• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Ankara 29 °C
  • İstanbul 32 °C
  • Konya 30 °C
  • Antalya 31 °C
  • Diyarbakır 37 °C
  • Erzurum 27 °C
  • İzmir 35 °C
  • Rize 26 °C

Konya İnanç Özgürlükleri Platformu 466. Hafta: 'Muhbirlik Bir Hastalıktır'

Konya İnanç Özgürlükleri Platformu 466. Hafta: 'Muhbirlik Bir Hastalıktır'
Konya İnanç Özgürlükleri Platformu 466. haftada Kayalıpark Meydanı'nda bir araya geldi.

Tevhidhaber

Konya İnanç Özgürlükleri Platformu 466. haftada Kayalıpark Meydanı'nda bir araya geldi. Ersoy Kağnıcıoğlu platform adına basına açıklamalarda bulundu. Hucurat suresi 12. ayeti okuyarak başladığı açıklamasında, ülkemizde halk tarafından gerçekleştirilen muhbirliğin ve devlet eliyle gerçekleştirilen tekfirlerin beraberinde getireceği sıkıntılara değindi. “Müslüman halka vermiş olduğu zararlarla malum olan karanlık örgütlenmenin, geçmişteki en yaygın uygulaması muhbirliğin zararlarını toplumsal olarak gördük. Muhbirlik bir hastalıktır. Aynı zamanda bulaşıcıdır. Sonuçlarının nereye varacağı da hiçbir zaman öngörülemez.” dedi. 

Açıklamanın tam metni şu şekilde:

Rahman, Rahim, Allah’ın adıyla

Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir. (Hucurat Suresi 12. Ayet)

Sevgili dostlar, değerli basın mensupları;

Tekfir vakası, başlangıcı itibari ile en önemli olaylarından biridir. Hariciliğin ortaya çıkması ile başlayan tekfir, halktan iktidara yönelik başlamış ve büyük sorunlara sebebiyet vermiştir. Daha sonra devlet eli ile tekfir başlamış HZ. Ali ve ehl-i beytine lanet okunması ile zirveye ulaşmıştır.

Tekfirin şaşılacak boyutlara vardığı olaylardan birisi de Emevî’lerin saltanatına son veren Abbasoğulları’nın uygulamalarıdır. Emevî sultanlarının kabirlerini açtırmışlar, onların kemiklerini kırbaçlatıp şehir şehir dolaştırmışlardır. Halkın devlete veya birbirlerine yönelik tekfirleri, düşünce ve fikir olarak zararlıysa da devlet eli ile gerçekleştirilen tekfir kadar şiddete yönelik olamamıştır.

Mutezilî yöneticilerin, başta İmam-ı Azam Ebu Hanife ve İmam Ahmed bin. Hanbel olmak üzere nice âlimlere uyguladığı baskı da hala hatırlanmaktadır. Devlet eliyle uygulanan şiddet ve tekfir, halkın uyguladığı şiddet ve tekfirden çok daha büyük olmaktadır.

Laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin resmi dini kurumu olan Diyanet’in, son darbe girişimi sonrasında, darbe ile adı anılanların cenaze namazının kılınmaması kararı, onların Müslüman mezarlığına defnedilmemesi uygulaması, geçmişin uygulamalarını çağrıştırmaktadır. Diyanet kurumunun, hem şer’en hem de bağlı bulunduğu kanunlar gereği böyle bir hak ve yetkisinin olmadığı kanaatindeyiz.

Böyle bir geleneğin, yeniden canlandırılmasının sakıncalarına işaret ediyor ve potansiyel tehlikesinden rahatsızlığımızı ifade ediyoruz. İslami algının ve İslam düşüncesinin bu tür uygulamalarla kirletiliyor olmasından ciddi kaygı duymaktayız.

Karanlık darbe girişiminin sonrasında meydana gelen bir uygulamadan da hayli endişelenmekteyiz. Muhbirlik İslam ahlakının yapısına ve mayasına uygun bir uygulama değildir. Şahitlikle emrolunmuş kişilerin şahitliklerini yapması ve gerekleri ile emrolunmasına rağmen zanlar üzerine gerçekleştirilecek bir muhbirlik ve tecessüs uygulaması İslam ahlakının muhalefet ettiği şeylerdendir. Cadı avına dönüştürülen ya da dönüştürülmek istenen muhbirlik uygulaması kurunun yanında nice yaşların da yanmasına sebebiyet verecektir.

Müslüman halka vermiş olduğu zararlarla malum olan karanlık örgütlenmenin, geçmişteki en yaygın uygulaması muhbirliğin zararlarını toplumsal olarak gördük. Muhbirlik bir hastalıktır. Aynı zamanda bulaşıcıdır. Sonuçlarının nereye varacağı da hiçbir zaman öngörülemez. Bir istihbarat toplumuna dönüşen yapılarda güven ortamı kaybolur ve başta aile gibi nice kurumlar bu felaketten ciddi olarak etkilenir.

Tarihin bir ibret levhası olduğu sonu kan ve zulümle bitecek heyecanların bulunmadığı tevhit ve adalet üzere kurulu bir dünyada yaşama umudu ile hepinizi 467. Haftada aynı yer ve saatte buluşmak üzere Allah’a emanet ederiz.

KONYA İNANÇ ÖZGÜRLÜKLERİ PLATFORMU

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim