• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Ankara 5 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Konya 9 °C
  • Antalya 10 °C
  • Diyarbakır 5 °C
  • Erzurum -4 °C
  • İzmir 9 °C
  • Rize 7 °C

İsrail-Suriye pazarlığı

Ahmet Varol


Türkiye"nin, “Golan tepeleri karşılığında İsrail"le barış planı” olarak lanse edilen Suriye ile İsrail işgal devleti arasındaki arabuluculuk girişimi geçtiğimiz Nisan ayında gündeme gelmiş ve özellikle Arap medyasında bayağı tartışma konusu olmuştu.

Biz o zaman Yemen"den gönderdiğimiz bir yazıda konunun değerlendirmesini yapmış ve Golan Tepeleri"nin yeniden pazarlık aracı olarak ileri sürülmesinin arkasında askerî ve diplomatik hesaplar olduğunu ancak bir sonuç çıkması ihtimalinin pek bulunmadığını dile getirmiştik. (“Yemen"den Gündeme Bakış” başlıklı bu yazımızı Web sitemizde yani www.vahdet.com.tr adresinde bulabilirsiniz.)
Konunun gelişme süreci hakkında medyaya farklı iddialar yansıdı. Bazı kaynaklarda Türkiye"nin İsrail"den gelen öneriyi Suriye"ye ilettiği ileri sürülüyordu. Gelişmenin başlangıç sürecinde Arapça kaynaklarda öne çıkan iddia buydu. Türkiye"deki bazı kaynaklarda Suriye"nin arabuluculuk talebi olduğu ileri sürüldü. Ama bu bilgi kuvvetli ihtimalle yanlıştı. Çünkü arabuluculuk girişiminin başladığı dönemde daha çok İsrail işgal devletinin Suriye"ye yönelik atakları vardı. Bu ataklar önce askerî tehdit ve psikolojik yöntemlerle başladı sonra diplomatik yöntemlere dönüştü. İşte bu dönüşme sürecinde Türkiye"nin devreye girmesi sağlandı. Son zamanlarda yayınlanan bazı haberlerde ise Türkiye"nin devreye girmesinin ABD"nin istek ve işaretleri doğrultusunda gerçekleştiği iddia edildi. Biz de bu bilginin doğruluk ihtimalinin daha yüksek olduğunu düşünüyoruz. Sonuçta Türkiye"nin arabuluculuk girişiminin kendi bağımsız kararıyla değil dışarıdan gelen birtakım talepler ve yönlendirmeler doğrultusunda gerçekleştiği anlaşılıyor.
Arabuluculuk isteğinin İsrail ya da onu himaye eden dış güçler tarafından gelmiş olması ihtimali ise en yüksek ihtimal. Böyle olmasının sebebi de işgal devletinin bundaki çıkar hesaplarının çok daha yüksek olmasıdır. Ama gelişmeler bizim konu hakkında daha önce yazdığımız yazıda (Yemen"den Gündeme Bakış) dile getirdiğimiz tahminin yani bu girişimden pratiğe dönük bir sonuç çıkmayacağı öngörüsünün hâlen geçerli olduğunu gösteriyor.
Golan Tepeleri, Suriye"nin güneyinde yer alan ve Şam"ın Çamlıcası olarak nitelendirebileceğimiz Kasyun dağından görülebilen tepelerdir. Burası Siyonist işgal devleti tarafından 1967 Haziran Savaşı"nda işgal edildi. Siyonist devlet burayı 1981"de “İsrail” olarak gösterilen bölgeye ilhak ettiğini açıkladı. Ancak uluslar arası statüde bu ilhak kabul edilmediği için Suriye"ye ait ve işgal altında tutulan bölge olarak kabul edilmektedir. Ne var ki başta BM olmak üzere bu konuyla ilgilenmesi gereken uluslar arası kuruluşlar Siyonist devletin gasp ve ilhak uygulamaları karşısında fiili güç ve baskı araçlarını kullanmadığından resmiyetteki niteleme vakıayı değiştirmiyor.
İşgal devleti bölgeye Yahudi yerleşim merkezleri inşa etti. Şu an buralara yerleştirilen göçmen Yahudi sayısının 20 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. İşgal devleti ayrıca bölgeyi tarım amaçlı ve içme suyu kaynaklarından yararlanma amacıyla değerlendiriyor. İşgal devletinin kullandığı en önemli içme suyu kaynaklarından olan Taberiye gölünü besleyen kaynaklar Suriye"den işgal edilmiş bölgededir.
İşgal devleti açısından bölgenin en önemli yanı ise askerî ve stratejik cihetidir. Her şeyden önce tepeler çevrenin kontrol edilmesini sağlıyor. Dolayısıyla işgal devleti bölgeye yerleştirdiği teknik araçlarla kendisine yönelebilecek tehlikeleri erken tespit edebilecektir. Bu, hem yakın takip hem de riski uzakta tutma imkânı veriyor. Tepelerin iade edilmesi ise tehlikenin yakınlaşmasına yol açacaktır.
Bu gibi özelliklerinden dolayı genellikle Siyonist devletin buraları öyle kolay kolay teslim etmeyeceği yönünde yorumlar yapılıyor. Fakat teslim etmesi tümüyle de imkân ve ihtimal dışı değildir. Eğer mukabilinde elde edeceği çıkar çok daha büyük olursa teslim etmesi mümkündür. Nitekim yine 1967 Haziran Savaşı"nda işgal ettiği Sina Yarımadası"nı 1978 Camp David Anlaşması"nda teslim etmiştir. Fakat bu işi masaüstü pazarlıkla yapabilmesi için karşılığında elde edeceği çıkarın, vereceğinin en az iki katına tekabül etmesini ister. Bundan dolayı İsrail veya ABD"nin istekleri doğrultusunda arabuluculuk yapanların, Siyonist işgal devletinin taleplerini de bir paket şeklinde karşı tarafa sunmuş olmaları gerekir.
Filistin davası açısından ciddi olumsuzluklar içeren bu pakette neler olduğu hakkındaki bilgileri ve değerlendirmelerimizi de inşallah müteakip yazımızda sizlere sunacağız.

Bu yazı toplam 750 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim