• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Ankara 20 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Konya 21 °C
  • Antalya 25 °C
  • Diyarbakır 24 °C
  • Erzurum 15 °C
  • İzmir 26 °C
  • Rize 20 °C

Kafa Kesmeden İnsan Yakmaya

Ahmet Varol

Tunus seçimleri öncesinde bu ülkedeki İslâmi harekete halkın desteğini zayıflatmak amacıyla yürütülen karalama kampanyasıyla ilgili bir değerlendirmemizde şu ifadelere yer vermiştik: “Bugün artık herhangi bir siyasi oluşumun İslami duyarlılık taşıyor olması karşısında karalama kampanyası yapabilmek için IŞİD yeterince ihtiyacı karşılıyor. Zaten bu örgütün böylesine şişirilmesinin ve örgüt elemanlarının da adeta reklam filmi çektirircesine kafa kesme eylemlerinin kısa filmlerini çektirip dağıtmaları da bugün gelinen noktayı anlamamızı sağlıyor.”

Bu örgütün gerçekte, uluslararası emperyalizmin İslâm aleyhine yürüttüğü karalama kampanyalarına malzeme çıkarmaktan başka bir işe yaramayan tutumunun arz ettiği tehlikeye olayların başlangıcında da dikkat çekmiştik. 

Cezayir’deki İslâmî harekete ağır darbeyi askerî cuntadan ziyade kısa adı GIA olan Silahlı İslâmî Gruplar adlı örgüt vurdu. Rejime karşı savaş iddiasıyla ortaya çıkan GIA’nın rejimin adamlarından çok silahsız, savunmasız halkı hedef alması dikkat çekiciydi. Fakat ondan çok, hemen yanı başında bir askerî karakolun bulunduğu bir yerleşim alanına GIA militanlarının rahatça baskın düzenleyebilmeleri ve karakola bilgi verilmesine rağmen askerlerin militanların işlerini bitirip kaçmalarına yetecek kadar süre geçtikten sonra olay yerine gelmeleri dikkat çekiyordu. 

Afrika’da İslâm’ın yayılmasını önleme ve misyonerlerin önlerini açma politikasına Boko Haram adlı örgütten daha iyi hizmet eden birilerinin çıkması herhalde mümkün olamazdı. Orta Afrika Cumhuriyeti’nde Müslümanlara karşı korkunç katliamlar gerçekleştiren hıristiyan Antibalaka gerillalarının kanlı saldırılarının üstü Boko Haram’ın insanlık dışı baskınlarıyla, birçokları Müslüman olan ve daha ergenlik çağına bile gelmemiş kız öğrencileri kaçırıp cariye pazarlarında satacağını ilan edecek kadar arsızlıkta ileri gitmesiyle örtüldü. Bu örgütün o çocukları cariye olarak satacağını duyurmasındaki asıl amacı ise Afrika toplumlarında İslâm’a meyledenlere “Sizin ilgi duyduğunuz İslâm işte budur” mesajı verme amacı taşıyordu. Böyle bir mesaj kimin işine yarar? Elbette, Afrika toplumlarını uluslararası emperyalizmin politikalarına teslim olmuş hıristiyanlara dönüştürmek için her yıl yüz milyonlarca dolar para akıtan misyonerlerin ve misyoner örgütlerini organize eden, ihtiyaç duydukları kaynakları sunan sömürgeci devletlerin. 

Kendini “İslam Devleti” olarak adlandıran ve daha çok IŞİD kısaltmasıyla tanınan örgütün kafa kesme manzaralarının ardından şimdi de yakaladığı esirleri kafeslere kapatıp yakma manzaralarını reklam filmi gibi çekip dünya kamuoyuna izlettirmesinin amacı ne olabilir? “İslam devleti gelirse yapacağı budur” mesajı vermek. Uluslararası emperyalizmin ve onunla işbirliği içindeki yerel yönetimlerin karalama ve yıpratma kampanyalarına bundan daha iyi malzeme çıkarılması mümkün müdür? 

İlk bakışta bu imaj öncelikle IŞİD aleyhinedir. Ama ona yön verenler açısından bu örgütün o kafa kesme ve insan yakma manzaralarıyla birlikte anılmasının rahatsız edici yanı yoktur. Asıl önemli olan bu manzaraların İslâm’la birlikte anılması ve henüz İslâm’ı yeterince tanımamış birinin zihninde bu dinin adı anılınca ilk akla gelen şeylerin işte bu vahşet manzaraları olmasıdır. Kurduklarını ileri sürdükleri devletin adını “İslâm devleti” koymaları da bunu sağlıyor. Zaten medya organları da onu artık çoğunlukla IŞİD kısaltmasıyla değil “İslam Devleti Örgütü” adıyla anmayı tercih ediyorlar. Arapça yayınlarda artık Türkiye medyasında hatalı bir şekilde DEAŞ’a dönüştürülen DAİŞ kısaltması tamamen terk edildi. Artık ister İslami kesime ister başkalarına ait olsun yayın organları bu örgütle ilgili haber ve yorumlarda hep “Tanzimu’d-Devle’l-İslamiyye” adını kullanmayı tercih ediyorlar. 

Bu örgüt Suriye sahasında boy göstermeye başladığında ben şahsen bunun Suriye direnişinin aleyhine olduğunu, Baas rejiminin de onun arkasında duran güçlerin de işine yarayacağını dile getirmiştim. O zaman telefonla arayıp itiraz edenler oldu. Ama ne yazık ki tahminlerimiz doğru çıktı. Çünkü Irak’ta işgale karşı verilen mücadeleyi içeriden yıkan da IŞİD’in ilk aşamasını oluşturan ve kendini Irak İslam Devleti diye adlandıran örgüt olmuştu.

yeniakit

Bu yazı toplam 627 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim