Suat Özleyen merkezi Diyarbakır’da bulunan bir oto kiralama şirketinin sahibi. On yıldan beri Türkiye çapında büyük şirketlere filo araç kiralayan Özleyen, bu yılın başlarında yaşadığı bir olay nedeniyle büyük sıkıntı yaşıyor:

ÖZETLE

On bin araç Suriye'de
Kiralayıp kaçırıyorlar
Kasko ödeme yapmıyor

 

“Suriyelilere yardım etmek üzere kurulmuş bir vakıf için araç kiralamak isteyen üç kişi işyerine geldi. Taibe Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı. 100 araç istediler. Suriyeli sığınmacılara yardım dağıtımı için çalıştıklarını söylediler. Elimizde 61 araç vardı. Resmi sözleşmemizi imzalayıp Gaziantep’te teslim ettik. Önce herhangi bir sıkıntı yaşamadık.”

Gece gelen telefon

Ancak Özleyen, daha sonra bir gece telefonla araçlardan birinin Suriye sınırında yakalandığı haberini almış. Hatay Reyhanlı Bükülmez Karakolu’na giden Özleyen, aracın sınırın diğer tarafına kaçırılmak üzereyken yakalandığını, askerlerin havaya ateş açmaları sonucu sürücüsünün aracı terk edip kaçtığını öğrenmiş. Ancak Suat Özleyen'in hikayesi bununla bitmiyor:

“Taibe Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na kiraladığım araçlar biri hariç Suriye’ye kaçırılmıştı. Vakıf paravanmış ve bu yolla başkalarının da araçlarını Suriye’ye kaçırıp oradaki örgütlere sattıklarını öğrendim.”

Emniyet, mahkeme, kasko, banka...

Kayıp 60 aracın peşine düşen Suat Özleyen bir sonuç alamadığı gibi işlerinin de olumsuz etkilendiğini söylüyor:

“Bir şirket filo istediği zaman araçları banka kredisi ile alıyoruz. 4 milyon liraya yakın kredi borcum var. Araçlar çalınınca emniyet, mahkeme, kasko firması ve bankalar arasında aylarca mekik dokudum. Mahkeme araçların çalındığına ilişkin kararı çıkartmakta çok yavaş davrandı. Yaklaşık 40 gün uğraştım. Karar çıktı ancak kasko firması emniyetin suiistimal edildiği gerekçesiyle ödeme yapmayacağını belirtince dava açtım. Hâlâ hukuksal mücadelemiz devam ediyor. Çektiğimiz krediler içinse bankalarla görüşüp durumu anlatarak dondurma talep ettim. Bankalardan bir sıkıntı yok, kasko firmasına açtığımız davanın sonucunu bekliyoruz ancak ticari itibarımız sıfıra düştü. Piyasada 150’den fazla aracımız var ve firmaların filo kiralama ihalelerine giremiyoruz. Çünkü durum böyleyken hiçbir banka bize kredi vermez. On yıllık tertemiz ticari sicilim bu olay yüzünden mahvoldu.”

Araç takip sistemi

 Suat Özleyen bu olayın ardından şirketindeki otomobillere araç takip sistemi taktırmış:

“Yabancı uyruklulara, özellikle Irak, Suriye gibi savaş bölgelerinden gelenlere araç kiralamıyoruz. Taktığımız sistem sayesinde araç sınıra yaklaştığında takip ediyoruz ve geçmeye kalkarsa elektriğini kesmek üzere hazır bekliyoruz. Bunlar bizim için büyük maliyetler ama yapılacak bir şey yok.”

 

suriye-arac
Fotoğraf: AFP

 

Hatay’da çalıntı araçlar

Özleyen’e göre, kaçırılan araçlardan bazıları Suriye’de plakaları çıkarılıp şasi numarası değiştirildikten sonra Türkiye’ye tekrar sokuluyor. Hatay’da Suriye plakalı pek çok aracın bulunduğunu ve polisin detaylı bir inceleme ile bu araçları tespit edebileceklerini savunuyor.

'Tespit edip para ödedik'

Araç takip sistemi ile araçlarını bulup geri alanlar da var. Gaziantep merkezli bir oto kiralama şirketinin sahibi olan Çetin ve Metin Danışman kardeşler Suriye’ye kaçırılan üç araçlarını para ödeyerek geri aldıklarını anlatıyorlar:

“Bundan sekiz, dokuz ay önce hazırladıkları sahte kimliklerle üç aracımızı kiraladılar. Teslim etmeleri gereken süre gelince aradık, telefonlarına ulaşamadık. Bilgisayardan açtığımızda gözlerimize inanamadık. Baktık ki araçlarımız Suriye sınırları içinde. Aracılar vasıtasıyla gidip araçları bulduk. Rakka ve Telabyat’taydı. Birine 17, birine 12, diğerine de 7 bin lira ödeyip geri aldık. İstesek çalıntı kaydı açtırıp sigorta şirketinden alabilirdik paramızı ancak yapamadık. İşin cezasını kendi üzerimize aldık.”

 

suriye-arac
Fotoğraf: AFP

 

'Hatay’da yüzlerce araç gitti’

Hatay’da hemen her oto kiralama şirketinin benzer hikâyeleri var. Bu şirketlerden birinin yöneticisi olan R.G. kentte yüzlerce aracın Suriye’ye götürüldüğünü belirtiyor. R. G. işlerinin azaldığını söylüyor:

“Bizim bir aracımız gitti. Kendisini bulduk ve emniyete şikâyet ettik. Daha önce de benzer vukuatlar nedeniyle sabıkası varmış. Bir hafta sonra serbest bırakıldı. Biz kaldık bir başımıza. Aracı kendimiz kurtarmak istedik. Oralardan birileriyle iletişim kurduk ancak verdiğimiz bin lira rüşvete karşın araba gelmedi. Araba da, para da gitti. Gidin Hatay’daki oto kiralama şirketlerine sorun, hepsinin başına geldi. Kasko firmaları emniyetin suiistimal edildiği gerekçesiyle ödeme yapmıyorlar.”

 

suriye-arac
Fotoğraf: AFP

 

'Aracı almaya gittik, dayak yedik’

Kilisli M. T. Suriye’ye götürülen aracını kurtarmak için arkasından gittiğinde yanında para olmadığı için dayak yemiş. ‘Gidip para al gel’ demişler ancak bir daha cesaret edememiş:

“Suriye uyruklu bir kişi araç kiralamak istediğini, gidip ailesini getireceğini söyleyince verdim. Uzun süredir Kilis’te yaşıyor ve tanıdığımız biriydi. Hatta arabayı alırken 5 bin lira bıraktı güvence için. Araç gelmeyince peşine düştüm. İletişim kurup önce Azaz’a, sonra da Tel Rıfat’a kadar gittim. Benden 20 bin lira istediler. Yok deyince üzerimi aradılar. Daha sonra dövdüler. 'Gidip 20 bin lira getir arabanı götür' dediler. Arabamın değeri 35 bin lira. Bedava gelip al deseler de bir daha gitmem. Malımı kurtarırken canımdan olmak istemem. Başınıza bir şey gelince tek kalıyorsunuz. Ne polis, ne kimsenin size bir faydası oluyor.”

'On bin araç kaçırıldı'

Şanlıurfa’da oto kiralama işi yapan A. L. beş aracını yitirmiş. A. L özeleştiri de yapıyor:

“Aracınız kaskolu ve güvenceli. Kayıt alıp rahat veriyorsunuz. Hatta pek çok meslektaşım daha çok kazanmak adına yüksek paralarla kiralıyorlar. Sonra da araçlar gidiyor. Benim beş aracım gitti. Araçlarım bireysel kaskoya sahip. Ticari kasko pahalı diye yaptırmadık. Sınırın diğer tarafında tanıdıklar akrabalar var. Epeyce uğraşıp üçünü kurtardık. Diğerlerinden ‘lanet gelsin’ diyerek vazgeçtik. Adamlar ellerini kollarını sallayıp alıp götürüyorlar. Ne dur diyen var, ne peşine düşen. Bu öncelikle bizim, sonra da devletimizin ayıbı.”

 

suriye-arac
Fotoğraf: AFP

 

Araç kiralama şirketleri resmi prosedürleri yerine getirse de, getirmese de kasko firmalarıyla karşı karşıya geliyorlar. Firmalar araç kiralanacak kişinin güvenilir olmasını talep ediyor. Kiralama şirketleri ise bu işlerde kullanılan resmi sözleşmenin ardından kimlik veya pasaport kayıtlarını ve fotokopilerini alarak işlem yapıyorlar. Ancak bu belgelerin sahte olup olmadığını bilmiyorlar. Bu nedenle bölgedeki şirketler artık yabancı uyruklu kişilere araç kiralamamayı tercih ediyorlar. Adının açıklanmasını istemeyen bir polis yetkilisi Türkiye’den doğu illeri başta olmak üzere birçok araç kiralama şirketinin bugüne kadar on bine yakın araç kaybettiğini, bunların çoğunun Suriye’ye kaçırıldığını anlatıyor.

 

suriye-arac
Fotoğraf: AFP

 

'Sınır köstebek yuvası'

Bir aracın yurtdışına çıkarılması için gümrük geçiş karnesi olması ve sigorta kapsamına alınması gerektiğini belirten polis yetkilisi, "Türkiye’den araçların bu kadar kolay çıkarılması düşündürücü. Sınırlar köstebek yuvası haline gelmiş. Araçlar korkusuzca kaçırılıyor" diyor.

Otomobil kaçırma olayları şirketlerin daha dikkatli davranmalarına karşın sürüyor. Yetkililer kiralama şirketlerinin dışında çalınan araçların da büyük bölümünün Suriye’ye kaçırıldığını, bu ekiplerin organize ve yerel bazı kişilerle birlikte çalıştıklarını ifade ediyor.

Kaynak: Al Jazeera Türk