• BIST 107.041
  • Altın 143,274
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • Ankara 28 °C
  • İstanbul 31 °C
  • Konya 30 °C
  • Antalya 29 °C
  • Diyarbakır 34 °C
  • Erzurum 17 °C
  • İzmir 33 °C
  • Rize 25 °C

Kâbe kokulu kitap

Ahmet Varol

Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de Hz. Musa’ya hitabıyla ilgili şöyle buyurur: 

“(Allah) dedi ki: “Biz senden sonra kavmini imtihan ettik. Sâmirî onları saptırdı.” 

Devamında Hz. Musa (a.s.)’nın kavmine dönmesi, onları sorgulaması ve onların Samirî’nin kendilerini nasıl saptırdığı hakkında bilgi vermeleri, onun ifadesinin alınması ve saptırma yapmasından dolayı cezalandırılması hakkında bilgi verilir. Biz tümünün meallerini burada verirsek bize tahsis edilen köşenin tümünü doldurur. O yüzden okuyucularımıza Taha suresinin 85-97. âyetlerini mümkün olursa kısa tefsiriyle okumalarını öneriyoruz. 

Öğrencilik yıllarımızda Ankara’da bazen kitap almak için Hacıbayram’a giderdik. Namazlarımızı da Hacıbayram Camisi’nde kılıyorduk. Bu vesileyle hemen yanı başındaki Hacı Bayram Veli türbesinin önünden geçerdik. Türbe önünde ziyaretçiler için Yasin okuyan veya okunmuş Yasin satan şahıslar vardı. Bazıları, Yasin okuyup içine üflediklerini söyleyerek şişirilmiş balon satıyorlardı. Bazı teyzeler de onları satın alıp içindeki havayı türbeye püfletiyorlardı. Böylece türbeye bir Yasin okumuş oluyorlardı. 

Ama bazıları hazırına güvenmedikleri için Yasincinin başında durup okutuyorlardı. Kimileri normal hayatlarında başlarını örtmezken Yasincilerin yanında başlarını yarıya kadar kapatan bir örtü takıyorlardı. Yasinciler de normalde en az altı dakika alması gereken Yasin tilavetini ortalama bir dakikada tamamlayıp Hacı Bayram Veli’nin ruhuna hediye ediyorlardı. Teyzeler de genelde bu Yasin’leri bir sıkıntılarının kalkması, bir isteklerinin gerçekleşmesi için okutuyorlardı. 

Oysa böyle bir işlem başından sonuna kadar hurafedir, dinle ilgisi yoktur ve bir dileğinin olması için türbelerden yardım beklemek de şirktir. 

Şimdi de Ramazan kampanyalarında acayip hurafe setleri dağıtılması dikkatimizi çekiyor. Örneğin Kabe kokulu kitap diye birtakım kitaplar dağıtılması, Kabe kokusu diye bazı kokuların kutsanması, bazı şeylerin içinde 41 Yasin olduğu yahut 41 kez Yasin okunduğu iddiasıyla satılması veya promosyon olarak dağıtılması tamamen hurafedir ve dinle ilgisi yoktur. Bu tür işlemlerin Samiri’nin yaptığından da bir farkı yoktur. 

Her şeyden önce Kabe’nin kokusu yoktur. Güzel kokması için üzerine dünyanın değişik yerlerinden getirilen kokular genellikle de gül kokusu sıkılıyor. Bu kokuların Kabe üzerine sıkıldıktan sonra bir kâğıda veya beze aşması çok zordur. Aşsa bile hızla uçar. Uçmasa da bir kutsallığı, Isparta’nın gül kokusundan bir farkı olmaz. Ama muhtemelen Kabe üzerine sıkılan kokuların ham maddesinden üretilen bazı kokular insanlara Kabe kokusu diye yutturuluyor. 

Ama insanların bilgi yetersizliği bu tür hurafelerin din sömürüsünde kullanılmasına yarıyor. Gerçekte bu sömürüyü yapanların kendilerine gidip din görüşlerini sorsanız bir çoğunun dinle ilgilerinin olmadığını ve dini tamamen lüzumsuz saydıklarını görürsünüz. Fakat sömürü için dinle ilgisi olmayan hurafeleri, saçmalıkları din diye piyasaya sürmekten de çekinmezler. 

Tarihte bu tür hurafeciler her zaman olmuştur. Yayılması insanların rağbetine bağlıdır. Önüne geçilmesi için dinin iyi öğrenilmesi neyin dinin aslında yer aldığını, neyin de uydurma, hurafe olduğunu bilmek gerekir. 

Allah katında din İslâm’dır. İslâm ise Kur’an-ı Kerim’de bize bildirilmiş, bu kitapta yer alan uygulamaların hayata geçirilmesi konusunda örnekliği de Allah Resûlü (s.a.s.) yapmıştır. Dolayısıyla ben Müslümanım diyen kimsenin ölçüsünün Kur’an, örneğinin de kitabı getiren Allah Resûlü (s.a.s.) olması gerekir. Dolayısıyla kitap ve sünnet iki temel kaynaktır. Kim bu iki temel kaynağı bize doğru bir şekilde öğretirse onun söylediğini alırız. Kim de kasten bu iki temel kaynağa uymayan yanlış bilgi verir veya kasıtlı olmaksızın yanılırsa onun söylediğini de bırakırız. Çünkü Allah’ın kitabı beyyinedir, Resûlullah (s.a.s.) da onu bize açıklayan örnektir. İnsanların din diye uydurdukları, beyyineye dayanmayan ve Resûlullah (s.a.s.)’ın uygulamalarında bir örneği bulunmayan ama din diye piyasaya sürülen sözler ve uygulamalar ise bidat ve hurafedir. Beyyineye ve örneğe dayananın neyi niçin yaptığı konusunda delili vardır. Bidat ve hurafeleri sürdürenlerin ise bu konuda hiçbir delilleri olamaz, sadece dine iftira atmış olurlar.

yeniakit

Bu yazı toplam 288 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim