneceklerini sanıyorlardı. Ama Husiler de kendilerini sadece ülke içindeki gerilla güçlerinden ibaret görmüyor bölgesel ve uluslararası stratejik hesapların buluşma noktasında görüyorlardı. Hazırlıklarını da ona göre yapmışlardı. 

Hesaplarını eski diktatör Ali Abdullah Salih’in kadrolarının geri dönmesine ayarlayan ve Sisi darbesi benzeri bir darbe planlayan Arap ülkelerin amacı Müslüman Kardeşler’in Yemen kanadı durumundaki Islah Partisi’ni siyasi sahadan tamamen çekilmeye zorlamaktı. Bunu başardıklarında Husilerle pazarlık masasına oturabileceklerini sanıyorlardı. Ama darbeden sonra, kendilerinin Husilere karşı planladıkları oyunun aynısını Husilerin de onlara karşı planladığını gördüler. Üstelik hareket alanının bu örgüte bırakılmış olması ona önemli bir avantaj sağlıyordu. İran desteğinden dolayı da bileğini güçlü hissediyordu. Ayrıca ABD’nin İslâm coğrafyasındaki güç dengesi politikasından dolayı Irak’taki İran’la işbirliğine açık siyasetinin benzerini Yemen’de de izlediği dikkatten kaçmıyor. BM Yemen Özel Temsilcisi Cemal bin Ömer’in ülke içindeki aşiretleri ve Arap yarımadası ülkelerini ikna ataklarının arkasında da bu siyasetin durduğu söylenebilir. Bütün bu etkenler Husi militanların kendilerine daha fazla güvenmelerini ve iktidarı tamamen ele geçirmiş havasıyla hareket edebilmelerini sağlıyor. 

Fakat Körfez ülkeleri ve Suud, Husiler vasıtasıyla İran’ın Yemen’e yerleşmesini kabullenmek istemeyecektir. Çünkü “Yemen’de hainlerin işbirliği” başlıklı yazımızda da belirttiğimiz üzere İran’ın Yemen’de kuracağı saltanat Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin kuzey ve güneyden mengeneye sıkıştırılması demektir. Ama ABD ve BM’nin tutumu bu ülkeleri şimdilik sadece diplomasi alanında görünmeye zorluyor. Fakat bir yandan da aşiretlerin ve Husi sultasını kabul etmeyen grupların tavırlarını izlemeye almış durumdalar. 

Husiler her ne kadar başkenti ele geçirmiş olsalar da çevrede Suriye’deki gibi bir parçalanmış yapı var. Bu yapıda aşiretler ve gerilla grupları bölgesel olarak hâkimiyeti paylaşmış durumdalar. Devlet kurumlarının merkezlerinin başkentte olması Husilerin bu kurumlara el koymalarını sağladı. Ama ülkenin önemli bir kısmında henüz kontrolü ele geçirebilmiş değiller. Husilerin giremediği bölgelerde kontrolü ellerinde tutanlar da müdahalelere sert karşılık verecekleri yönünde açıklamalar yapıyorlar. 

Körfez ülkeleri ve Suud yönetiminin şimdi de kabileleri Husilere karşı desteklemesi muhtemeldir. Bu da ilk etapta siyasi bölünmeye götürmese dahi Irak ve Suriye’dekine benzer alan paylaşımı sonucu doğurabilir. 

BM’nin amacı ise Yemen’in bütünlüğünü korumak değil, Irak’taki gibi ABD’nin güç dengesi planına yarayacak bir siyasi hâkimiyet kurulmasıdır ki o da İran’ın etkinliğinin korunmasıdır.

yeniakit

Bu yazı toplam 438 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim