• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Ankara -4 °C
  • İstanbul 5 °C
  • Konya -6 °C
  • Antalya 5 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Erzurum -26 °C
  • İzmir 3 °C
  • Rize -2 °C

İslâmî Hareket’e yasak

Ahmet Varol

Filistin’de “İslâmî Hareket” adıyla faaliyet yürüten hareket, Şeyh Raid Salah’ın liderliğindeki bir siyasi akımdır. Haber kaynaklarında genellikle 1948 İslâmî Hareketi olarak isimlendirilmesinin sebebi ise 1948’de işgal edilmiş bölgelerdeki Filistinliler arasında faaliyet yürütmesidir. Bu isimlendirme de siyasi bakış açısıyla ve tanımlamayla ilgilidir. Filistin’in 1948’de işgal edilmiş bölgesi uluslararası mekanizmada “İsrail” olarak tanımlanıyor. Fakat Filistin’deki İslâmi oluşumların tümü Filistin’in bir bütün olduğu ve bu topraklar üzerindeki siyonist sultanın tamamının işgal olduğu konusundaki ilkesel tavrını değiştirmedi. O yüzden “İsrail” tanımlaması yerine “1948’de işgal edilmiş bölge” tanımlamasını tercih ediyor. O bölgede yürütülen çalışmaları tanımlamada da “1948 bölgesi” tamlamasını kullanıyor. 

Siyonist rejim ise 1948’de işgal edilmiş bölgede yaşayan Filistinlileri “Arap azınlık” olarak tanımlıyor ve kendilerine “İsrail vatandaşı” kimliği veriyor. Aynı zamanda İsrail yasalarına göre siyasi faaliyet yapmalarına ve seçimlere girmelerine hak tanıyor. 

Bu bölgedeki Filistinliler de İsrail yasalarının tanıdığı haktan yararlanarak siyasi parti veya siyasi partiyle aynı statüye sahip teşkilat kurarak faaliyet yürütüyor ve yerel ya da genel seçimlere giriyorlar. İslâmî Hareket de yıllardan beri bu isimle faaliyet yürüten bir siyasi harekettir ve İsrail yasalarına göre siyasi çalışma yapıyor. İlkesel olarak genel seçimlere girmeyi reddetmekte ancak özellikle Filistinlilerin çoğunlukta olduğu bölgelerde yerel seçimlere girmektedir. Ummu’l-Fahm şehri başta olmak üzere bazı şehirlerde de belediye yönetimlerini kazandı. Resmî adı da 1948 İslâmî Hareketi değil sadece İslâmî Hareket’tir. 1948 tamlaması yukarıda ifade ettiğimiz üzere ayrıştırma amacıyla kullanılıyor. 

Bu hareket siyonist işgali reddetmekle birlikte faaliyetleri kitlesel tabana yönelik bilinçlendirme ve siyasi çalışmalardan ibarettir, fiili eylemlerle bağlantısı yoktur. O yüzden işgal rejimi yasalarına göre mahkeme kararıyla kapatılması için gerekçe gösterilemediğinden doğrudan hükümet kararıyla kapatıldığı açıklandı. 

İşgal hükümeti bu kararıyla başta kendi yasalarını çiğnemiştir. Dolayısıyla gerçekte işgal mahkemelerinin kendi yasalarını uyguladıklarını ortaya koyabilmeleri için öncelikle bu yasaları çiğneyen hükümeti cezalandırmaları ve verdiği kapatma kararını ilga etmeleri gerekir. Bu husus yahudi kesimin kurduğu insan hakları örgütlerinin açıklamalarında da dile getirildi ve Netanyahu hükümetinin İslâmî Hareket’i kapatma kararının yasaları ihlal ettiği vurgulandı. 

Ancak tüm totaliter zulüm rejimlerinde olduğu gibi Filistin toprakları üzerinde gerçekleştirilen gayri meşru işgalle kurulmuş siyonist rejim açısından da yasalar sadece zulüm uygulamalarına dayanak ve gerekçe oluşturmak içindir. Görünüşte yasalar yönetilenler için olduğu gibi yönetenler için de bağlayıcıdır. Ama bu iddia gerçeği yansıtmaz. Özellikle tepedekilerin istedikleri zaman yasaları rafa kaldırma ya da geçersiz sayma yetkileri vardır ve bu yetkilerini kullandıkları zaman yargı mekanizmasının en üst kurumu tarafından dahi itirazda bulunulması söz konusu değildir. 

Siyonist rejim, 1948’de işgal edilmiş bölgedeki İslâmî Hareket’i kapatmak için Fransa’daki eylemlerin oluşturduğu havadan yararlandı. Bu husus kapatma kararıyla ilgili yorumlarda özellikle vurgulanıyor. İşgal rejiminin bu tür fırsatları değerlendirdiği biliniyor. 

ABD Dış İşleri Bakanı John Kerry’nin Fransa’daki olaylardan önce yaptığı ziyarette işgal rejimi başbakanı Netanyahu’yla yaptığı görüşme ve anlaşmanın da bunda etkisi olduğu söyleniyor. Bu doğru olabilir. Ama Netanyahu’nun kararı açıklamayı Fransa’daki olaylardan sonraya ertelemesi yine de bir dumanlı havayı gözlediğini ve fırsat ortaya çıktığı zaman da hemen değerlendirdiğini gösterir. 

Ancak işgalcinin böyle bir karar alması gerçekte Kudüs intifadası karşısında ciddi şaşkınlık yaşadığını ortaya koyuyor. Çünkü böyle bir karar onun lehine değil tamamen aleyhinedir. İslâmî mücadele Filistin topraklarının her tarafında bir vakıadır ve kapatma kararları onu yok edemeyeceği gibi gücünü de zayıflatamaz. Belki çalışmalarında işgalciyi daha fazla zorlayacak alternatiflere yöneltebilir.

yeniakit

Bu yazı toplam 173 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim