• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Ankara -1 °C
  • İstanbul 5 °C
  • Konya -4 °C
  • Antalya 12 °C
  • Diyarbakır 7 °C
  • Erzurum -18 °C
  • İzmir 8 °C
  • Rize 7 °C

Kara Harekâtı Taktiği İşgalciye Yaramadı

Ahmet Varol

Direnişe yönelik eleştirileri cevaplandırmaya devam edeceğiz inşallah. Ancak bugün gündemdeki ve öncelikli bir konuyu ele almamız gerektiğinden eleştiriler konusunu şimdilik erteliyoruz. 

Siyonist başbakan Netanyahu’nun askerlerini korkutan tünelleri imha amacıyla Gazze’ye dar kapsamlı kara operasyonu başlatılması kararı alındığı açıklamasından sonra bazı yerlerde tanklarla saldırı görüntülerinin yayınlanması üzerine hemen bizim medyamızın da “Gazze’ye kara harekâtı başladı” yaygarası koparmaları işgalci saldırganlık karşısında hâlâ rehavet hali taşıyan toplulukları harekete geçirmede faydalı olduysa da bir yandan da siyonist işgalcinin psikolojik savaş taktiğinde kullandığı tuzağa balıklama dalındı. 

Filistin direnişinin Perşembe sabahı, işgalcilere karşı yerin altına kazdığı tünellerden birini kullanarak Sofa askerî üssüne girip işgalci askerleri hedef alması üzerine siyonist başbakan, kendi askeri güçlerine karşı tehdit oluşturan bu tünelleri imha amacıyla dar kapsamlı bir kara harekâtı başlatılması kararı alındığını duyurdu. Ardından gece karanlığında çekilen ve bazı noktalarda tanklarla saldırı düzenlenmesini, askerî üslerdeki yığılmaları ve bazı yerlerde küçük çaplı ilerlemeleri “kara harekâtı” diye yansıtarak psikolojik savaş taktiği uyguladı. Siyonist başbakan açıklamasında aynı zamanda operasyonun amacına ulaşıncaya kadar süreceğini iddia etti. Kastettiği amaç ise askerlerine sürekli ölüm korkusu yaşatan tünellerin tamamen imha edilmesiydi. 

Bu konuda öncelikle şunu ifade edelim ki kara harekâtıyla karadan saldırılar aynı şey değildir. Karadan saldırılar Gazze’yle 1948’de işgal edilmiş bölgeyi ayıran sınırın ötesinden tanklarla ve toplarla ve uzun menzilli silahlarla yapılanlardır ve işgalcinin Gazze’ye son vahşi saldırıyı başlattığı günden beri sürdürülüyor. Yani Netanyahu’nun belirttiğimiz açıklamasını yapmasıyla başlamış değil. Medya sanki bu saldırılar “kara harekâtı” yaygarasının koparılmasından sonra başlatılmış gibi hadiseyi yansıtmakla ne yazık ki burada da işgalcinin yaydığı haberleri, onun stratejik oyunları açısından bir değerlendirmeye tabi tutmadan aynen vermekle yanılmış ve psikolojik savaş taktiklerine alet olmuştur. 

Kara harekatı kararı alındığı açıklamasını siyonist başbakan ilk kez yapmıyordu. Ondan önce de defalarca Güvenlik Kabinesi’nin kara harekâtı kararı aldığı yönünde açıklamaları oldu. Bu amaçla dünyanın neresinde yaşıyor olursa olsun kendini “yahudi” gören herkesi kendi yedek askeri sayan İsrail’in farklı ülkelerdeki yedi bin yedek askerin göreve çağrıldığını açıklamıştı. Sonra göreve çağrılan yedek asker sayısı on sekiz bin oldu. Buna rağmen daha önce kapsamlı kara harekâtından söz eden işgalci bu kez üslubu değiştirerek “dar kapsamlı” harekattan söz etmeye başlamıştı. Çünkü aslında askerlerinin buna moral yönden hazır olmadıklarını bildiği için bazı noktalardan yapacağı ve daha önce benzerlerini defalarca gerçekleştirdiği saldırıların görüntülerini kullanma ve bunu da “dar kapsamlı kara harekâtı” olarak tanımlama niyetindeydi. 

Netanyahu’nun sözünü ettiği amaca ulaşmaya kalkışmasının ise askerlerini adeta ölüm çukurlarının içine itmek anlamına geleceğini, Sofa eyleminden sonra tespit edilen bir tünelin imhası için görevlendirilen askerlerin tünele yerleştirilen bombanın uzaktan kumandalı patlatılması üzerine darmadağın olmalarının ve en az birkaç askerlerinin ciddi şekilde yaralanmasının ardından çok iyi anlamıştı. 

Zaten işgalci saldırganı kara harekâtı konusunda sürekli tereddüde yönelten de bu tünellerdir. O engeli ortadan kaldıracak olsa Gazze’nin tümünü işgal fırsatını hiç kaçırır mı? O zaman niye planladığı harekatı “dar kapsamlı” olarak isimlendirsin? Sofa askerî üssüne baskın düzenlenmesinden sonra kendilerini adeta ölüm tarlaları üstünde yaşıyormuş gibi hisseden askerlerle bu amaca doğru ilerlemenin kolay olmayacağını Netanyahu da biliyor. 

Zaten 2012 saldırısında işgalciyi direnişin tüm şartlarını kabul ederek ateşkese razı olmaya zorlayan da bu tüneller değil miydi? Şimdi ise ayaklarının altında o zaman imha etme cesareti gösteremedikleri tünellerin kat kat fazlasının bulunduğunu biliyorlar. Üstelik nerede nasıl bir tünel bulunduğuna dair ellerinde harita yok. İmha etmeye kalkışırken patlayacak bombaların ve karşılarına çıkacak mücahitlerin saldırganları 2012’dekinden çok daha kötü bir ölüm paniğine sevk edeceğini gözden uzak tutacaklarını sanmıyoruz.

yeniakit

Bu yazı toplam 403 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim