• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Ankara -2 °C
  • İstanbul 5 °C
  • Konya -1 °C
  • Antalya 14 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Erzurum -14 °C
  • İzmir 8 °C
  • Rize 8 °C

Koalisyon bir geçiş formülüdür

Ahmet Varol

Türkiye’nin istikrarlı büyüme ve ilerleme sürecine girdiği sırada önüne koalisyon zorunluluğu çıkması önemli sıkıntıları ve zorlukları da beraberinde getirdi. O yüzden herkes bu dönemi bir atlama dönemi olarak görüyor ve hesapları bir sonraki döneme göre yapıyor. Dolayısıyla bu aşamada hangi formül uygulanırsa uygulansın koalisyon kalıcı olmayacak, bir geçiş formülü olarak kabul edilecektir. 

Bu sebeple bütün siyasi partiler bakanlık sayısından çok konumunu güçlendirecek, yeni döneme hazırlanmasını kolaylaştıracak politik kazanımların hesaplarını yapıyor. Dolayısıyla başlangıç aşamasında işi yokuşa sürüyorlar. Sergilenen bu tavırlar karşısında da “acaba belirlenen yasal süre içinde bir çözüm formülü ortaya çıkarılamayacak ve ülke yeniden seçime gitmek zorunda mı kalacak?” sorusu akla geliyor. 

Şu an koalisyon zorunluluğu ne kadar iktidar partisini sıkıntıya soktuysa, partilerin yokuşa sürmelerinin yol açacağı çözümsüzlük sebebiyle başvurulacak zorunlu erken seçim de uzlaşmanın önünü tıkayanların o derece aleyhlerine olacaktır. Çünkü böyle bir durumda çözümü halk kendisi üretecek ve buna en yakın seçimin de AK Parti’yi yeniden iktidara taşımak olduğu kanaatiyle oyunu kullanacaktır. O yüzden bazı ideolojik sebeplerle bu partiyi terk eden oylar geri döneceği gibi barajın altında kalan partilerine oy vermekle reel karşılık elde edemediklerini gören seçmenlerin de önemli bir kısmı istikrarın geri gelmesi lehinde oy kullanma yoluna gidecektir. 

Ondan dolayı muhalefet partileri yokuşa sürmekle, uygulamaya geçirilmesi neredeyse imkânsız şartlar ve geçmişlerinde kendilerinin bile riayet etmedikleri kırmızı çizgiler ileri sürmekle bir şey kazanamazlar. Eğer kazanırlarsa uzlaşma yoluna gittikleri zaman kazanacaklardır. 

Bu realiteyi göz önünde bulundurarak masaya konan çözüm formüllerini kategorik olarak ele alalım. 

Birincisi herhangi bir koalisyon ile erken seçim arasında yapılacak tercihtir. Bazıları hiç koalisyon bataklığına girmeden erken seçime gidilmesini öneriyorlar. Böyle bir uygulama belki görülen çözümsüzlükten dolayı oylarda kısmî kaymaya neden olacaktır. Ama mevcut sonuçların ortaya çıkmasında stratejik yönlendirmelerin önemli payı olduğu ve bunun yine devreye gireceği düşünülürse herhangi bir hükümet tecrübesi yaşanmadan yapılacak seçimlerin sonuçlarında köklü çözüme yetecek değişiklik olmayacağı tahmin edilebilir. O yüzden çözümü bir hükümet formülünde aramak daha makuldür. 

Hükümet formüllerini iki gruba ayırabiliriz. Birincisi 13 yıldır iktidarı sürdüren ve önemli projelerin, planların, çözüm formüllerinin başında duran iktidar partisiyle ortaklıklar. İkincisi bu partinin dışarıda bırakılacağı ortaklıklar. 

İktidar partisinin dışarıda bırakılması diğer partilerin tümünün, bu da tamamen zıt cephede iki partinin ittifakını zorunlu kılıyor. Bu, özellikle seçim sonrası yapılan açıklamalardan hareketle imkânsız gibi algılandı. Ama yine de imkânsız değildir. AK Parti ile koalisyon için onun kabul edemeyeceği çok zor şartlar ileri sürülmesi ve onunla uzlaşmanın ederinden çok pahalıya satılmak istenmesi üçlü koalisyonu mümkün hatta belki zorunlu kılabilir. Çünkü üçüncü seçenek çözümsüzlük ve zorunlu erken seçimdir. Böyle bir durumda seçmen ideolojik tercihini yeniden gözden geçirecek ve çözüm üretme yönünde tercihe öncelik verecektir. Üçlü koalisyon formülü ise iki zıt parti arasındaki kavgayı muhalefet sahnesinden hükümet sahnesine taşıma sonucu doğuracak bu da yürüyen arabanın tekerleklerinin altına takoz koyma sonucu doğuracaktır. O yüzden böyle bir formül uzun vadeli olmayacağı gibi ideolojik söylemlerin kazandırdığı oyları da siyasal ve ekonomik istikrardan yana bir tercihe yöneltecektir. 

Dolayısıyla geçiş formülü olarak da olsa en isabetli çözüm yine iktidar partisiyle koalisyondur. Onunla diğer üç partinin hangisi ittifak yapsa çözüm üretilmiş oluyor. Tahmin ettiğimiz kadarıyla herkes oy verdiği partinin böyle bir ittifaka girmesini arzuluyor. Ama hiç kimse oy verdiği partinin destekçi değil hükümeti kuran parti gibi davranmak, bakanlıklar ne şekilde dağıtılırsa dağıtılsın siyasi rotayı belirlemede tüm yetkilere sahip olmak diğerini ise arkadan takibe zorlamak istediğini görmüyor. Buna kimse razı olmaz ve böyle bir dayatmacılıktan ancak çözümsüzlük çıkar. 

yeniakit

Bu yazı toplam 355 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim