• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Ankara 22 °C
  • İstanbul 26 °C
  • Konya 23 °C
  • Antalya 27 °C
  • Diyarbakır 27 °C
  • Erzurum 16 °C
  • İzmir 30 °C
  • Rize 25 °C

İslâm dünyasından notlar -3

Ahmet Varol

• Uzun süredir Cuma namazlarında Mescidi Aksa’ya giriş için yaş sınırlaması getiren ve bunu kutsal mabedin etrafında oluşturduğu asker ve polis kuşatmasıyla sıkıca uygulayan siyonist işgal rejimi son Cuma namazında tüm yaştakilerin girişine izin verdi. Normalde Mescidi Aksa üzerinde hiçbir meşru yetkisi olmayan işgalci böyle bir yasağı tamamen eşkıya yöntemiyle uyguluyor. Fakat son dönemde bu mabedi hedef alan insanlık dışı saldırılarının şiddetlenmesine tepkilerin artması sonucu havayı yumuşatma amacıyla yaş sınırlamasını kaldırdığı tahmin ediliyor. 

Ancak işgalcinin yaş sınırlamasından vazgeçmesi elbette kendi insaf ve iyi niyetinden değil Aksa murabıtı Kudüslülerin ve tüm Filistin halkının kararlı duruşundan ileri geliyor. Bunun yanı sıra Mescidi Aksa’da yaş sınırlamasını kaldıran işgalcinin öbür tarafta Kudüs’ün kenar semtlerinden ve dışından gelenleri engellemek amacıyla askerî barikatlar oluşturduğunu, bazı yerlerde barikatları aşmaya çalışan gençlerle çatışmalara girdiğini, birçoklarını attığı gaz bombalarıyla yaraladığını ve tehlikeli anlar yaşamalarına neden olduğunu unutmamak gerekir. 

 Siyonist rejimin en çok gözünü korkutan da Filistinlilerin, özellikle işgalci asker ve polisleri hedef alan bireysel eylemleri oldu. İşgal güçlerinin Mescidi Aksa’yı basarak kadınlara ve namaz kılanlara saldırması, mushafları yerlere savurması sonrasında Kudüs, el-Halil ve Tel Aviv başta olmak üzere işgal altındaki birçok şehirde işgalci askerleri, polisleri ve yerleşimcileri hedef alan bireysel eylemler oldu. Bu eylemlerde asker ve polislerden birkaç kişi öldürüldü. Yine çoğunluğu asker ve polislerden oluşan onlarca kişi de yaralandı. Eylemcilerden bazıları şehit edilirken bazıları tutuklandı. Ama kaçmayı başaranlar da oldu. Siyonist rejim bu eylemleri gerçekleştirenlerin ailelerinin evlerinin yıkılacağı tehdidinde bulunduğu halde önüne geçemedi. Eylemlerden gözü korkan işgalcinin, baş hahamın da nasihatiyle şimdilik havayı yumuşatma yoluna gittiği görülüyor. Ama onun bu tür taktiklerine asla itibar etmemek gerekir. Çünkü böyle iki adım ileri bir adım geri oyununu şimdiye kadar her zaman oynadı. Kesin ve tek çözüm işgalin son bulmasıdır.

 BM raporuna göre Irak ve Suriye’de 13.6 milyon insan evini terk etmek zorunda kaldı. Bu kadar insanın evini terk etmek zorunda kalması ekonomik yönden de büyük bir külfet ve problemi beraberinde getiriyor. Çünkü o insanlar gittikleri yerde evsiz, geçim kaynaklarından yoksun ve işsiz bir şekilde hayatlarını idame ettirmek zorunda kalıyorlar. Küresel güçler ise zulmün son bulması, insanların yeniden evlerine dönmelerinin yollarının açılması için herhangi bir girişimde bulunmayı değil kendi çıkarlarını garantiye alacak siyasi alt yapıyı oluşturma amaçlı stratejik savaşlar vermeyi tercih ediyorlar. Bu savaşlar ise evlerini barklarını terk eden insanların gittikleri yerde de can güvenliğinden yoksun kalmaları sonucunu doğuruyor. 

 ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel’in Esed rejimini IŞİD’e karşı mücadelenin bir parçası olarak gördüklerini söylediğine dair haberler ABD basınında yer aldı. Bu açıklama uluslararası zulüm ağının, Suriye’deki zulmü desteklemede ittifak halinde olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. IŞİD ise Baas zulmünü meşrulaştırmanın ve yaptığı onca katliama rağmen desteklemenin bahanesi yapıldı. Dikkatleri IŞİD tehlikesi üzerine çekip dört yıla yakın bir süredir insan doğrayan, yerleşim alanlarını düzleyen, insanları evlerini terke zorlayan ve bir ülkeyi tamamen kan gölüne çeviren vahşi zulmü desteklemek, hatta onu IŞİD’le mücadelenin bir parçası olarak görmek devlet çıkarının olduğu yerde insana hiçbir değer vermeyen anlayışın vahşette nerelere varabildiğini açıkça gösteriyor. Dün Baas vahşetini desteklerken ABD oyununu bahane edinen İran ile bugün Baas’ı IŞİD’e karşı mücadelenin bir parçası olarak gören ABD’nin ittifak halinde olmaları da “yok aslında birbirinizden farkınız” dememizi haklı kılıyor. 

ABD Başkanı Obama ise IŞİD’in tasfiyesi için Esed rejiminin devrilmesinin gerekebileceği iddiasında bulunmuşmuş. Böyle bir numara açıklaması ise birinin sağ gösterip diğerinin sol vurmasına benziyor. Kimin sağ gösterip kimin sol vurduğunu ise pratikte izlenen siyaset gösteriyor.

yeniakit

Bu yazı toplam 501 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim