• BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • Ankara 18 °C
  • İstanbul 26 °C
  • Konya 20 °C
  • Antalya 26 °C
  • Diyarbakır 27 °C
  • Erzurum 11 °C
  • İzmir 24 °C
  • Rize 23 °C

Kaostan prim çıkarma politikası

Ahmet Varol

Uluslararası emperyalizm ve onunla işbirliği içindeki yerel güçler tam anlamıyla bir küresel mafya düzeniyle çalışmaktadırlar. O yüzden yerine göre benimsemedikleri yahut kendilerinin yürütmeye çalıştıkları stratejik hesaplar için birtakım tavizler vermeye zorlamak istedikleri yönetimlere ve yöneticilere karşı kaos üretme politikalarını uygulamaya sokmaktan da çekinmezler. 

Kaos üretme politikasının dünya genelinde ve özellikle İslâm coğrafyasında pek çok örneği mevcuttur. Fakat bazıları zulüm ve baskı rejimlerine karşı halkların kendi özgür iradeleriyle meydanlara çıkmalarını ve başlarındaki zulüm rejimlerinden yahut bu rejimlerin baskıcı uygulamalarından kurtulma isteklerini dile getirmelerini de kaos üretme politikalarıyla aynı kategoriye sokmuşlardır. Bu yaklaşım doğru değildir. Çünkü o halkların gitmesini istedikleri zulüm yönetimleri uluslararası emperyalizmle yani küresel mafyayla işbirliği içinde olan dolayısıyla onun tarafından korunan yönetimlerdir. 2010 yılının sonuna doğru Tunus’ta patlak veren ve Arap dünyasında gittikçe yayılması sebebiyle “Arap baharı” olarak isimlendirilen halk ayaklanmalarının uluslararası emperyalizmin kaos üretme politikasıyla yönlendirilen olaylar olmadığını, küresel emperyalizmin ve onunla işbirliği içindeki bölgesel güçlerin halkların kazanımlarını geri alma amaçlı karşı devrimler gerçekleştirmeleri de gözler önüne sermiştir. 

Fakat küresel emperyalizm karşısında bileğini güçlendirme, iç sorunlardan kurtularak güven ve istikrara kavuşma, dış güçlerin dayatmaları karşısında kendini güçlü hissetmesini sağlayacak yeni kazanımlar elde etme çabası içindeki bir ülkenin ilerleyişine darbe vurma amaçlı yapay sorunlar üretilmesi, bu amaçla birtakım fitne odaklarından yararlanılması kaos üretme politikasıdır. Bu açıdan,Türkiye’deki Gezi Parkı krizinin arkasında kaos üretme politikası olduğunu söylemek mümkündür. Çünkü bu olaylarda her şeyden önce barışçıl ve sivil protesto eylemiyle gündeme taşınıp yine sivil tepkilerle ve pazarlıkla çözüme kavuşturulması mümkün olan bir sorun aşırı derecede abartılarak tepkiye mesnet sayılan sorunun yüz katına varacak yeni sorunlar üretmenin gerekçesi yapıldı. Provoke edilen gruplar gerçekleştirdikleri eylemlerinde taleplerini dile getirmekten ziyade sorun çıkarma ve topluma hizmet veren kurumlara zarar verme amaçlı eylemlere öncelik verdiler. Olaylarda küresel güçlerle işbirliği içindeki medyanın sürekli sorun üreten grupları sahiplenmesi, tahrik ve teşvik amaçlı yayınlar yapması, onları dokunulmaz hale getirmeye çalışması ve yerli bazı fitne odaklarının da onlara şemsiye olması arka planda kimlerin durduğunu göstermesi açısından dikkat çekiciydi. 

Şimdi Türkiye’nin yeni bir seçim sürecine girdiği dönemde yeniden ülkedeki güven ve istikrarı sarsmak amacıyla küresel emperyalizmin ve onun tarafından yönlendirilmeye açık fitne odaklarının kaos üretme politikasını etkin bir şekilde devreye sokma çabası içine girdiği görülüyor. Bu politikada ideolojik birtakım unsurların devreye sokulması ve yine ideolojik söylemlerin öne çıkarılması kimseyi yanıltmamalı. Her şeyden önce bu ideolojik söylemde bayraklaştıran bir genç aleyhine işlenen cinayeti sorgulayan ve bu cinayette suçluları ortaya çıkarmak için hayli mesafe katetmiş bir savcının hedef alınması ideolojik söylemlerde samimiyetin değil istismarın belirleyici olduğunu gözler önüne seriyor. Bu da asıl amacın hak elde etme değil kaos üretme olduğunu belgeliyor. Böyle bir kaos üretme uygulamasına tam da seçim arefesinde ve tüm ülkeyi sıkıntıya sokan ciddi bir elektrik kriziyle eş zamanlı gerçekleştirilmesi eylemin arka planında küresel mafyanın duruyor olabileceği konusundaki tereddütleri daha güçlü hale getiriyor. 

Bu gibi sorunlar ve uluslararası mekanizmanın karanlık hesapları karşısında halkın ve ülkenin iyiliğini düşünen tüm çevrelerin güç birliği oluşturması gerekir. Bu tür olayları politik çıkar hesapları için değerlendirmeye çalışmak da kaostan prim çıkarma politikasıdır ve siyaset ahlâkına tamamen terstir. İyi şeyler yapılması ve kötü şeylerin önüne geçilmesi bir ortak gaye olmalı. Kaos ve kriz üretme amaçlı karanlık hesapları politik çıkara dönüştürme çabası ise bu gayenin tamamen aleyhinedir.

yeniakit

Bu yazı toplam 340 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim