• BIST 89.695
  • Altın 145,930
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • Ankara 5 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Konya 10 °C
  • Antalya 16 °C
  • Diyarbakır 15 °C
  • Erzurum 3 °C
  • İzmir 13 °C
  • Rize 8 °C

İslamcıların NATO ve Emperyalizm İle Sınavı ve Eylem Birliğinin...

Nureddin Şirin

İslamcıların NATO ve Emperyalizm İle Sınavı ve Eylem Birliğinin Taşıdığı Anlam

Sol ve İslami kesimden değişik parti, sivil toplum kuruluşu ve öncü şahsiyetin ortak girişimiyle oluşturulan “Emperyalizme ve NATO"ya Karşı Eylem Birliği” 1 Mart'ta düzenlediği ortak basın açıklamasıyla deklarasyonunu kamuyouna açıklamış, ilk eylemini de 2 Mart"ta Taksim"den Dolmabahçe"ye yaptığı yürüyüşle ortaya koymuştur.

"Eylem Birliği"nin emperyalizm ve NATO karşıtı eylemlerini sürdüreceği, bunun yanı sıra bu birliğin aynı hedef ve konsepti paylaşan diğer tüm oluşumlara da açık olduğu, genişleyerek yoluna devam edeceği belirtildi.

Türkiye tarihinde bir yönüyle ilk olan bu girişim; bir noktada sol devrimci çevrelerle İslami kesimlerin "ilkeli, kalıcı ve uzun soluklu eylem birlikteliği"ni ifade ettiği gibi, diğer yandan da "İslamcıların emperyalizm ve NATO ile tarihi sınavı"nı ortaya koymaktadır.

Öncelikle, sol devrimcilerle İslamcılar arasındaki bu birlikteliğin ilkesel anlamdaki dayanakları üzerinde durmak istiyorum.

Bizler bu birlikteliğe emperyalizm ve NATO karşıtı küresel mücadele bilinç ve sorumluluğumuzu kuşanarak girdik. Bu sorumluluk, hangi inanç ve ideolojik temelde olursa olsun insani temelde yeryüzünün tüm özgür insanlarının ve halklarının ortak iradesidir.

Birileri İslamcıların sol devrimcilerle bir araya gelerek ortak bir irade ve girişim ortaya koymasının İslami esaslarla nasıl uyum gösterdiğini sormaktadır.

Bu sorunun cevabını Rabbimizin Kur"an"daki şu beyanında buluyoruz:

لَا يَنْهَاكُمُ اللَّهُ عَنِ الَّذِينَ لَمْ يُقَاتِلُوكُمْ فِي الدِّينِ وَلَمْ يُخْرِجُوكُم مِّن دِيَارِكُمْ أَن تَبَرُّوهُمْ وَتُقْسِطُوا إِلَيْهِمْ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُقْسِطِينَ “Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever.” (Mumtehine 8)

Bu ayet bizim birinci kalkış noktamızdır.

Yani, müslümanlar olarak bizler, kendileriyle farklı inanç ve ideoloji temellerde de olsak, dinimize karşı düşmanca bir tavır içine girmeyen, Müslümanlara saldırıp onları yurtlarından çıkarma durumunda olmayan her kesim ile insani ve ahlaki temelde işbirliği, dayanışma ve yardımlaşma içinde olabiliriz. Dolayısıyla, farklı ideoloji ve inanç mensuplarıyla yan yana gelip ortak bir girişim içinde bulunmamız bu esas ekseninde olmaktadır.

Bugün, "büyük şeytan Amerika"nın başını çektiği küresel emperyalizm ve onların "savaş, işgal, yıkım ve katliam makinası NATO"ya karşı insani temelde işbirliği yapmak her şeyden önce Kur"an-ı Kerim"in öngördüğü bir sorumluluktur.

Yine birileri bu birlikteliği, bölgemizde Suriye"de yaşanan süreçle ilişkilendirerek, konuyu spekülatif bir zemine sürüklemek istemektedir.

Eğer günümüzde küresel emperyalizmin varlığı ve yeryüzü coğrafyasındaki saldırganlığı tek başına "Suriye" konusu ile sınırlanacak bir konu ise, bu görüşü ileri sürenler haklı olabilirler.

Ancak herkes biliyor ki, emperyalizm ve NATO karşıtlığı, başta Amerikan emperyalizminin Ortadoğu"ya yönelik sömürgeci politikalarına, Büyük Ortadoğu projelerine yönelik bir direnci ifade ettiği gibi, Balkanlar"dan Latin Amerika"ya, Asya"dan Afrika"ya emperyalizmin tüm varlığına yönelik bir direnci yansıtmaktadır. Dolayısıyla emperyalizm karşıtlığı, yeryüzünün tüm özgür halklarının yanında, sömürü, zulüm, işgal, tecavüz, katliam ve yıkımlara karşı insanlık onurunun gür bir sesidir.

Burada bir hatırlatmada bulunmak gerekir.

Siyonist rejim güçleri Gazze"ye yönelik katliamlarını başlattığında dünya çapında en onurlu tepkisini verenlerin başında Venezzuella devleti gelmiştir. Venezzuella"nın sosyalist devlet başkanı Hugo Chavez, ülkesindeki siyonist rejim elçiliğini kapatıp elçiyi de kovmuştur.

Ancak başlarında “Müslüman” (!) kimlikli kişilerin bulunduğu nice İslam ülkesi ise, siyonist rejimin bu barbarca saldırıları karşısında kılını bile kıpırdatmamış, siyonist katliamlar karşısında sessizliğe bürünmüştür.

Şimdi bakın Latin Amerika ülkelerine; sosyalist liderler tarafından yönetilen Küba"ya, Venezzuealla, Bolivya ve Nikaragua"ya bakın, bir de Washington"un emrinden dışına çıkmayan sözde Müslüman kılıklı kralların, sultanların ve meliklerin yönettiği İslam ülkelerine bakın. İnsanlık onuru açısından hangisinin yanında yer alırsınız; hangisiyle ortak bir düzlemde buluşursunuz..?

Aynı şekilde bugün ülkemizde veya diğer İslam ülkelerinde birtakım kanaat önderlerinin, alim, akademisyen ve siyasetçilerin, hatta birtakım İslami hareket mensuplarının (!) Amerika ve NATO ile kirli bir işbirliği geliştirmesi, bunun köşe taşlarını döşeyip zihinlerde bir meşruiyet zemini oluşturmaya çalışması ile sol devrimcilerin Amerikan emperyalizminin İslam ülkelerine yönelik saldırganlığı karşısında tepkilerini yükseltmesi arasındaki farkın ne anlama geldiğine siz karar verin...!

Günümüzde, bazı hocaların da fetva desteğiyle birtakım Müslümanlar eliyle İslami camianın NATO"nun işgal, saldırı, katliam ve yıkım planları karşısında etkisizleştirilmesi sürerken, sol devrimcilerin NATO ve Amerikan emperyalizmi karşısında direnişlerini yükseltmelerinin ortaya koyduğu ayrımı nereye oturtacağız..?

Ve yine, siyonist rejimin savunulması ve korunması amacıyla ülkemize getirilip konuşturulan füze kalkanları ve Patriotlara karşı öfke ve tepkilerini yükseltenlerin kimler olduğuna bir bakalım; şimdi söyler misiniz, “onurlu duruş”u kimler ifade ediyor? Sözde "dindarlık" gösterisinde olanlar mı, kendilerini dinin dışında gördüğümüz insanlar mı..?

Bundan 35 yıl önce “Amerika"ya ölüm” diye haykırdığımızda sözde dindar sağcı-muhafazakarların bizleri “yeşil komünist” olmakla suçlaması ile, bugün de bazı “İslamcı”ların (!) bizleri "komünistlerle işbirliğine girmek"le suçlaması arasında bir fark var mı..?

Altını çizerek vurgulayalım ki, bizim Amerikan karşıtlığımız salt politik bir tepkisellik değil, akidemizin ve ibadetimizin bir parçasıdır.

Bundan 25 yıl önce yayınladığımız "Şehadet" adlı derginin kapağına “Amerika ile savaş en büyük ibadettir” diye yazmıştık. Bu inancımız ve duruşumuz hiçbir zaman değişmedi. Amerika hiç değişmedi ki biz de duruşumuzu değiştirelim. Aksine bu büyük Şeytan, her geçen zaman daha da saldırganlaşmakta ve İslam topraklarında emsali görülmemiş işgal, yıkım ve katliamları gerçekleştirmekte, Afganistan ve Irak işgallerinin yanında Amerikan emperyalizmi Pakistan, Afganistan, Somali ve Yemen"de insansız savaş uçakları ile katliamlarını kesintisiz sürdürmektedir.

Bu gerçeklik ışığında ABD emperyalizmi ve NATO"nun karşısında İslami bir bilinç ve duyarlılıkla öfke ve tepkileri ortaya koymaktan daha onurlu bir davranış var mıdır?

Eğer bizim bu tepkimizi sol devrimcilerle birlikte ortaya koymamız birilerini rahatsız ediyorsa, onları bu birlikteliğin içine katılmaya değil, bunun dışındaki birlikteliklerle emperyalizm ve NATO karşısında seslerini yükseltmeye, zamanın Firavunu büyük şeytan Amerika"ya tepki ve öfkelerini göstermeye davet ediyoruz.

Zira onurlu bir Müslüman olmanın kriteri, şu veya bu her hangi bir birliktelik içinde olup olmamakta değil, emperyalizm ve NATO"ya karşı güçlü bir tepki gösterip göstermemektedir.

Bu kriter günümüz gerçekliğindeki "Amerikancı İslam" ile "devrimci İslam" arasındaki farkı ortaya koyar.

Biz insanlara ırklarının, kökenlerinin, inançlarının, felsefi düşünceleri ve ideolojilerinin ne olduğunu sormuyoruz; hangi, ırk, köken, inanç ve ideolojik yapıyı ifade ederse etsin, herkese şunu soruyoruz:

"Nerede duruyorsun? Amerika'nın emperyalist projelerinin karşısında mısın, yoksa yanında mı..? Bu projelere karşı direniyor musun, yoksa tepkisiz mi kalıyorsun? Varlığın, sözlerin ve amellerin ABD emperyalizminin işine mi yarıyor, yoksa onun dişlerini mi kırıyor?"

Bu soru aynı zamanda herkes açısından "onur" ile "zillet" arasındaki ayrımı da gösterir.

Bizler "devrimci İslam"ın bayrağını emperyalizm ve NATO'ya karşı savaş sahnesinde kaldıracağız! Bizler öfkelerimizi bu küresel firavunların üzerine sağanak sağanak yağdıracağız! Bizler sıkılmış yumruklarımızı "Allahuekber" feryadlarımızla bu haydut ve teröristlerin ağzına vuracağız! Bizler, emperyalizm, siyonizm ve kapitalizmin tüm sultası yeryüzünden sökülüp atılıncaya kadar siperlerimizde kalacağız!

Ve bizler, yaşadığımız bu topraklarda ABD üsleri, NATO radarları ve füzeleri var olmaya devam ettikçe, tüm devrimcilerle ve özgür yüreklerle birlikte omuz omuza bağımsızlık, özgürlük ve onur mücadelemizi sürdüreceğiz..!

Ve herkese şunu söylüyoruz:

İster şurada isterse burada olun ve istediğiniz yerde bir araya gelin; ancak emperyalizmin azgınlığına, NATO adlı işgal ve katliam şebekesine karşı tepkilerinizi ortaya koymuyor, yumruklarınızı sıkmıyor ve feryatlarınızı yükseltmiyorsanız, o zaman da İslam"dan, onurdan, adalet ve insanlıktan söz etmeyin...!

İşte bizim emperyalizm ve NATO"ya karşı devrimci sol ile oluşturduğumuz birlikteliğin anlamı budur.

Bizim bu birlikteliğimizi en güzel bir şekilde anlamlandıran da Sayın Atasoy Müftüoğlu ağabeyimizin, "Eylem Birliği Deklarasyonu"nun kamuoyuna açıklanışı sırasında yaptığı şu konuşmadır:

“NATO"nun kuruluş gerekçesinin yıllar önce ortadan kalktığını biliyorsunuz. Önce NATO zorbalıklarını sürdürebilmek için yeni gerekçeler bulmakta bir takım yalanlarla, bir takım spekülasyonlarla, bir takım sahte gerekçelerle yeni zorbalıklar için bir takım gerekçeler oluşturmayı başarmıştır.

NATO, küresel emperyalizmin Amerikan emperyalizmin ve militarizminin bir parçası halindedir. Şunu unutmamak ve hatırlamak gerekiyor: NATO "nun yeni stratejisi birincisi, bölgede hiçbir ülkenin İsrail"den daha güçlü olmasına geçit vermemek. İkincisi, yine bölgede siyasal İslam"ın bir şekilde etkisiz hale getirilmeye sağlamaya yöneliktir. Bütün bu stratejiler dünya kamuoyunun bilgisi altında cereyan ediyorken toplumlarımızın bu şekilde sessiz kalmalarının mazur görülebilir, anlayışla karşılanabilir bir gerekçesi yoktur.

Bütün bunlar neyi düşüneceğimize nasıl düşüneceğimize neye muhalefet ve neye muvafakat edeceğimize bizim kendi irademizle değil, emperyal bir iradenin kararıyla ve medya uyuşturucuları yoluyla buna karar veriliyor olmasıdır. Dolayısıyla bizim kendi inançlarımız doğrultusunda tercihler yapma özgürlüğünü kazanmamız gerekiyor.

NATO her gün bizim bir tarafımızı öldürüyor, katliamlara tabi tutuyor İnsansız hava uçaklarının Afganistan"da, Pakistan"da ve diğer pek çok yerde ne tür katliamlar işlediğini biliyorsunuz, bütün bunlara karşı kayıtsız kalan bir vicdana “Vâ hayf┠“vâ esef┠yani “yazıklar olsun” diyorum. Bizim sürekli olarak bir evrensel bilinci ve ufku ve tavrı ve tarzı ayakta tutmamız gerekiyor dolayısıyla bu girişimi tebrik ediyorum takdir ediyorum ve bu girişimin yoğunlaşarak yolunu devam ettirmesini diliyorum.”

2 Mart"ta Taksim"den Dolmabahçe"ye yürüyerek attığı slogan ve yaptığı konuşmalarla misyonunu, kimliğini yalın bir şekilde ortaya koyan “Emperyalizm ve NATO"ya Karşı Eylem Birliği” Atasoy ağabeyin ifadesiyle yoğunlaşarak, genişleyerek çok daha büyük eylemselliklerle yoluna devam edecektir...

Aynı duyarlılığı ve sorumluluğu kuşanan tüm anti-emperyalist oluşumları eşit temelde bu eylem birliğine katılmaya, dünyanın diğer anti-emperyalist girişimleriyle de birleşerek, "emperyalizm ve NATO"ya karşı küresel bir direniş cephesi" oluşturmaya davet ediyoruz.

 

velfecr

Bu yazı toplam 1261 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim