• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Ankara 6 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Konya 11 °C
  • Antalya 18 °C
  • Diyarbakır 13 °C
  • Erzurum -6 °C
  • İzmir 18 °C
  • Rize 15 °C

İsra ve Miracı Anarken

Ahmet Varol

Receb ayının yirmi altısını yirmi yedisine bağlayan gece isra ve mirac gecesi olarak anılıyor. O yüzden bu hafta Cuma hutbelerinin konusu isra ve mirac gecesiydi. Ben de bu vesileyle isra ve mirac gecesi öncesinde konuyla ilgili bazı hususlara temas etmekte yarar görüyorum.

Tarihte yaşanmış önemli olayların yıl dönümleri münasebetiyle anılması, konuşulması ve taşıdığı mesajın hatırlanıp kazandırdığı bilincin yenilenmesi faydalıdır. Hz. Peygamber (s.a.s.)"in hayatıyla ilgili bazı önemli hadiselerin yıl dönümlerinde anılıp konuşulması çok daha öncelikli ve önemlidir. İsra ve mirac ise belki onun hayatında vahye muhatap olmasından sonra en önemli olaydır. Aynı zamanda Kur"an-ı Kerim"de zikri geçen özel konum ve anlama sahip bir hadisedir.
Ancak bu hadiselerin yıl dönümü kutlamalarının dindeki ibadetlere ilave edilmesi anlamına gelen geleneklerin, bu gecelere özel ibadet türleri geliştirilmesinin Kur"an ve sünnette dayanağı yoktur. İbadetlerde ise her zaman Kur"an ve sünnetteki deliller esas alınır. Bu konuda daha önce “iyiliğe teşvik için dine ilave yapılabilir mi?” başlığıyla, konu hakkındaki şer"î delilleri ve ilim adamlarımızın açıklamalarını derleyen bir araştırma dosyası hazırlamıştım. Kişisel web sitemizde mevcut olan bu dosyamızda konuya dair ayrıntılı bilgilere ulaşılması mümkündür.
Geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da isra ve miracın yıl dönümü münasebetiyle okunan Cuma hutbelerinde Mescidi Aksa"nın içinde bulunduğu durumdan söz edilmesinin tamamen ihmal edilmesi dikkat çekiciydi. Benim gittiğim camide okunan hutbe öyleydi. O camide de hocaefendinin hutbeyi Diyanet adına dağıtılan metinden okuması, resmî hutbe metinlerinde Mescidi Aksa"nın yine gündem dışı olduğu, ihmal edildiği kanaati uyandırdı. Belki bazı camilerde imam efendiler kendi karar ve çabalarıyla bu konuda cemaati bilgilendirmeye çalışmış olabilirler.
Oysa Mescidi Aksa konusunda toplumun bilinçlendirilmesi ve duyarlılığının artırılması çabalarında en önde giden kurumun Diyanet İşleri Başkanlığı olması gerekir. Türkiye"de resmi din politikasının kırılgan noktalarına dokunmamaya özenle dikkat etmelerini “reel politik” açıdan bir gerekçeye dayandırdıklarını kabul etsek de, Filistin"de siyonist işgalciler tarafından sürekli tehdit edilen Mescidi Aksa"ya sahip çıkma konusunda bu derece çekingen davranmalarına hiç anlam veremiyorum. Üstelik Hz. Peygamber (s.a.s.)"in çok özel yolculuğunda uğradığı bu mekânın adı o yolculuğun yıl dönümü münasebetiyle okunan hutbelerde sadece hadiseden söz eden âyeti kerimede ve mealinde zikrediliyor. Başka hiçbir yerde geçmiyor.
Bu caminin bugün siyonist işgalciler tarafından yahudi mabedine dönüştürülmesi yahut yahudilerle paylaştırılması için son derece tehlikeli adımlar atılması karşısında Müslümanların duyarlı hale getirilmesi çabalarının birinci mekânı camiler olmalı. İsra ve mirac olayının yıl dönümü münasebetiyle camilerde bu amaçla bir bilgilendirme ve bilinçlendirme kampanyası yürütülmesi gerekmez mi?
Mescidi Aksa"nın tevhit mücadelesinde ve peygamberlerin insanlara tevhit bilincini kazandırma çabalarında özel yeri vardır. Dolayısıyla orası bütün ümmetin birlikte sahip çıkması gereken bir emanettir. Yüce Allah, Kur"an-ı Kerim"de isra olayından söz ederken Hz. Peygamber (s.a.s.)"in Mescidi Aksa"ya getirilmesinin amacı “kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için” diye izah edilir. Bu âyetlerle kastedilen de orada geçmiş peygamberlerden kalan izler ve işaretlerdir.
İşgalci siyonistlerin bugün bu camiyi tevhidî kimliğinden uzaklaştırarak hurafelere dayalı uygulamaların icra edileceği mekân haline getirme girişimlerine Müslümanların birlikte karşı çıkacağı mesajının verilmesi için bu yıl isra ve miracın yıl dönümünü idrak edeceğimiz günleri aynı zamanda Mescidi Aksa günleri olarak değerlendirmemiz gerekir. Böyle bir kampanyanın geniş bir kitle üzerinde etkili olması ve bu kitlenin siyonist tehdide karşı duyarlı hale getirilmesi de ancak camilerde yürütülmesiyle mümkün olabilir. Buna da Diyanet İşleri Başkanlığı"nın öncülük etmesi gerekir.
Bu konudaki ihmallerin artık görülmesini, eksiklerin giderilmesini ve mirac gecesinde Mescidi Aksa"ya sahip çıkılması için atak yapılmasını bekliyoruz.

yeniakit

Bu yazı toplam 975 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim