• BIST 1.104
  • Altın 464,454
  • Dolar 7,2205
  • Euro 8,5071
  • Ankara 27 °C
  • İstanbul 29 °C
  • Konya 26 °C
  • Antalya 31 °C
  • Diyarbakır 34 °C
  • Erzurum 24 °C
  • İzmir 31 °C
  • Rize 23 °C

"İslam’da Din Adamı Yoktur"

"İslam’da Din Adamı Yoktur"
İsâm dininde ve kültüründe rahip ve ruhbanlık (dünyayı, aile hayatını terketmiş, kendini dine ve mabet hizmetine vermiş bir din adamları sınıfı) yoktur.

İsâm dininde ve kültüründe rahip ve ruhbanlık (dünyayı, aile hayatını terketmiş, kendini dine ve mabet hizmetine vermiş bir din adamları sınıfı) yoktur. Bir Müslüman fert hem dünya hayatını -dinin emir ve yasaklarına uyarak- yaşar, hem de ibadetini yapar, imamlık, müezzinlik, vâizlik, müftülük gibi dini hizmetleri yerine getirir. İmam örneğinden hareket edersek o bile, Hristiyanlık'taki manada “din adamı” değildir; çünkü imam olsun, cemaat olsun bütün Müslümanlar, dünya hayatlarını da Allah'ın buyruklarına göre yaşamaya çalışırlar. Bugün bazı dini görevlerin meslek haline gelmiş olması, bu görevlerin aksamasını önlemek zaruretine dayalı olarak sonradan icad edilmiştir. Aslında ibadet olan dini görevlerin ücretsiz olarak ifa edilmesi, bu görevler yüzünden maişetini kazanamayacak olanların geçimlerinin ise devletçe sağlanması gerekir.
İslâm kültüründe hoca vardır. Hoca din öğreticisi ve eğiticisidir; evlenir, aile kurar, halktan ayrı bir sınıf teşkil etmez. Allah Resulü (s.a.) hayatta iken O'nun emri ile din eğitim ve öğretimi başlamış, bilenler bilmeyenlere öğretmiş, hocalık etmişlerdir. Bu bilen, öğreten ve eğiten kimselerin unvanı önce okuyanlar mânâsında “kurrâ”, bilenler mânâsında “ulema”, dini anlayanlar ve anlatanlar mânâsında “fukahâ”, Müslümanların dinî meselelerini delillerinden çıkarıp açıklayanlar mânâsında “müctehidûn” olmuş, sonra da her Müslüman kavim kendi dilinde bu mânâyı ifade eden kelimeler bulmuşlardır. Müslüman Türk kavimlerinin bu mânâda kullandıkları kelimelerden biri de hocadır.
İslâmda hocalar ruhban değildir, ama bu dinin şeriatı vardır; şeriat sadece hocaların değil, İslâm'a tüm inananların Allah ile ibadet ve inanç ilişkilerini düzenlediği kadar insanların birbirleri ile ferdî ve ictimaî ilişkilerini de çerçeve ve kısmen detay olarak düzenlemekte, kaide ve müeyyidelere bağlamaktadır; bu ilke, düzenleme, kaide ve müeyyidelerin bütününe “şeriat” ismi verilmektedir. Özetle Kur'an ve Sünnet var ise şeriat da vardır.
İslam dini insanları kan, kavim, ekonomik durum, soy-sop, cinsiyet, dini selahiyet ve ödevler...bakımından sınıflara ayırmıyor; tabiî farklılıkları “fırsat, mükâfat ve ceza” bakımından peşin bir imkan, sonradan elde edilen farklılıkları da değişmez ve başkaları tarafından edinilemez birer imtiyaz sebebi olarak değerlendirmiyor, görmüyor, kabul etmiyor. Durum böyle olunca da, diğer müminlerden, dini ödevleri ve yetkileri bakımından farklı bir “din adamı” sınıfına yer vermiyor. İslam'da âlim ve cahil, salih ve fasık, iyi ve kötü insanlar vardır; bunların tamamı insan iradesini aşan bir dayatma sonucu oluşmamıştır; insanın iradesine ve çabasına bağlıdır. Herhangi bir konuda alim ve uzman olan kişi, o konuda başkalarından farklı ehliyet ve yetkiye sahip olur; ancak bu kapı herkese açıktır.
İslam'da din adamı olmadığına göre, din görevlilerine, ilahiyatçılara, cemaat ve tarikat önderlerine “din adamı” demek “meşhur olmuş yanlış”lardan birini teşkil eder. Din alanında diğerlerine göre daha fazla tahsili ve bilgisi olan bir kimse bu bilgisine ve tahsiline dayalı olarak cami hizmetinde ve din eğitiminde öncelik elde eder.
İslam'da bir kimsenin halife, hakim, komutan, imam, müezzin, vâiz, müftü… olabilmesi için herkese açık olan bazı vasıfları elde etmiş olması gerekir. Bu vasıfların ise başında yeterli din ve dünya (alan) bilgisi ile güzel ahlak vardır.
Devlet başkanı (halife, imam, emîrülmüminîn) hazır olduğunda cemaate o imamlık yapar. Halifenin bulunmadığı bir yerde bir cemaat namaz kılacağında bakılır; içlerinde bilgisi, güzel Kur'an okuma melekesi ve saygınlığı önde olan öne geçer, imam olur ve cemaatle namaz kılınır. Ordu da genel olarak komutan, aynı zamanda cemaatle namazda imamdır…
Böyledir çünkü İslam'da Allah'ın hakkı ile kralın hakkı birbirinden ayrılmamıştır; bütün haklar ve vazifeler Allah'ın vahyi ışığında belirlenir.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Şeyh Ahmed Yasin'in Şehadet Yıldönümü22 Mart 2020 Pazar 13:00
  • Üç Aylar: Receb, Şaban ve Ramazan...25 Şubat 2020 Salı 09:34
  • Malcolm X'in Şehadet Yıldönümü21 Şubat 2020 Cuma 12:36
  • Abbas Musavi'nin Şehadet Yıl Dönümü17 Şubat 2020 Pazartesi 15:07
  • Hasan El Benna ve İmad Muğniye'nin Şehadet Yıldönümü12 Şubat 2020 Çarşamba 15:00
  • ŞEHADET AYINDAYIZ04 Şubat 2020 Salı 11:01
  • Şehid Şeyh İzzeddin Kassam'ın Şehadet Yıldönümü18 Kasım 2019 Pazartesi 15:32
  • Ömer Muhtar'ın Şehadet Yıldönümü16 Eylül 2019 Pazartesi 12:14
  • Kerbelâ'da Şehid Olan 72 Yiğit09 Eylül 2019 Pazartesi 16:27
  • Fuzûlî ve Kerbelâ09 Eylül 2019 Pazartesi 13:00
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim