• BIST 107.826
  • Altın 151,897
  • Dolar 3,7047
  • Euro 4,3489
  • Ankara 16 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Konya 16 °C
  • Antalya 23 °C
  • Diyarbakır 21 °C
  • Erzurum 12 °C
  • İzmir 21 °C
  • Rize 21 °C

Katiller deli de yargı akıllı mı?

Ahmet Varol

Filistinlilerin meşru haklarını savunan konuşmalarından dolayı Filistin’in 1948’de işgal edilmiş bölgesindeki İslâmî Hareket’in lideri Şeyh Raid Salah’a ciddi cezalar veren siyonist işgal yargısı, 2 Temmuz 2012 tarihinde 17 yaşındaki Muhammed Ebu Hudayr isimli Filistinli genci kaçırıp zorla benzin içirdikten sonra ağzından ateş verip yakarak korkunç bir şekilde katleden siyonist çetenin başını psikolojik sorunları olduğu gerekçesiyle serbest bıraktı. 

Bu, siyonist işgal yargısının böyle vahşi saldırıları mazur gösterip suçluları beraat ettirmede “delidir” gerekçesine başvurmasının ilki değil. Bunun gibi daha onlarca teröristi yine aynı gerekçeyle serbest bıraktı. Başlarında da 1969 Ağustos’unda Mescidi Aksa’yı kundaklayan Denis Ruhan gelir. 

Aslında camileri ve evleri kundaklayan tehlikeli siyonist teröristlerin, işgalci katillerin “deli” diye serbest bırakılması ya işgal yargısının bizzat kendisinin akıldan yoksun olduğunu veya onun bu teröristlere gaz verdiğini gösterir. 

Muhammed Ebu Hudayr ‘ı kaçırıp zorla benzin içirerek yakan siyonist çetenin başı gerçekten psikolojik sorunları olan biriyse serbest bırakılması tamamen saçma ve akıl dışıdır. Çünkü onun sorunları böylesine korkunç düzeyde ise ve ciddi  tehlike oluşturuyorsa serbest bırakılıp sokağa salınması değil en azından bir hastanede gözlem altında tutulması gerekir. Çünkü psikolojik sorunları yarın bir gün başka bir Filistinli gence veya çocuğa karşı aynı suçu yeniden işlemesine neden olabilir. 

Ancak kullanılan gerekçe inandırıcı olmaktan ve tutarlılıktan uzaktır. Her şeyden önce suçu o tek başına değil bir çeteyle birlikte işlemiştir. Yani organize bir grup tarafından işlendiği için çeteden sadece bir kişinin sorunları icra edilen vahşetin mazur gösterilmesine gerekçe oluşturmaz. “Suç değil faillerden biri mazur gösteriliyor” denmesi de yargıyı haklı çıkarmaz; çünkü sistemli ve ortak bir suç işlenmesi, çetenin diğer elemanlarının başlarındaki adamın aklına güvenerek bu çeteye girdiklerini gösterir. Üstelik mazur gösterilen kişi çetenin herhangi bir elemanı değil başıdır. Bu da çetenin aklı başında elemanlarının, başlarına geçen katilin aklına güvenerek böyle bir organize suç işlediklerine delalet eder. 

Katil eğer psikolojik sorunlarından dolayı birine saldıracak olsaydı, yakın çevresindeki insanlardan birine saldırması daha güçlü ihtimaldi. Ama o etrafına topladığı elemanlarla bir çete oluşturuyor. 12 Haziran 2012’de kaybolan, daha sonra ölü olarak bulunan ve Filistinliler tarafından kaçırılıp öldürüldükleri açıklanan üç yahudi gencin intikamı amacıyla planlı eylem gerçekleştiriyor. Özellikle Filistinli bir genci yakalayıp kaçırıyor ve zorla benzin içirerek yakıyor. 

Öte yandan, Filistinlilere karşı son derece korkunç eylemler gerçekleştiren siyonist teröristlerin “delidir” gerekçesiyle serbest bırakılmasının işgal yargısının bir yöntemi, taktiği olduğu artık iyice kesinlik kazandı. Bu tür vahşi eylemleri deliler yapıyorsa ve onlar da vahşi saldırılarında özellikle Filistinlileri, onların evlerini, camilerini, binalarını seçiyorlarsa aklı başında birileri onları yönlendiriyor demektir. Bu da işgal rejiminin derin güçlerinin kendi delilerini, vatanları işgal edilen, evleri gasp edilen Filistinlileri tehdit için kullandıklarını, organize ettiklerini gösterir. Oysa belli bir yargı düzeni olan devletin bu tür tehlikeli delileri korkunç saldırılar, kundaklamalar ve cinayetler işlemeleri için ortalığa salması değil tedavi amacıyla murakabe altına alması gerekir. Ancak siyonist işgal rejimi elbette bir hukuk devleti değil tam bir terör mekanizması, çete gücüdür. Böyle bir terör gücünün, çete yapılanmasının uluslararası alanda “meşru devlet” olarak tanınması da bu alanda hak ve hukukun hâkim olmadığına delalet eder. 

İşgal yargısının vahşi cinayetler ve kundaklamalar gerçekleştiren siyonist teröristleri “deli” diye serbest bırakması aynı zamanda onlara cesaret veriyor. Çünkü Filistinlilere karşı böylesine korkunç cinayetlerin bir cezası olmayacağını, “deli” gerekçesinin kendileri için de geçerli olacağını düşünüyorlar. Bu yöntem de işgal rejiminin Filistinlilere karşı vahşi savaşta bir de “sivil” olarak nitelendirilen cephe oluşturduğunu gösterir.

yeniakit

Bu yazı toplam 322 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim