• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Ankara 25 °C
  • İstanbul 29 °C
  • Konya 29 °C
  • Antalya 29 °C
  • Diyarbakır 36 °C
  • Erzurum 26 °C
  • İzmir 31 °C
  • Rize 27 °C

Kenya’da üniversite baskını

Ahmet Varol

Türkiye gündemi adliye baskını, bir savcının hunharca katledilmesi ve ardından yaşanan olaylarla çalkalanırken, küresel güçlerin Afrika’daki en önemli üslerinden biri sayılan Kenya’nın Somali sınırına yakın Garissa şehrindeki üniversiteye de Somali’deki Şebab (Gençler) örgütünün silahlı militanları tarafından baskın düzenlendi. Örgüt bu baskını Kenya’nın Somali’ye askerî müdahalesine ve Şebab mensuplarına yönelik kara ve hava saldırıları düzenlemesine karşı gerçekleştirdiğini iddia etti. 

Kenya güvenlik güçleri ve askerleri öğrencileri kurtarma iddiasıyla üniversiteye operasyon düzenledi. Öğrenciler tamamen savunmasız bir şekilde baskını düzenleyen militanların hedef alanında yer aldıklarından, Şebab militanları operasyon düzenleyen askerlere karşı bir savunma konumuna geçmeyi değil rehin aldıkları öğrencilere dönük imha saldırılarını tercih ettiler. Çünkü kurtarma operasyonunu gerçekleştiren silahlı güçlere nispetle sayıları azdı ve onları hedef almaları durumunda çatışmaya girmek zorunda kalacaklardı. Bunun yerine çatışma güçleri olmayan savunmasız insanları seri bir şekilde katletmeyi tercih ettiler. Yani ideolojik söylemler ve öldürülen insan sayısı farklı olsa da İstanbul’daki Adliye Sarayı’na baskın düzenleyenlerin sergilediği mantıkla aynı. 

Militanlar askerlerin kendilerini tasfiye etmelerine veya etkisiz hale getirmelerine kadar geçecek süreyi amaçları doğrultusunda kullanabilmek ve mümkün olduğunca çok zarar verebilmek için yoğun saldırılar gerçekleştirdiler. Bu sebeple en son alınan bilgilere göre 147 öğrenci öldürülürken, 79 öğrenci de yaralandı. Saldırıyı gerçekleştirenlerden de dört kişi öldürüldü. Operasyonu düzenleyenler 500 öğrenciyi de kurtardıklarını açıkladılar. Normalde böylesine korkunç bir katliama kapı açan operasyonda 500 öğrencinin kurtarılması başarı sayılamaz ve öne çıkarılması da yapılan hatanın üstünü örtmeye yetmez. Fakat saldırının asıl amacı öldürmek idiyse ve bir bakıma başlamış gittikçe de genişleyen bir yangına müdahale edildiyse o zaman güvenlik güçlerinin buna mecbur kaldıklarını söylemeleri mümkündür. Çünkü o durumda zaman, hayatları tehlikeye girenlerin aleyhine çalışmaktadır ve gecikmek kayıp sayısının sürekli artması sonucunu doğuracaktır. Olayın bu yönü henüz yeterince aydınlığa kavuşmuş değil. 

Baskını düzenleyen örgütün gerekçesi gerçekleştirilen baskın ve katliamı haklı çıkarmaz. Her ne kadar küresel emperyalizmin komutasında Somali’ye el atan Etyopya’nın bu ülkeden çekilmesinden sonra onun görevini Kenya’nın devralması ve Somali’ye askerî müdahalede bulunması fiilen savaşın içine girmesi sonucu doğurduysa da bu, müdahaleyle ilgisi olmayan öğrencilere yönelik baskın ve katliama gerekçe oluşturmaz. Belki de hedef alınan öğrencilerin birçoğu ülkelerinin Somali’ye müdahalesini reddediyordu. Fikir özgürlüğüne büyük kısıtlamalar konan Kenya gibi bir ülkede, başlarındaki yönetimin bir askerî müdahalesine karşı çıkanların tavırlarını özgürce ortaya koymalarının da çok zor olduğu biliniyor. 

Baskını düzenleyenlerin Müslüman öğrencileri salıp hıristiyan öğrencileri tuttuklarını söylemeleri insanlık dışı saldırıyı İslâm’a fatura etmek isteyenlerin işlerini kolaylaştırmaktan, ellerine malzeme vermekten başka hiçbir anlam taşımaz. Kaldı ki insanlar dinlerine göre değil suçlarına göre cezalandırılır. 

Şebab örgütünün Garissa Üniversitesi’ne yönelik bu son baskın ve katliamı bir yönüyle Boko Haram’ın Nijerya’da bir lise baskınında 219 kız öğrenciyi kaçırmasına benziyor. Afrika’da aylarca konuşulan ve Avrupa’da İslâm karşıtı propaganda faaliyetlerine kaynak oluşturan bu kaçırma eyleminde mağdur edilen öğrencilerin birçoğu da Müslüman kızlardı. Onların dinî kimliklerini hatırlatmamız, aslında böyle bir strateji ve yöntemden Müslümanlar dâhil bütün kesimlerin zarar gördüğüne dikkat çekmek içindir. Gerçekte ise sergilenen tavrın hıristiyanlara veya diğer dinlerin mensuplarına dönük yüzüyle Müslümanlara dönük yüzü arasında bir fark göremezsiniz. 

Biz bu anlayış ve yöntemle ilgili tespitlerimizi gazetemizde 19 Aralık 2014’te yayınlanan “İki tarafıyla insan kesen kılıçlar” ve 18 Aralık 2014’te yayınlanan “Ters yönlerden aynı hedefi vurmak” başlıklı yazımızda farklı boyutlarıyla ele almıştık. 

yeniakit

Bu yazı toplam 454 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim